Dün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Vali Ali Kaban, Zonguldak Milletvekilleri, Belediye Başkanları, bu kentte söz ve yetki sahibi olanlara çağrı yaptık.

Dedik ki:

“Zonguldak göçükte kaldı...

Sesimizi duyan var mı?”

Sonra şöyle devam ettik:

“Vali Ali Kaban, bu kentin Milletvekilleri Köksal Toptan, Mehmet Haberal, Ercan Candan, Ali İhsan Köktürk ve Özcan Ulupınar; kentin asıl sahibi Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ve tüm ilçe-belde belediye başkanları; Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Burhan İnan ve Yönetim Kurulu üyeleri; Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Demir ve ilçelerin TSO başkan ve yöneticileri; Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş ve yöneticileri; kentteki tüm sendikaların başkan ve yöneticileri, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Coşkun ve tüm esnaf odalarının başkanları ve yöneticileri; siyasi partilerin il-ilçe-belde başkanları ve yöneticileri; sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sözümüz size…

Ürettiği kömürü satamaz duruma gelen 22 işletme, ‘Torba Yasa’nın getirdikleriyle maden ocaklarının kapısına kilit vurdu. Dün itibariyle işsiz kalan çalışan sayısı 2 bine ulaştı.

Bu rakamın 5 binlere çıkması bekleniyor.

Kimse çalışanlara getirilen kolaylıklardan şikayetçi değil.

Hiçbir firma sahibi bundan şikayetçi değil.

Tek sorun, dünyada hızla düşen kömür fiyatları nedeniyle iyice sıkıntıya düşen işletmecilerin ‘Torba Yasa’yla getirilen yükümlülüklerle birlikte ocaklara kilit vurmak zorunda kalması.

Zaten büyük sorunlarla boğuşan ve hızla göç veren Zonguldak, tam anlamıyla göçük altında kaldı. Soma’da olduğu gibi kömüre alım garantisi verilmesi ve ithal kömüre kota uygulaması, krizi tek başına çözmeye yetiyor.

Ancak kimseden bir ses yok.

Pusula Gazetesi olarak soruyoruz:

Bu ilgisizlik niye?

Bu sahipsizlik niye?

Sizler ne zaman bu kente sahip çıkacaksınız?

Bugün, hep birlikte el ele verip Zonguldak’a sahip çıkmayacaksanız da, ne zaman çıkacaksınız?

Zonguldak’ı bu göçükten kurtarmak için daha ne bekliyorsunuz?

Bu kentin sesini Ankara’ya duyuramayacaksanız, o görevlerde ne işiniz var?

Haydi, kısır çekişmelerden sıyrılıp el ele vermenin tam zamanı…

Vakit kaybetmeden, oyalanmadan, birbirimizden korkmadan, gücenmeden birlikte mücadele etmenin tam zamanı…

Bir ‘Temsilciler Meclisi’ oluşturup; Zonguldak’a, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkalım.

Herkes şapkasını önüne koysun ve bu kente olan borcunu ödesin.”

Gün içerisinde bu çağrımıza büyük oranda destek ve teşekkür aldık.

Ve şu sonuca vardık:

Birileri, fotoğrafın küçük kısmına bakıyor.

Madencilerin kar hırsının altında ezildiğini düşünerek, blöf yaptığını düşünüyor.

Bu duruma düşmelerinden adeta zevk alıyor.

Birileri, fotoğrafın daha büyük kesimine bakıyor.

Zonguldak’ın geleceğinin, uygulamadan doğan hataların ve kişisel ihtiraslardan çok daha önemli olduğuna inanıyor.

Unutulan bir şey var;

İnsanların birbirini sevmiyor olması, bu kentin sorununu çözmüyor.

Torba Yasa üzerinde çalışmalar devam ederken, eğer Zonguldak’ın bu 22 firması bugünkü zoraki dayanışmayı gösterebilseydi, siyasetçiler duyarlı olabilseydi, zaten bu manzara olmazdı.

Tüm yaşananlara karşın profesyonel bir düşünce içinde ortak şekilde hareket edilememesinin pek çok nedeni var elbette…

Ama bu kafa yapısıyla, bu yaklaşımla derdimizi Ankara’ya anlatamayız.

Çağrımızı bir kez daha buradan yineliyor, sorunun ve taleplerin doğru anlatılması adına Zonguldak adına söz ve yetki sahiplerini biraz cesur ve samimi olmaya davet ediyoruz.

Sorunlar ve Pusula…

Pusula olarak, ilk günden beri Zonguldak adına çaba gösteriyoruz.

Yıllardır pek çok konuda sonuca ulaştık.

Pek çok hizmette ciddi katkılarımız oldu.

Bazen tek başına kaldık, ama inat ve sabırla yazmaktan geri kalmadık.

O inat ve sabır, çoğu zaman işe yaradı.

İşte şimdi yeni bir gündemimiz daha var.

Torba Yasa sonrası ortaya çıktığı zannedilen, ama aslında zaten var olan ve Torba Yasa’yla birlikte dayanılmaz hale gelen sıkıntılar…

Ne kömür ocağımız var, ne lavuarımız…

Ne açık ortaklığımız var, ne gizli ortaklığımız…

Bir Zonguldak gerçeğini tüm yönleriyle tartışmaya açtık.

Bundan sonra da böyle olacak.

Pusula; Zonguldak’ın, tüm Zonguldaklıların ortak ve haklı taleplerini en doğru şekilde anlatma iddiasından vazgeçmedi.

İşte acı gerçekler…

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, dün bir dizi ziyaretlerde bulundu.

Yazı İşleri Müdürümüz İlknur Yılmaz, kendisine Pusula’nın dünkü çağrısını sordu.

Ulupınar, öyle şeyler söyledi ki, hepsi acı bir itiraf.

Acı, ama gerçek.

Ancak, Ulupınar’ın bu söylemlerini de önemli bir gelişme olarak görüyor ve sevindirici buluyoruz.

Diyor ki Ulupınar:

“İşçi kardeşlerimiz, ‘Keşke vermeseydiniz de işimiz olsaydı.

Okullar açıldı, çocuğumuzun ayakkabısını alamadık’ diyorlar.

Bir araya geldik ve Grup Başkanvekilimiz Mustafa Elitaş’tan randevu aldık. 4 temsilci arkadaşımızla yola çıktık.

Yoldayken, beni Köksal Bey aradı.

Bu olayın başından beri kendisiyle istişare içerisindeyiz.

Kendisi Enerji Bakanı ile görüşmüş.

Bu konuda yüzde 100 Enerji Bakanımız yanımızda.

Enerji Bakanımız, ‘Bu böyle çıkarsa, madenlere kilit vururuz.

TTK’ya kilit vururuz. Zararı 1 milyondan 2 milyona çıkar’ diyor.

Soma, ürettiğini TKİ’ye veriyor.

Soma örneği, Zonguldak’ta uygulanabilir ya da bir takım iyileştirmeler olabilir.

Köksal Bey, ‘Özcan, Enerji Bakanımız yanımızda. Sen, ben, Ercan Bey, Elitaş ile beraber bir görüşelim.

Sonra hep beraber Bakan Bey’le görüşelim.

Sen şimdi Elitaş ile işletmecileri görüştürmesen iyi olur’ dedi.”

Devam ediyor:

“Bunları düzelteceğiz, ama ben tek başıma düzeltemem.

Tüm Zonguldak beraber düzelteceğiz.

Bu konuda da üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım ve yaptığıma da inanıyorum.

Bu konuda Köksal Bey’le de, Ercan Bey’le de hiçbir problemimiz olmaz.

Muhalefetle de bir problemimiz olmaz.

Ben özellikle işverenlere, ‘5 milletvekilini bir araya getirin.

Muhalefetteki arkadaşlarımızın önergedeki imzalarına baksınlar ve Grup Başkanlarına, Başbakanlarına bunu ileterek bize sahip çıksınlar’ dedim.

Dediğim gibi bunun düzeltilmesi yine bizim elimizdedir.”

Bunlar, Zonguldak siyaset tarihine geçecek önemli sözler.

Yine bir soru üzerine devam ediyor Ulupınar…

Diyor ki:

“Torba Yasa hazırlanırken, bir işletme sahibinden başka kimse beni aramadı.

Sendika Başkanı her gün ordaydı.

Burhan İnan oradaydı. TKİ Genel Müdürü oradaydı.

99 gün bunları tartıştık.

Böyle olacağını hiç kimse tahmin etmiyordu.

Bunu da Nevzat Kavaklı Bey, Burhan Bey ve TKİ Genel Müdürüyle ortaklaşa verdik.

Enerji Bakanı da, ‘Bu madencilik sektörünü bitirir’ dedi.

Vay… Vay… Vay…

Bizde ne derlerdi buna;

Özrü kabahatinden büyük!

Neyse, geç de olsa şu işi düzeltsinler de, özür kabul edilir!