Geceyi Çayır Köyü´nde geçirdik
Şafak Köksal´ın bu cinayeti nasıl ve neden işlemiş olabileceğini araştırdım.
Köylü iki aile arasında yaşanan polemikleri kavgaları biliyor.
Rafet Çınar köyün muhtarı.
Onunla da uzun uzun konuştuk.
Şafak Köksal´ın kendisinden ayrılmak isteyen eşiyle birlikte ailesinden 5 kişiyi katletmesinin perde arkasında çok basit nedenler var.
Eşinin kendisinden ayrılmak istemesinden de öte nendeler bunlar.
Eşler daha önce yaşadıkları kavgadan sonra jandarma´ya götürüldüklerinde olayın devamında yaşanabilecekleri sanırım pek irdelenmemiş.
Sıradan kavgalardan biri olarak değerlendirilmiş olmalı ki bu katliam önlenememiş.
İki eş arasında yaşanan kavgalara her zaman üçüncü isimler müdehale eder.
Hele hele bu köy yerindeyse.
Mahallenin tüm kadınları dedikodu makinesine dönüşebilir.
Bu da insanları gerdikçe gerer.
Burada da böyle bir durum söz konusu.
Jandarma Komutanı yeri geldiğinde iyi bir psikolog olabilmeli.
Yapamıyorsa böyle durumlarda sosyal devletin bu işlerle görevli insanlardan yardım alınmalı.
İl Sağlık Müdürlükleri´nin polisin ve askerin resmi veya gönüllü olarak bu yönde çalışabilecekleri uzmanlar olmalı.
Ancak bunlar yok.
Sosyal devlet vergi alırken, haciz gönderirken vatandaşını hatırlıyor.
Oysa böyle olmamalı.
Her insanın hayatında inişli çıkışlı günler olabilir.
Ailevi sorunlar, kavgalar olabilir.
Ancak böyle durumlarda herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakılırsa Çayır Köyü´ndeki cinayetler bu saatten sonra giderek artacaktır.
Çayır Köyü´nde kim olursa olsun bir arabulucu olsaydı bu cinayet olmayacaktı.
Bu cinayet bile bile geldi.
Şafak Köksal öyle vurdusu katçısı olmayan bir gençti.
Şırnak´ta askerlikten kalan bir travma yaşıyordu.
Bir ay önceki kavgada yaşanan tartışmada havaya sıktı.
Devlet bugün havaya sıkanın yerin bu insanlara sıkabileceğini görmek istemedi.
Çevredekilerde öyle.
Boşanmak kaçınılmazdı belki ama çocuğunu görmesi engellenmiş olmasa bu cinayet olmayacaktı.
Biri bunu önceden görmeliydi.
Jandarma komutanı, köy imamı, köy muhtarı veya kabul edilebilir başka biri.
Benzer durumlar pek çok yerde var.
Bazı sivil toplum örgütleri sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyorlar ya hani.
Bu işlere neden el atmıyorlar acaba.
Mesela Zonguldak Tabipler Odası bu gibi durumlarda çalışacak gönüllü bir ekip kurmuş mu mesela.
Ve diğerleri neler yapmış.
Bizimkiler görüntü vermekle meşgul.
Siyah beyaz gazetelere çıkmak onlara yetiyor da artıyor bile.
Bu cinayetler daha fazla olacak.
Benden söylemesi.


Zonguldak gazeteleri Bartın&[#]8217;a giremez!


Basın camiasını yakından ilgilendiren bir haberi paylaşmam gerekiyor.
Önemli ve tarihi (!) bir açıklama.
Bu yüzden tüm meslektaşlarımızın da bilmesinde yarar var.
Haber Bartın Halk Gazetesi internet sitesinden.
Aynen şöyle;
"Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı Güngör Yavuzaslan, son dönemlerde Bartın´a dışarıdan gelerek gazete çıkartan ve Zonguldak´ta çıkarılarak ilde dağıtımı yapılan birçok gazete olduğunu söyledi. Aralarında "Bartın" adını taşıyan bu gazetelerden elde edilen gelirlerin başka illere gittiğini belirten Yavuzaslan, baskıları, dizgileri ve hatta çalışanlarının çoğunun Bartın dışında bulunduğunu belirtti.
Bartın´da basımı yapılmayan Bartın Gazeteleri ve Bartın´a gelen Zonguldak yerel gazetelerinin 3-5 Bartın haberi ile reklam ve abone yapmaya çalıştıklarını ifade eden Yavuzaslan, yazılı açıklamasında şöyle dedi: Bartın´da dağıtımı yapılan birçok gazetenin künyesine baktığımızda gazete sahipleri ve çalışanlarının Bartınlı olmadıklarını hatta Bartın´da yaşamadıklarını görüyoruz"
Bunun devamı da var.
Güngör Yavuzaslan zaman zaman görüştüğümüz bir arkadaşımız.
Ancak bu sefer literatüre geçecek önemli bir laf etmiş.
Bartın dışından gelen gazetelere reklam ve abone olarak destek vermeyin çağrısında bulunmuş.
Güngör Yavuzaslan´ı aradım.
Bu açıklamayı yapmayı nasıl başardığını sordum.
Dernek üyesi birkaç gazete patronunun lafıyla yapmış.
Kendisine üyelerin her talebinin yerine getirileceği şeklinde bir anlayışın hatalı olduğunu bu tür açıklamaları danışarak yapması gerektiğini hatırlattım.
Uzun uzun konuştuk.
Bartın bunu yaparsa bu durum yarın Zonguldak ile Ereğli arasında da yaşanabilir.
Hiç böyle bir şey olur mu.
Böyle bir düşünce desteklenebilir mi.
Gazetecilik mesleki rekabetin yanı sıra aynı zamanda ticari bir rekabettir.
Gücü olan işini yapan reklamını da alır, abonesini de yapar.
Zonguldak´tan Bartın´a giden gazeteler var.
Bartın´dan da Zonguldak´a gelenler olabilir.
Bence olmalıdır da.
Rekabet şartlarında kabul gören her gazete isterse Batman´a kadar gidebilir.
Güngör Yavuzaslan bir örgüt başkanı olarak herhalde bu trajik hatadan vazgeçecektir.