Bu sütunlarda yıllar içinde bölgemizdeki termik santraller ile ilgili pek
çok yazı çıktı.
Sorular soruldu.
Yarım yamalak yanıtlar alındı.
Bunlar da kamuoyu ile paylaşıldı.
Ama bunların hiç birisi yeterli olmadı.
Bu konuda karşı bir şeyler söylemek isteyen herkes yalnız kaldı.
ÇATES yapılırken, çalışırken bilmiyorduk pek çok şeyi.
Sonra Eren Enerji geldi.
Bazı gerçekler daha iyi anlaşılmaya başlandı.
Bazı şeyler yüksek sesle söylenmese de, acı gerçekler bir bir ortaya
çıkıyor.
Çünkü sisteminiz ne kadar mükemmel olursa zararlı.
Bunun üzerine tasarruf kaygısıyla onu beyan ettiğiniz şekilde
çalıştırmadığınız sürece tablo daha da vahimleşiyor.
Hürriyet Yazarı Melis Alphanın Zonguldakla ilgili yazısı, bu bağlamda
çok çarpıcı.
Kendisine teşekkür ediyoruz.
Bu kentin yönetenlerin, bu kent adına siyaset yapanların, bu kentte
yaşayan insanların sağlığından, geleceğinden sorumlu olanların görmezden
geldiğini çok çarpıcı ifadelerle anlattı.
Onu bir kez de buradan paylaşalım ki, belki daha net anlaşılır.
Diyor ki Melis Alphan:
Doğal hayatı yok etme, insan yaşamına risk oluşturma, yani
her ne pahasına olursa olsun
yatırım anlayışı Memleketi
kalkındırıyoruz! sloganıyla meşrulaştırılıyor.
Bu anlayış, Ereğli-Kandilliden
kadar olan sahil şeridinde mevcut 3 termik santrale ek olarak 5 termik santral
daha planladı. Bunların ÇED süreçleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığında devam
ediyor.
En son ZETES-3 adlı santrale ÇED olumlu kararı verildi ve
Yaşanabilir Zonguldak Platformu projeyi yargıya taşıdı. Zonguldak İdare
Mahkemesi şimdilik projenin yürütmesini durdurma kararı verdi. Ama bu daha
başlangıç
Planlanan santraller, yargı süreçlerini atlatıp yapılırsa,
hep birlikte 78 kilometrelik kıyı boyunca havaya toz, gaz ve kül saçacak...
Kıyı boyunca yaşam alanları, tarım arazileri asit
yağmurları ile yıkanacak...
Ağır metal kirliliğine uğrayacak...
Besin zinciri yoluyla hayvansal gıdalardan, sebzelerden,
meyvelerden doğrudan insanlara geçecek.
Ereğli-Zonguldak-Bartın bölgesinde en az 500 bin kişi,
santrallerin olumsuz etkilerine maruz kalacak.
Bakın, Zonguldak partikül madde kirliliği açısından
Türkiyenin birinci, dünyanın ise en kirli bölgelerinden biri.
Halen denizden çekilen devasa miktardaki soğutma suları,
kirletilmiş olarak yeniden denize veriliyor.
Halen hiç tedbirsiz, her gün havaya kül, gaz ve toz
savruluyor.
Bugün mevcut termik santraller için günde 15 bin ton kömür
yakılıyor.
Diğer termik projeleriyle birlikte bu miktar günlük 40 bin
tona yükselecek. Üstelik bunun 30 bin tonu da ithal olacak. Kömür, Güney
Amerika veya Afrikadan gelecek.
Söyler misiniz, ithalatı artırmak ekonomiye nasıl bir katkı
sağlayacak?
Proje alanında 8 bin metrekarelik orman alanı bulunuyor.
Raporda, ağaç kesimi yapılmayacağı not edilmiş. Oysa Orman Bölge Müdürlüğü ile
olan yazışmalarda kesim yapılacağı ve ürünlerin müdürlük tarafından
değerlendirileceği belirtiliyor.
Arazi yapısının önemli bir kısmı alüvyon niteliğinde...
Ortalama bir metre kalınlığında bitkisel toprak tespit edildi. Bu verimli
topraklar yok edilecek.
Termik santralin kurulması planlanan alanın çok yakınında
yerleşim alanları bulunuyor. İnsan sağlığı açısından olumsuz etkilerin söz
konusu olacağı raporda kabul edilmiş, ama Rant
sağlayacak olanlar için yararlı olacaktır gibi bir ifadeyle bu örtülmeye
çalışılmış.
Deprem açısından riskli bölge olduğu da raporda kabul
edilmiş.
Asit yağmurları izleme sistemi kurulacakmış. Asit
yağmurları olumsuz etkilere neden olacak boyuta geldiğinde tesisin çalışması
durdurulacak mı? Buna inanalım mı?
Raporda geçen, Küldeki
radyasyon içeriği topraktaki doğal radyasyon seviyesiyle sınırlı olacağından
olumsuz etki yaratmayacağı söylenebilir ibaresi çok yuvarlak bir söylem.
Bunu nasıl ispatlayacaklar?
Hepsinden ötesi, halkın yüzde 70i bu tesisin yapılmasını
istemediğini beyan etti. Proje halka rağmen mi yapılacak?
Hesapsızca planlanan bu termik santraller birbirinden
bağımsız olarak ÇED süreçlerine tabi tutuluyor. Yani her birinin çevreye etkisi
ayrı raporlanıyor; Her projenin
çevresel etkileri minimum olacaktır deniliyor, büyük resim gösterilmiyor.
8 termik santralın birden kümülatif etkisini ne düşünen ne
de değerlendiren var. Olan Zonguldaklılara oluyor, olacak.
Bizden ırak diye
düşünmeyelim. Afrikada kelebek kanat çırpsa Amerikada fırtına olur. Dünya
küçük, memleket daha da küçük...
Ayrıca bugün Zonguldaka, yarın bizim kentimize
Tam da Nurol Holdingin Filyosta
termik santral yapmak için ÇED duyurusunun yapıldığı güne denk geldi bu yazı.
Zonguldakın dört bir tarafına
santral yapılmak isteniyor.
Çünkü Zonguldakı kandırmak kolay
İstihdam ayağına her tarafa
santral dikmek mümkün...
Çünkü Zonguldakın duyguları ile
oynamak mümkün.
Madem iş-aş istiyorsunuz, alın size santral diye dayıyorlar.
Halkın adına siyaset yapan
Milletvekilleri, İl Başkanları susuyor.
Mücadele için çaba gösteren, Yaşanabilir Zonguldak Platformu mücadele ediyor.
Karşı durması gereken ve santralden
para alan STK başkanı susuyor.
Ereğli Belediye Başkanı Halil
Posbıyık ve Saltukova Belediye Başkanı Adil Düzlü dışında hiçbir belediye başkanı
dik duramıyor.
Ondan sonra çıkıp bu halkın adına
konuşma cesareti gösteriyorlar.
Yazık onlara.
Bu yazıyı okuyan herkes, bu kentte
kendine, çocuklarına gelecek kurmak isteyen herkes homurdanmak yerine ayağa
kalkıp bir şeyler söylemeli.
Her haberin, her yazının altında
başka bir şey arama kolaycılığına sığınmak yerine kentine, geleceğine sahip
çıkmalı.
Bir dal sigaranın zararlı olduğunu
kabul eden herkesin, bunca bacadan çıkanın, dibinden saçılanın, denize
bırakılanın zararsız olduğuna inanması, hafife alması olsa olsa aptallıktır!