Bir süredir şehrimizde insanları dolandıran, hazine-orman arazisi işgal eden, vergi kaçıran, adam döven-dövdüren "Benim SİT'im değil mi, istediğimi SİT'erim" diyenlere rahatsızlık verdik.
Verdiğimiz rahatsızlık nedeniyle onlar da bizi rahatsız etti.
Yüce devletimiz, biz "rahatsız" olunca, rahatsız olmadı da; dolandırıcılar, üçkağıtçılar, vergi kaçakçıları, hazine arazisi işgalcileri, kaçakçılar rahatsız olunca "rahatsız" oldu.
Bizi rahatsız edenler, kutlama partileri yapmışlar bir yerlerde!
Bize gelirken "ayakları geri geri giden"ler, koşa koşa gitmişler o başka yerlere!
Bir de Yasin-i Şerif okutsalardı, iyiydi!
"Yasin, Vel Kur'an-il hakim, İnneke leminel mürselin, Ala sıratın müstakim, Tenzilel azizirrahim, Litünzire kavmen ma ünzire abaühüm fehüm gafilun... Sadakallahul azim..."
Adalet Abla, görüyorsun bunları değil mi?
Zonguldak ve Kozlu 'ayakta' uyuyor!
Zonguldak İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, Zonguldak Merkez'de ayakta yolcu alan dolmuşlarla ilgili cezai işleme başlayacaklarını söyledi.
Çok yerinde bir karar...
Ama Zonguldak Belediyesi ile Kozlu Belediyesi özel halk otobüsleriyle ilgili de aynı uygulamayı yapsa, iyi olmaz mı?
Özellikle Kozlu Belediyesi özel halk otobüsleri hakkında her gün ihbar geliyor.
Konuyla ilgili haberler yapılıyor, klipler hazırlanıyor, sosyal medya çalkalanıyor.
Bu otobüsler, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü önünden geçiyor.
Özellikle sabah ve akşam saatlerinde uygulama yapılsa, çok yararlı olur.
Tıp Fakültesi hattı ise, ayrı bir facia!
Oraya ayrıca bakılsa iyi olur.
Ama bakılır mı?
Bence bakılmaz...
Yetişkin film yıldızı gibi!
Ülkede liyakat sorunu olduğunu ben söylesem tartışma olabilir.
Ama artık toplumun her kesiminde bu konuşuluyor.
Devleti yöneten birinin, yetişkin film yıldızı gibi fotoğrafları elden ele gezen biriyle ne işi olabilir?
Başkasının çektiği fotoğraf değil ha!
Müşterilerine kendi çekip atıyor!
Üstelik çok da kötü be!
Ama her malın bir alıcısı bulunuyor işte!
Baksanıza, devleti yönetenler bile ilgi gösteriyor kendisine...
Şu mübarek Ramazan gününde!
Allah taksiratınızı affetsin!
Kıssadan Hisse: Deniz kenarında balık tutuyorum
Bir Zonguldaklı, deniz kenarında balık tutarken, yanına gelen bir işadamı sormuş:
- Sen ne yapıyorsun burada?
- Balık tutuyorum.
- Neden daha büyük işler yapmıyorsun? Mesela bir iş kurmuyorsun, tuttuğun balıklar çok lezzetli, küçük bir işyeri kurabilirsin.
- İş kurduktan sonra ne olacak?
- Para kazanırsın, zamanla işleri büyütürsün. Yanında birçok insan çalışır. İhracat yaparsın. Hatta İstanbul'da ofis tutarsın.
- Sonra?
- Çok zengin olursun! Aklının alamayacağı kadar para kazanırsın.
- Sonra?
- Dergilere çıkarsın, ödüller alırsın, iyi bir işadamı olarak...
- Daha sonra...
- Yaşlanınca da emekli olup, Zonguldak'ta deniz kenarında bir ev alıp, balık tutarak hayatını yaşarsın.
Zonguldaklı cevap vermiş:
- Ben zaten onu yapıyorum, deniz kenarında balık tutuyorum.
Hisse: Huzuru yakalamak için bu kadar eziyete ve zahmete ne gerek var? O zaten bizim yanımızda, sadece kafamızı kumdan çıkartıp bakmamız yeterli.