Başta söylemek gerekiyor.
Çalışanlar Anayasa paketinde çalışanlarla ilgili maddelerde farklı düşünüyor.
Siyasi kulvarlarda olduğu için farklı bakanlar var.
İçeriğini bilmeden farklı bakanlar var.
Önyargılardan kurtulamadığı için farklı bakanlar var.
Siyasi misyon içinde kendisini taraftar ve amigo olarak gördüğü için farklı bakanlar var.
Kimi çalışanların ise aklı karışık.
Anayasaya yönelik tartışmalar içinde pek çok madde es geçiliyor.
Sürekli olarak yargının nasıl etkileneceğine yanıt aranıyor.
Öte yandan terör sorununu nereye taşıyacağı konuşuluyor.
Tartışmalar baydı.
Bu durumda; &[#]8216;Bir an önce referandum olsun da&[#]8217; işimize bakalım diyen kanat var.
Referandum paketinde çalışanlara yönelik maddelerle ilgili sendikalar farklı bakıyor.
Ancak hiçbir sendika diğerinin endişesini anlama yolunda değil.
Burada da siyasi şemsiyeler etkili görünüyor.
Çalışanların olaya siyasi şemsiyeler altından çıkarak bakabilmesi gerekiyor.
Dün GMİS Başkanı Ramis Muslu ile konuşurken endişelerine hak vermemek mümkün değil.
&[#]8220;Memurlara grevli toplu sözleşme hakkı tanınacağı öne sürülmüştür. Oysa değişiklik, böyle bir hakkı düzenlememekte, memur sendikalarının yıllarca mücadele verdiği grevli toplu sözleşme hakkını, zorunlu tahkim sistemi olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu&[#]8217;nu getirerek ellerinden almaktadır&[#]8221; diyor.
Memur-Sen&[#]8217;in referandum paketini savunurken bu maddeyle ilgili; &[#]8220;Bu önemli bir başlangıçtır&[#]8221; diyerek &[#]8216;Grev&[#]8217; hakkına itiraz etmemesi ilginç.
Bu konudaki düzenlemenin Memur-Sen üyelerinin de çok içine sindiğini zannetmiyorum ancak olaya bütün olarak bakıyorlar.
Diğer yandan KESK ve Kamu-Sen&[#]8217;in de önyargılarının esirinde kaldıkları görmek mümkün.
Muslu, işçilere birden fazla sendikaya üye olma hakkının tanınmasıyla ilgili düzenlemenin de sendikaların gücünü kıracağını, sendikalar arası üye savaşlarının yaşanacağını ve yandaş sendikaların döneminin başlayacağını düşünüyor.
Bugün memur sendikalarında tayin, atama, görevlendirme ve diğer konuların pazarlığı yapılarak transferler gerçekleşiyor.
Benzer durum işçi sendikalarında da yaşanacak.
Muslu, birden çok sendikaya üye olabilmenin önündeki engellerin kaldırılmasından önce örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmamasını eleştiriyor.
Bu talebe ve itiraza katılmamak mümkün değil.
Sendikalı olanların işsiz kaldığı, kapı dışarı konulduğu bir ülkede mevcut sendikaların gücünün kırılması hesaplanıyorsa kesinlikle başarılı olunur!
Bu uygulama Ak Parti iktidardan düştüğünde gelecek olan siyasi iktidarlarında işine gelir.
Düpedüz halkı &[#]8216;salak&[#]8217; yerine koyan siyasetçilerin peşine takılıp giden çalışanlar ve örgütlerin olaya biraz daha reel düzeyde bakması gerekirdi.
Bugünün destekleyicileri yarının karşıtlarına dönüşebilir.
Sendikaların hep birlikte önce örgütlenmenin önündeki engelleri ve tehditleri kaldırmak için çaba göstermesi gerekirdi.
Garip bir durum.
Tüm sendikaların bu örgütçü yapılarını anlamak mümkün değil.
Sendikacılıktan çok siyaset yapan bir anlayışla hareket ediyorlar.
Sonraki yıllarda da siyasete atılıyorlar.
Tüm sendikaların ve sendikacıların olaya biraz da Ramis Muslu&[#]8217;nun gözüyle bakması gerekiyor.
Tabiî ki öncelikleri çalışanlar ise.
Öncelik başka şeylerse, ne tarafa bilenseler haklılar!
Mithatpaşa Tüneli&[#]8217;nin neden 1976&[#]8217;dan son 3 yıl öncesine kadar gündeme gelmediği ve o yılların yerel idarecilerinin bu projeyi hayata geçirmek için Zonguldak&[#]8217;tan çıkan bakanların masasına getirmediğini sormuştum.
Anlatmak istediğim mantıklı projelerde kamuoyu desteği sağlandığında siyasilerin kapısını çalmanın daha kolay olduğu ve kabul görebileceğiydi.
Dönemin siyasileriyle ilgili örnekler verirken Ömer Barutçu&[#]8217;nun Ulaştırma Bakanlığı&[#]8217;nı hatırlatmıştım.
Barutçu ile birlikte bir dönem aynı kabinede bulunan Başken Üniversite Hastanesi Koodinatörü Ali Uzun dünkü konuşmamızda düşüncelerini paylaştı.
Öncelilkle bir düzeltme yaptı.
Karayolları Genel Müdürlüğü&[#]8217;nün Ömer Barutçu&[#]8217;nun Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde Bayındırlık Bakanlığı&[#]8217;na bağlı olduğunu belirtti.
Bu değişiklik 2007&[#]8217;de yapılmış.
Ancak Ali Uzun şöyle devam ediyor;
&[#]8220;Bu talepler o dönem Ömer Barutçu&[#]8217;ya getirilseydi Ömer Bey&[#]8217;de itiraz etmez Bakanlık düzeyinde girişimde bulunurdu. Bu yönüyle düşüncelerine katılıyorum. Ama o dönemler bunlar konuşulmadı diye hatırlıyorum&[#]8221;
Sayın Uzun&[#]8217;a kente devam eden duyarlılığı için teşekkür ediyorum.
Bununla birlikte özeleştirel yanı için de teşekkür ediyorum.
Çünkü Zonguldak&[#]8217;ın o dönemlerde bu gibi sorunlarını çözebilmeliydi diye baktığına inanıyorum.
Bu sorunlar o günlerde çözülebilse bugün başka şeyler konuşacaktık.
Sorunun siyasilerden önce kent insanında, kentin yerel yöneticilerinde ve eşrafında olduğuna inanıyorum.
Geçmişe giderken bugünü bile göremeyen yerel yöneticilerin, siyasetçilerin olduğu bir memlekette yaşamak bazen utanç verici.