Geçen haftayı ÇED toplantıları nedeniyle oldukça hareketli geçirdik.


Öyle sanıyorum ki bunlar daha iyi günlerimiz.


Bir iki toplantıya engel olmakla termik santral süreci kesilmeyeceğine göre daha çok hareketli günlerimiz olacak.


İnşallah bu süreci kimsenin burnu bile kanamadan kazasız belasız atlatırız.


Bir önceki yazımda toplantılara müdahale edilmesinin yanlış olduğunu, bunun ÇED sürecini sekteye uğratmayacağını, santralcilerin ekmeğine yağ sürüldüğünü, toplantının planlandığı gibi yapılması ve itirazların bağırıp çağırmadan dile getirilmesi gerektiğini savunmuştum.


Nitekim bu savunmamı doğrulayan gelişmeler oldu.


Hattat Holding yetkilileri yaptıkları açıklamalarda yapılan müdahaleyi değerlendirirken sorulara cevap vermek için geldiklerini belirterek, &[#]8220;halkın bilgilendirilmesine engel olunduğunu&[#]8221; söyledi.


Çevre ve Orman İl Müdürü de sürecin devam ettiğini, ÇED halkın katılımı toplantılarını engellenmesinin bunu etkilemeyeceğini açıkladı.


Toplantılara müdahalenin yanlış olduğunu savunan ve çevrecileri eleştiren yazımı yanlış anlayıp santrali ve Hema&[#]8217;yı savunduğumu düşünenler olmuş.


Bunlardan biri Simge Çakır isimli biri.


Bu bayan her kimse gönderdiği elektronik postada, toplantılara bağırıp çağırarak engel olunmasının çok doğru bir davranış olduğunu ve yazdığım yazıyı objektif bulmadığını belirtirken, Hema seni de doyurmuş iftirası ile ipe sapa gelmez bir suçlamada bulunmuş.


Öyle anlaşılıyor ki bu bayan beni tanımıyor ve birileriyle karıştırıyor.


Termik santral aleyhine yazdığım yazılar buradan İstanbul&[#]8217;a köprü oluyor.


Beni doyuracak adam daha anasının karnından doğmadı.


Haddini aşmış, eleştiriye gelemediğini, hazımsız olduğunu ve karşıt görüşe saygılı olmadığını göstermiş, tam da birçok çevrecinin karakterine uygun bir davranış sergilemiş.


Kendisine Mevlana&[#]8217;nın bir sözüyle cevap vermek istiyorum.


Mevlana&[#]8217;ya ne bilirsin demişler.


Bin yıl da kitap okusam &[#]8220;haddimi bilirim&[#]8221; demiş.


Bu söz kulaklara küpe olsun.
Bazı kişiler yazımı nasıl okudular bilmiyorum.


Yazı termik santrali ve Hema&[#]8217;yı savunan bir yazı değil, toplantıya engel olunmasının yanlış olduğunu belirten bir yazı.


Bazı kişiler nasıl işine geliyorsa öyle anlamış.


O nedenle bugünkü yazımda bu konuya bir kez daha girmekte fayda gördüm.


Belediye bu süreçte başrollerde olduğu için şu örneğe gelin birlikte göz atalım.


Biliyorsunuz Belediye Meclis toplantıları halka açık.


Farz edelim ki toplu taşıma araçları için zam konusu görüşülecek.


Veya bu su için de olabilir. Ya da dükkan kiraları için.


Zam olması da şart değil. İmar planı değişikliği veyahut başka bir konuda da olabilir.


Bir grup vatandaş toplanıp belediyeye gelse mecliste toplantıya başlarken pankart açıp slogan atsa ne olur?


Toplantı yapacak ortamı bulamazsınız değil mi?


Ya polisi arayıp olaya müdahale edilmesini isteyeceksiniz ya da tutanak tutup toplantıyı gerçekleştiremediğinizi kayıt altına alacaksınız.


Aynı şekilde Vali başkanlığında 3 ayda bir yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantılarında da bunlar olabilir, başka toplantılarda da.


Diyeceksiniz ki biz sağlıklı çevre ve yaşam hakkı istiyoruz, onun için bağırıyoruz.


İyi ama öğrenciler de &[#]8220;parasız eğitim istiyoruz&[#]8221;, &[#]8220;demokrasi istiyoruz&[#]8221;, &[#]8220;özgürlük istiyoruz&[#]8221;, &[#]8220;YÖK kaldırılsın&[#]8221; diye bağırıyorlar.


Bakanların, başbakanın katılımıyla yapılan toplantılarda bağırıp seslerini duyurarak bu talepleri dile getiren öğrencilerin ve vatandaşların başlarına gelenleri hepimiz biliyoruz.


Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Eskişehir&[#]8217;deki Anadolu Üniversitesi&[#]8217;nde konuşurken, bir kız öğrenci sözlerine itiraz ederek, eleştirilerde bulundu.


Daha sonra bir erkek öğrenci Kılıç&[#]8217;a bir tane yumurta attı.


İki öğrenci karga tulumba salondan çıkarıldı ve güvenlik güçlerince göz altına alındı.


Böyle çok örnek var.


Bartın&[#]8217;da yapılamayan toplantılarda Çevre ve Orman Bakanı ya da İçişleri Bakanı veya başka bir bakan bulunsaydı ne olurdu?


Bugün Ankara&[#]8217;da Çevre Bakanlığı&[#]8217;nda toplantı var.


ÇED toplantıları için Bartın&[#]8217;a taşınan vatandaşlar bu kez otobüslerle Bartın&[#]8217;dan Ankara&[#]8217;ya taşınacak.


Ücretsiz diye giden çok olacak.


Belki de Bartın&[#]8217;daki toplantılar sırasında Sosyal Tesislerin önünde toplanan yaklaşık iki bin kişilik topluluktan daha kalabalık insan toplanacak.


Rakam bu sefer belki 3 bin belki 5 bin olacak.


Biz Ankara&[#]8217;da ne eylemler, ne kalabalıklar gördük.


İsterse 50 bin olsun, gösteri için bakanlığın bırakın önüne gelmeyi, yakınına bile yaklaşamazsınız.


Dolayısıyla Bartın&[#]8217;daki toplantılara yapılan müdahaleyi Ankara&[#]8217;daki toplantıya da beklemek yanlış olur.


Bartın&[#]8217;daki toplantılara yapılan müdahalenin yanlış olduğunu dilim döndüğünce anlatmak istedim.


Nihayetinde yasal olarak planlanan bu toplantılara eylem ve gösteri yaparak, kargaşa çıkararak, gerginlik yaratarak (bana göre) yasalara aykırı bir şekilde müdahale edildi ve engel olundu.


Hukuki yollardan ayrılmamak lazım.


Yoksa haklıyken haksız duruma düşersiniz.



Memleketimden gazetecilik manzaraları (XXX)



Termik santral sürecinde ÇED halkın katılımı toplantıları keskin virajlardan biriydi.


Bartın Platformu ve santral yapımcısı şirketler açısından bu virajı kim döndü, kim dönemedi ortada.


Gazeteler de böyle kritik günlerde sınavdan geçerler.


Bu ortamda yapılan yayınlar çok daha büyük önem taşır.


Ortayı bulup da dengeli yayın yapamazsanız, bütün görüşlere yer vermezseniz başınız ağrır.


Bir iki çevreci ne demek istediğimizi anlayamadığı için köşe yazımıza takılmış olabilir ama Pusula haberleriyle bu sınavı başarıyla geçti.


Diğerlerine gelince; Biri var ki bu virajı alamadı, gitti arabayı duvara tosladı.


Bu gazete olayı tek taraftan ele alarak yansıtmış.


Toplantı ile ilgili haberde Bartın Platformunun açıklamalarına hiç yer verilmemiş, olaylar anlatılmamış, tepkilerden söz edilmemiş, sadece şirketin lehine olacak bir yazı yazılmış.


Haberde şirket yetkilileri konuşuyor, platform üyeleri konuşmuyor.


Dolayısıyla yanlı bir tutum sergilenmiş.


Eleştiri konusu yaptığımız bu gazete hariç diğer bütün günlük gazetelerde 24 ve 25 Kasım tarihlerindeki toplantıların neden yapılamadığını anlatan, gösterilen tepkilerden ve yapılan konuşmalardan söz eden haberlere yer verildi.


Bir tarafı verirken diğer tarafı vermezseniz, yanlı yayın yapmış olursunuz.


Biz bunları gazetecilik bilgileri zayıf ve yetersiz diye biliyorduk ama bu kadarını da beklemiyorduk.


Gelen açıklamalara yer veriyoruz diye Pusula Gazetesi hakkında Hema ve termik santral yanlısı diye sağda solda ileri geri konuşmalar yaparak bizi çekiştiren dernek başkanları bu gazetenin marifetini görmüştür herhalde.


Bu arada bu gazetenin yazı işleri müdürünün adı bir gazetede Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü diye çıktı.


Adı da yanlış yazılmış, gazetesi de.


Biz bunlara vergi cezası yüzünden kapanan gazetelerin devamı olduğunuzu belli etmeyin diye kaç kere söyledik.


Sakalımız yok ki sözümüz geçsin.


Bu gidişle herhalde daha çok söyleriz.