Kültür ve Turizm Zonguldak İl Müdürü Zekai Kasap, oğlunun da tutuklandığı bir suç örgütü davasında sanık olarak hakim karşısına çıkacak.

Zekai Kasap, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, "örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "soruşturmanın gizliliğini ihlal"den yargılanacak.

İddianamede, Zekai Kasap'ın örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerle onlarca telefon görüşmesi var.

Zekai Kasap, telefonda oğluna, "Bugün önemli bir yerle görüştüm. Gece hayatı çizgini değiştir" diyor.

Kasap, oğlu ve çevresindekilerle ilgili soruşturma, teknik takip olduğu bilgisini veriyor.

Şimdi böyle birisi, şu anda hala Kültür ve Turizm Zonguldak İl Müdürü olarak görev yapıyor.

AK Parti iktidar olduğu günden bu yana Zekai Kasap, müdür olarak görev yapıyor.

Zekai Kasap'ın ne AK Parti, ne de AK Parti zihniyetiyle uzaktan-yakından ilgisi yok.

Ama hemşehricilik duygularıyla getirildiği bu görevde bugüne kadar tutuldu.

Tüm bu yaşananlara rağmen hala görevde tutuluyor olması tuhaf!

Normal bir dünyada olması gereken şey, Zekai Kasap'ın istifasını verip, görevden ayrılmasıdır.

Ama o, hala "Nasıl biraz daha görevde kalırım?" diye uğraşıyor.

Bir baba olarak düştüğü durum gerçekten insana acı verecek cinsten.

Ama ondan da başka türlü bir çocuk beklenir miydi zaten?

Böyle Başkan yakışıyor mu?

Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Köksal Bahar'ın çok hareketli bir yaşamı var.

Zaman zaman bu köşede, gazetemizde ve internet sitemizde hızlı yaşantısından kesitlere yer veriyoruz.

Şimdi bir suç örgütüne yardım ettiği iddiasıyla yargılanacak.

Suçsuz da bulunabilir.

Ama ihalelere nasıl müdahale ettiğini telefon konuşmalarından görebiliyoruz.

Hele Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal'la ilgili telefonda kullandığı ifade, bir sivil toplum örgütü yöneticisine hiç yakışıyor mu?

Bana sorarsanız, Osman Köksal Bahar, zaten Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı'na da yakışmıyor.

Konuşma tarzı, üslubu, tripleri, mafyavari hareketleri...

Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı makamı hangi işler için kullanılmış, okudukça şaşırıyoruz.

Zonguldak'a gerçekten yazık oluyor.

Tarihe not düşelim...

İnkar eder, ama ben buraya yazıp tarihe not düşeyim. Kentimizin önemli işadamlarından biri, "Ali Rıza ile barışacağım. Ama önce kolunu-bacağını kıracağım, sonra barışacağım" demiş!

Bu abinin ömrü, kol-bacak kırmakla geçiyor!

Kimlerin kimlerin kolunu bacağını kırdı?

Zonguldak'ın yarısı sakat kaldı, bu işadamı yüzünden!

Her ne hikmetse, hep kendi kolu-bacağı da kırılıyor sık sık!

Sonra FETÖ/GETÖ bahanelerine sığınıyor.

İşin ilginç yanı, her dönem, onun bu yalanlarına inanan bürokratlar, siyasetçiler çıkıyor.

Ona inanmak yerine, yanlışlarını yüzüne söylemeyi tercih etseler, Zonguldak'a daha büyük iyilik yapacaklar. Ben yine dikkat edeyim! Allah korusun! Koluma-bacağıma bir şey olur! En son dört kömürcünün kolunu-bacağı kırılmıştı santralde!

Bizim başımıza da bir iş getirmesin!

Oldu mu şimdi?

Hani bir mülki amirin, başka bir müdürle arasındaki aşk hikayesinden söz ettim ya!

Meğer, ilçede herkes biliyormuş, ben yeni duymuşum!

Belediye başkan adaylığı işi de, ilçeden ayrılmamak içinmiş!

Bir dostum aradı, "Yardımcı olacağın yerde eleştiriyorsun! O yaşa gelince seni de görürüz" dedi.

Bir başka dostum ise, "Günün en güzel haberi... Demek ki, hala o yaşta oluyor" dedi!

Bir de banka müdürüne kadın ayarlayıp, her işini gördüren nitelikli dolandırıcının hikayesi var!

Onun da detayları gelecek...