Karadeniz´in fırtınalarla coştuğunu çok gördüm. Ama dalgalarının geçen haftaki kadar azdığını, çocukluğumdan beri görmemiştim.

Sanırım 1945- 50 yılları idi, Hollandalıların Hindi-Çini&[#]8217;den Zonguldak Limanı inşaatı için getirdikleri mendirek içinde duran vinçlerini ve kılavuzlarını batıran bir fırtına yaşamıştık.

HOLLANDALI GEMİCİLER

Bizim dükkânın etrafındaki meyhanelerde içen Hollandalı gemiciler, &[#]8220;Gemileriniz batıyor&[#]8221; diye haber gelince inanmadılar. Orta parmaklarını göstererek dalga geçtiler. Ne zaman ki, bunları meyhanelerden toplayanlarla mendireğin oraya gittiler. Koskoca okyanusları geçen, liman inşaatında çalışacak olan gemilerinin suya batmış olduğunu, şaşkınlıkla gördüler.

Hollandalılar, Avrupa&[#]8217;nın çingene milletidir. Batan vinçlerini ve diğer makinelerini tekrar yüzdürdüler.

Güpegündüz azan Karadeniz, onlara ne menem bir deniz olduğunu göstermişti.

Hollandalı gemiciler, daha sonra meyhanelere tekrar içmeye gelince, onların meşhur orta parmak işaretine karşılık, bizim Türkler de meşhur &[#]8220;na&[#]8217;haber?&[#]8221; el hareketimizi (şaklatarak) gösterirlerdi.

BARTINLI YUNUS KAPTAN

Bartınlı bir Yunus Kaptan vardı. Çektirmesiyle İstanbul&[#]8217;a gidip gelirdi. Karadenizin azdığı bir fırtınada Kefken kıyılarında küçük bir koya sığınmış. Anlattığına göre, üç gün, üç gece, kayalara çarpmadan, gemisini batırmadan mücadele etmiş. Ve kurtulmuş.

Bütün Batı Karadeniz kıyılarında bu olay kulaktan kulağa anlatıldı ve kaptan meşhur oldu. Bu kahraman kaptan, babamın dostuydu ve ara sıra dükkânımıza gelirdi. Hatıralarını anlatırdı, biz de ilgiyle, ağzımız açık dinlerdik.

Delikanlılığımda deniz kazaları çok olurdu. Akçakoca Mezarlığı hep denizlerde kaybolan gemicilerin mezar taşlarıyla doludur.

ALİ BEKTAŞ HALLEDER

80 yaşıma geliyorum, Zonguldak&[#]8217;ta fırtınanın ve dalgaların bu kadar güçlü olduğuna şahit olmadım. Yaptığı hasar için, zarar görenlere geçmiş olsun der, hiç olmazsa canlarını kurtardıklarına sevinmelerini, teselli bulmalarını dilerim.

&[#]8220;Zonguldak&[#]8217;ın Jack London&[#]8217;u&[#]8221; olan Ahmet Öztürk, her ne kadar Ali Bektaş&[#]8217;ı sevmese de, Ali Bektaş&[#]8217;ın öyle veya böyle Kozlu sahilindeki emeklerinin zarar görmesine çok üzüldü. Benim tanıdığım Ali Bektaş, &[#]8220;Takdir-i ilahi&[#]8221; der, daha büyük bir hırsla bu badirelerin altından muhakkak kalkar.

Duam, sağlığı bozulmasın.

[*] [*] [*]

Zonguldak&[#]8217;taki Aksekili arkadaşlarım, en son bu köşede yazmış olduğum &[#]8216; Kartalkaya&[#]8217;da bir kayak macerası&[#]8217; başlıklı yazımda, Yağcıların Şükrü Yüksel Abi&[#]8217;yle ilgili satırlar için, beni öyle çok arayıp tebrik ettiler ki, şaşırdım kaldım&[#]8230;

Hiç olmazsa bir tanesinin &[#]8220;sağol&[#]8221; demesini bekledim.

Tahminimce, gazeteye para vermemek için, o sayfanın fotokopisini çıkarıp, elden ele dolaştırıp okumuşlardır.( Eczacı Leyla Yavuz Hanımefendi bundan muaftır...)

Vaktiyle, Pusula Dergisi çıkardı. O dergide gene Aksekili esnafları yazmıştım. Sonradan duyduğuma göre, bir tane dergi alıp, elden ele dolaştırarak okumuşlar.

[*] [*] [*]

Bazı yazılarım için, gönlü kırılanlar varsa, özür dilerim.

Yunus Emre&[#]8217;den ;

&[#]8220;Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma.

Sevene diken olma, gülü incitme gönül..

Konuşmak bize mahsus, olsa da bir güzel söz,

Ya hayır de ya da sus, dili incitme gönül&[#]8230;&[#]8221;

Sağlıkta ve huzurda olmanızı dua ederim.