Zonguldak'ın denizi var mı?
Zonguldak'ın yeşili var mı?
Zonguldak'ın deresi var mı?
Dağı-tepesi, gölü-barajı var mı?
Zonguldak'ın demiryolu var mı?
İyi-kötü karayolu var mı?
Yerli uçak konmasa da havaalanı var mı?
Kayık bağlanacak limanı var mı?
Yahu, böyle bir şehrin yaşam kalitesi bu kadar düşük olur mu?
Yolu var, bariyeri yok...
Ölüm kol geziyor.
Denizi var, pislikten giremiyoruz.
İşgalden kıyıya yanaşamıyoruz.
Deresi var, kokudan kenarına yanaşamıyoruz.
Dağı-tepesi var, yolsuzluktan ulaşamıyoruz.
Havaalanımız var, uçamıyoruz.
Kayığımız var, bağlayamıyoruz.
Peki, tüm bu nimetler varken ve biz yararlanamıyorken, bu kentin Milletvekili, Valisi, Paşası, Emniyet Müdürü, siyasi parti başkanı var mı?
Fazlasıyla var, Allah'a şükür...
Ne eksik kardeşim o zaman?
Ne eksik Allah aşkına?
Çek oğlum, çak oğlum, çök oğlum!
Batı Karadeniz Bölgesi, yağışlı havanın etkisine girdi.
Bulutlar, Bartın ile Zonguldak arasında gidip-geliyor.
"Sen istediğin kadar yarınlara dair hesap yap... Muhasebe müdürü kaderdir" diye bir söz var!
Ben de diyorum ki:
"Sen istediğin kadar bu şirket benim de... Muhasebe müdürün kaderindir."
Ben yazdım, sen fotoğrafı çek oğlum!
Genç sevgiliye Rolexleri tak oğlum!
Çabuk büyü, ihaleye gir oğlum!
Çimentoyu-demiri çal oğlum!
Muhasebeciye çak oğlum!
O yazılmaz, elindeki çek oğlum!
Başın ağrır oynama, onun adı çük oğlum!
Çok pis yakalandın, inat etme, çök oğlum!
Nereye dönersen dön, arkandaki döt oğlum!
Oraya beton dökme, SİT oğlum!
Vekil gitti, rezil olma, sen de git oğlum!
Dön memlekete, koyunları güt oğlum!
Levent gezen o dağlarda gez oğlum!
Hüseyin'in başını da ez oğlum!
Temiz deniz buldun, yüz oğlum!
Sevgiline göz dikeni ez oğlum!
BMV al, ama dayak yeme, döv oğlum!
Sana yazdım, anlamadın mal oğlum!
Kardeşini buralardan al oğlum!
Muhasebecine sahip çık oğlum!
Atatürk'ün babası kim, bil oğlum!
Annesi kim, bil oğlum!
Bu yazıdan roman çıkar, yaz oğlum!
Şantiyeden altın çıkar, kaz oğlum!
Günün Fıkrası: Ah kadınlar...
Kadın, eşine sorar:
"Ben ölürsem ne kadar sürede evlenirsin?"
Eşi, "Toprağın kuruduğu zaman" der.
Ve kadın 2 sene sonra ölür.
Eşi, her mezarına ziyarete gittiğinde toprağı ıslak görür ve üzgün geri döner.
Ve aylar sonra bir gün mezarlığa giderken, kayınbiraderini mezarlıkta görür ve ne yaptığını sorar.
O da, "Ablamın mezarını suladım, oradan geliyorum; 'mezarım kurumasın' diye ölmeden önce vasiyet etti" der...
Adam güler ve şöyle der:
"Ah kadınlar... Kadınlar... Öteki dünyadan bile bu dünyayı yönetiyorlar!"