Sevgili okurlar;


Yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır. Geçmişteki belediye başkanlarına; 467 Evler-Yeşil Kent Sitesi ile şehir merkezi arasında kalan bir bölgenin kamulaştırılmasını önermiştim.


Bunun iki nedeni vardı.


Birincisi; beton canavarlarının elinden kurtulabilen, şehrin akciğeri gibi duran bir yeşil alanın korunması,


İkincisi de; içinde barındırdığı iki köşk nedeniyle tarihi mirasın korunmasıydı.


Biliyorsunuz, daha önce size anlatmıştım. Bu arsa, &8220;Keresteci Kemal Gürel&8221; olarak tanınan, eski eşraftan birinin varislerine aitti. Sonunda varisler arsayı sattılar. Arsayı satın alan kişi de, köşkün içindeki eşyaları İstanbul&8217;daki bir antikacıya satmış. Antikacı da birkaç ay evvel geldi. Eşya, evrak, ne varsa yükledi, gitti.


Tesadüfen haberdar olduğum bu olayı bizzat giderek gördüm.


Bu kent adına utandım, üzüldüm, kahroldum!


Bu kentin yöneticilerinin aymazlık, ilgisizlik, bilgisizlik, ufuksuzluklarına bir kere daha şahit oldum.


Karasevdam -bazen &8220;keşke sevmeseydim&8221; diyorum- Zonguldak, bu ilgisizlik nedeni ile &8220;hormonlu bir ucube&8221; haline geldiyse, bu yöneticilerin günahıdır.


Hamalların rastgele paketleyip kamyona yükledikleri eşyalar arasından, antikacının hoşgörüsü ile birkaç kitap, belge alabildim. Bu arada yerlerde sürünen bazı zarflar gördüm.


Mektuplar vardı içinde. Kimi Türkçe, kimi Osmanlıca... Zarfların üzerindeki 1938-40 yıllarına ait damgaları görünce, bulabildiklerimi aldım.


Aile, o dönemin kültürlü, okuyan, ufku olan bir ailesi. Eşyalar arasında o kadar çok kitap vardı ki, anlatamam. Çoğu da Osmanlıca idi...


Neyse, zarflara dönelim.


Mektuplar, 1938 yılında Almanya&8217;ya mühendislik tahsiline giden Zekai Gürel&8217;e yazılmış. Dedesi, amcası, babası (Kemal Gürel) ve kardeşleri yazmış. Anladığım kadarıyla Zekai Gürel de, bu mektupları biriktirip dönüşünde geri getirmiş.


Dediğim gibi, yerlerde sürünen bu zarflardan bulabildiğimi aldım. İçlerinde Türkçe yazılmışları okudum. Ama baba Kemal Gürel&8217;in mektupları Osmanlıca yazıldığından okuyamadım.


Bunları da okuyabildiğimde, dönemin Zonguldak ve Türkiye&8217;sinden ilginç bilgilere ulaşacağımdan eminim.


Zarfların içinden çıkan bir fotoğraf ve amca Mehmet Gürel&8217;in yeğenine yazdığı mektubu paylaşıyorum.



Henüz vakit geçmiş değil.


Olay yeni.


Bugünkü yazımı ister &8220;boşluğa atılmış bir haykırış&8221;, ister &8220;havaya sıkılmış öfke-isyan kurşunu&8221; sayın.


Bu kentin sahibi varsa eğer&8230;


Valilik mi?


Belediye mi?


Sivil toplum kuruluşları mı?


Gerçekten var iseler eğer&8230;


Belki duyarlar.


Kentin dışına çıkmış olan bu mirastan ne kaldıysa gider, satın alır, geri getirirler.


Umudum yok ya&8230;


Belki beni utandırırlar.



Bu tavanın tüm balıklarına esenlikler dilerim&8230;





Zarfların birinden çıkan bu fotoğrafta hiçbir not veya tarih yok. Muhtemelen Zekai Gürel&8217;in Almanya&8217;daki öğrencilik yıllarına ait bir fotoğraf&8230;



Amca Mehmet Gürel&8217;in yeğeni Zekai Gürel&8217;e yazdığı mektup.