Bunları neden yazıyorum?



“Tüm siyasetçiler, siyasete ilgi duyanlar veya duymak isteyenler ders çıkarsınlar, bu hataları yapmasınlar” diye…


Bazen tek bir söz, her şeyi bitirir.


Bazen tek söz, sizi çok sevdirir.



Siyasetçi de en çok dilinden çeker.





Teşkilat kaynıyor…



AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır’ın son sözleri, ne yazık ki, parti tabanında tepkilere neden oluyor.



Milletvekili Özbakır, devam eden Mustafa Kalaycı’nın AK Parti’ye geçip-geçmemesi konusundaki tartışmalarla ilgili olarak;



“Kendisi bizim partimizin adamıdır.



Küstürülmüştür!



Ben şahsım adına ona söz verdim, arkasındayım.



Diğer arkadaşların görüşü beni ilgilendirmez.



Ben sonuna kadar mücadelesini yaparım.



Mustafa adamdır, herkesin hatası vardır.



İlk önce herkes kendine baksın!



Onu kötüleyenlerin ondan on misli hatası vardır!



Ben kendisinin hatası olduğu kanaatinde değilim.



Konuşulanların hepsini biliyorum!


Görüşmelerimiz sürüyor, partimize geçmesi adına elimden gelen mücadeleyi veririm” demişti.




Hüseyin Özbakır’ın böyle istemesi, böyle düşünmesi normal.



Ama böyle söylemesi, partilileri ciddi anlamda incitmiş durumda.



Tepkiler var.



Gelen yorumlardan biri aynen şöyle:



“Hüseyin Özbakır, cin olmadan adam çarpmaya başlamış anlaşılan… Siyasete yeni girdin, Allah, ‘Yürü ya kulum’ demiş, teşkilatlarda pişmeden tepeye oturdun. Teşkilatçılığı bilmemen normal de, öğrenmeden gider yapman yanlış.



Aslında ‘belediye başkanını koruyacağım’ diye diğer insanlara çamur atması da yanlış.



Ne demiş: ‘Kimler neler yapmıyor ki?’



Yanlışı, yanlış ile örtmeye çalışıyor.



Bence kendisi hakkında çıkan iddialara cevap vermediği sürece, nedir bu iddialar?”





Daha fazlası var.



Hüseyin Bey, bürokrasiden geldiği için siyasi dili pek bilmiyor, sevmiyor da…



AK Parti’deki istişare kültüründen de bihaber olması üzücü…



Ortada bir ayıp söz konusu…



Hem de büyük bir ayıp.



Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusuyla aday gösterilmiş olmasından dolayı ses çıkarmayan partililer, kendisine kırgın.





Partide başka bir durum var aslında.



Asıl sorumlu Sayın Özbakır değil.



Sayın Özbakır’ın, “Diğer arkadaşların görüşü beni ilgilendirmez. İlk önce herkes kendine baksın!” sözlerinin ardından aslında Zeki Tosun’un orada neden İl Başkanı olduğuna bakmak lazım.



Neden halen orada olduğuna bakmak lazım…



Neden, “Diğer arkadaşların görüşü beni ilgilendirmez. İlk önce herkes kendine baksın!” sözlerinin altına imza attığına bakmak lazım.





İsmail Ofluoğlu’nun ara gazı ve Selim Alan’ın şırıngası, danışmanın debriyaj balatası ile hareket eden Sayın Tosun, “Bir dahaki seçimde belki aday olurum” beklentisiyle sağa-sola çanak taşımaya çalışıyor…



Ne yazık ki, çanak taştı…





Vakfın bisikleti - 2





Karaelmas Üniversitesi Vakfı üzerine konuşmaya, paylaşmaya devam ediyoruz.



Başta da belirttiğim gibi amacımız, şehir ile üniversite arasında daha güçlü ekonomik, sosyal ve kültürel köprülerin kurulması…



Yine baştan beri anlattığımız gibi incelen, ancak kırılamayan o cam duvarın kırılması…



Daha fazla kenetlenme…



Daha fazla yardımlaşma…



Daha fazla benimseme…





Üniversitenin daha fazla farkında olan bir kent…



Kentin daha fazla farkında olan bir üniversite…



Bunu özellikle yönetici vasfında olan, bu kentte söz ve yetki sahibi olanlar için söylüyorum.



Davet geldiğinde konserlere katılmakla, bazı panellere katılmakla üniversite ile kenetlenmiş olmuyorsunuz.





Bülent Ecevit Üniversitesi’nin en güçlü partnerinin Zonguldak Belediyesi olması gerekir.



Üniversitenin en güçlü partnerinin şehir ve ilçe belediyeleri olması gerekir.



Ereğli’de son dönemde belediye-TSO- siyasetçi-üniversite arasında kurulan bağlar ne güzel…



Sonuç veriyor.



Bu bir dönem Çaycuma’da da olur gibi oldu.



Ama arkası gelmedi.



Zonguldak merkezine bakarsanız, neresinden tutsanız, elinizde kalıyor.





Üniversite diyor ki:



“Bizim tarafımızdan bir cam duvar yok…”



Ama biz fotoğrafın bütününe bakmaya çalışıyoruz.



“Bizim üniversitemiz” algısı sahiplenmeyi bekliyor.


Daha fazla sahiplenmeyi bekliyor.


Hep diyoruz işte, bu köprü için sivil bir kanat gerekiyor.



O kanat, vakıftan başkası değil.



Belki Zonguldak’taki söz ve yetki sahipleri bu kadar duyarsız olmasa, vakfa bu kadar ihtiyaç olmayacak.



Ama bugün ihtiyaç var.





Dün bir bisikletten bahsetmiştik.



“Samimiyetine, duyarlılığına güvendiğimiz bir ismin;



‘Vakfın Ali Bahadır dönemi sonrası yaptığı en hayırlı işlerden biri, Rektör Beye kondisyon bisikleti almak olmuş’ sözleri, hepimizin şapkasını önüne koyması gereken bir durum” demiştim.


Haliyle o bisiklet mevzusu başka bir tartışmaya neden oluyor.


Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için bir ekleme yapalım.



Vakfın içinden gelen bilgiye göre, o bisiklet meselesi, mevcut Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer döneminde yaşanmamış.



Bisiklet ne oldu, bilemiyoruz.



Ancak 500 bin lira bağış vaadiyle gelen vakıf yönetiminin zor durumdaki öğrencilere burs yollarını açacaklarına, bisikletle uğraşmış olmaları manidar.



Acı…



Üzücü…





Vakfımızın yöneticilerine tavsiyemiz ve çağrımız şu:



Toplanın…



Son üç yazıyı ele alın.



Bu konuda bir çalışma yapın.



Vakfın kapılarını, pencerelerini açın.



Vakfın içinde çok değerli hocalarımız var.



Onların da çaba ve emeklerine haksızlık yapmak istemeyiz.



Ancak Ali Bahadır dönemi sonrası vakfı hatırlayan yok.



Buradan yola çıkarak, önce vakfı sivilleştirin.



Daha sivil bir vakfın yeniden şekillenmesine destek olun.



Yeni bir başkan, yeni bir yönetimle işe başlayın veya başlamasına vesile olun.





Tabi bu arada kaçak-köçek işlerini vakıf kimliği ile legalleştirmeye çalışanlara, vakıf kimliği kazanarak üst düzey kurumların kapısını çalarak özel iş takipçiliği yapacaklara, tefecilere-tüfecilere fırsat vermeyin.





Son olarak;



“Karaelmas Üniversitesi”nin adı, şehirdeki yalama ve dönek siyasetçiler ile STK’ların sayesinde “Bülent Ecevit Üniversitesi” olarak değiştirildi.




Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in şahsıyla ilgili bir sorunu yok kentin…


Ancak kentle, kültürel doku ile böylesine kucaklaşan bir marka ismin değiştirilmesi doğru değildi.



Neyse ki, vakfın adı değişmedi.



Halen “Karaelmas Üniversitesi Vakfı” olarak devam ediyor.



Bir gün değişir mi, bilemiyoruz.



Ama yaşamasına-yaşatılmasına emek verenlere teşekkür ediyoruz.