Bugün partisinin parasını çalan aday, yarın belediyenin parasını çalar.
Vatandaşın parasını çalar.
Bugün Kıbrıs'a kumara giden aday, yarın Las Wegas'a gider!
Bugün İstanbul'a gece alemine giden aday, yarın Uzakdoğu'ya gider!
Çünkü bunların hayali, Zonguldak'a hizmet etmek değil!
Zevklerini tatmin etmek!
Peki, biz bu insanlardan nasıl kurtulacağız?
Siyaset, neden bu ve buna benzer üçkağıtçılara kalıyor?
Çünkü bu tipler, hedefe ulaşmak için her yolu mubah sayıyorlar!
Bir-iki tane değil!
Bunların sayısı bir elin parmaklarını geçiyor!
Geçenlerde bir siyasetçi ile sohbet ederken, bir ilçe başkanının durumu gündeme geldi!
Başkanla ilgili iddiaları yineledi.
Ben de, "O zaman filanca belediye başkanını niye almıyorsunuz? Dediğiniz işleri fazlasıyla yapıyor" dedim.
"Sen de haklısın" dedi.
Tombaladan çıkan milletvekili ve belediye başkanlarından kurtulmanın başkaca bir yolu yok.
Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu değişmediği sürece bu tiplerle yönetilmeye mahkumuz.
Değiştir kardeşim Siyasi Partiler Kanunu'nu...
Herkes partiye üye olabilsin.
Ve koy sandığı partiye...
Dileyen aday olabilsin.
Genel seçimde, liderin belirlediği değil, parti üyelerinin belirlediği adayları tercih sistemine göre seçelim.
Bakın o zaman, milletvekilleri şimdiki gibi üçü bir arada gezebiliyorlar mı?
Bakın o zaman, ayrık otu gibi bitebiliyorlar mı?
Türkiye, seçim sistemini mutlaka yenileyecektir.
Şu sıkıntılı sürecin bir an önce bitmesini ve sistemin yerli yerine oturmasını bekleyeceğiz.
Çamura yatma hazırlığı başladı
Bazı belediye başkan adayları, seçimi kaybetmeleri halinde öne sürecekleri bahaneleri hazırlamaya başlamışlar bile...
O onu dedi, şu şunu dedi...
O öyle yapmasaydı!
Beyler, daha durun bakalım.
Sahaya çıkmadan, kimi, neyle suçluyorsunuz?
Önce hamama girin, biraz terleyin!
Erkenden su koy vermeyin!
Teşkilatı bu kadar erken germeyin!
Adayın biri hiçbir hazırlık yapmamış!
Tombaladan da aday olunca ne yapacağını şaşırmış!
Ego tavan!
Herkesi kırıp döküyor!
Ama daha köprüye bile gelinmedi!
İş zor.
Hem de çok zor...
Günün Fıkrası: Son bir kez yatayım...
Gurbetçi Temel'in karısı vefat eder, Almanya'dan çağırırlar.
Temel, hocaya der ki:
"Fadime'ylen son bir kere yatayım, o ayağa kalkar, dirilir."
Hoca, itiraz eder, "Olur mu öyle şey?" der.
Temel, "Israrcıyım, karımla son kez yatayım, o dirilir" der.
Hoca, Temel'in ısrarlarına dayanamaz, "Tamam" der.
Hakikatten de Temel, Fadime ile yatar, mucize gerçekleşir ve Fadime dirilir.
Temel, Almanya'ya geri döner.
İki ay sonra Temel'i yine ararlar, "Fadime öldü" diye...
Sonra derler ki:
"Temel, bu sefer biz bütün köy denedik, uyandıramadık, sen boşuna gelme..."