AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan’ın, Yazı İşleri Müdürümüz İlknur Yılmaz’a yaptığı açıklamalar, haftaya damga vuracak.


Toptan, Zonguldak Belediye Başkanlığı’nı kaybetmenin nedeni olarak, Belediye Meclis üyelerinin isabetli seçilememesine bağlıyor.


Tabii ki burada hedef tahtasına oturan üç isim var:


1- AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar…


2- AK Parti Merkez İlçe Başkanı Metin Karaduman…


3- AK Parti Zonguldak Belediye Başkan Adayı Ali Bektaş…


Bu üç isim, Köksal Toptan’a cevap verirler mi, bilemem.


Ama bu yönde kamuoyunda da eleştiriler vardı.


Daha liste ilk açıklandığında homurdanmalar başlamıştı.


Evet, liste konusunda Genel Merkez kıstasları var.


Ama Zonguldak kıstasları ve hassasiyetleri de göz önüne alınabilirdi.


“Araba devrilince, yol gösteren çok olurmuş” derler.


Acaba Sayın Toptan, araba devrilmeden İl Başkanı Uçar, Merkez İlçe Başkanı Karaduman ve Zonguldak Belediye Başkan Adayı Bektaş ile bu konuda bir müzakere yapmış mıydı?


Acaba seçimde Zonguldak Merkez’de yeterince çalışmış mıydı?


Bunları bilmiyoruz.


Ama ciddi bir tartışmanın fitilini ateşliyoruz.


Bakalım neler olacak?



Mazbatayı bekliyor…



Zonguldak Belediyesi, aylardır su ve çeşitli tahsilatlarını düzgün yapmıyor.


Seçim ekonomisi uyguluyor yani.


Ama hazırlanmışlar.


Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’in mazbata almasını bekliyorlar.


Başkan, mazbatayı alacak ve talimatı verecek.


Tahsilatlar başlayacak.


Bakın siz o zaman cırlamaya…


Yalnız Başkan’a hatırlatalım.


Önce Meclis üyelerinden alacaklarını tahsil etsin.


Su ve kira gibi…


Öyle değil mi?



Bir kapı kapanırsa,


başka kapılar açılır bize…



Tek seferde 60 bin lira resmi ilan cezası yiyen, bununla yetinmeyip defalarca resmi ilanı kesilen bir gazete, Pusula için, “3 gün ilan cezası aldı” başlığını atmış. Sağlık olsun.


Konuya gelelim. Dün bir dostumuz ziyaretimize geldi. “Üç günlük ilan cezanız kaç lira tutar?” dedi.


“2 bin 500, bilemedin 3 bin lira” dedim. Cebinden çıkarttığı parayı masanın üzerine bıraktı, gitti. Arkadaşlar saymışlar, tam 3 bin lira çıkmış. Sanki hesaplayıp da gelmiş.


Öğleden sonra telefon açtı. “O yazıyı bir daha yazarsan, 3 bin daha göndereceğim” dedi. “Allah’ın sevgili kuluyuz” diyorum ya hep…


Bir kapıyı kapatırsa, başka kapıları açıyor bize.


(O yazıyı yeniden koymak istedim. Ama Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz izin vermedi.)



Bozuk saat bile…



Bizim hatamız üzerinden kendilerinin doğru ve haklı olduklarını söylüyorlar.


Onlara şaşıyorum. Kendileri bir iddia ortaya koymuş olsalardı, (ki iddia koydukları yerde kaybettiler) haklı olabilirlerdi.


Onlar bir şey yapmadan haklı oldular!


Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Bunların ki o hesap.


Kendi kendilerine seviniyorlar. Söyleyecek biz şey yok.


Bu arada, medya gücümüzü kullanmak için bizimle yakın ilişki kurmak isteyenlerin, hesap yapanların hayallerinin yıkıldığını görmek, bizi hayal kırıklığına uğratmadı.


Bunu da hatırlatalım