Zonguldak’ta bir haftadır; bir umut, bir heyecan vardı ki, herkes kendi sıkıntısını, Zonguldak’ın diğer sorunlarını unutmuş, tek bir olaya odaklanmıştı.

Zonguldak Kömürspor’un 2’nci Lige çıkma yolunda yaptığı mücadelede son 2 maç kalmıştı.

Ama olmadı…

İstanbulspor ile ilk maçta deplasmanda 0-0, kendi sahamızda 1-1 berabere kalarak elendik.

Bir rüya, bu sene bitti.

Bu işin bir tarafı…

Ama asıl ilginç olan, asıl konuşulması gerekenler maçtan sonra yaşananlardı…

Taraftar yine yaptı yapacağını…

“İyiler, hoşlar” diyoruz, ama bir grup yine “boş” olduğunu gösterdi.

Takımın en çok çalışanı, en çok cefa çekeni olan Başkan Süleyman Caner aleyhinde tezahüratlarda bulundular.

İstifaya çağırdılar.

Adam sağlığından, ailesinden fedakarlık yapsın, nefsini bir kenara bırakıp kapı kapı kombine, takvim satsın, gelsin birileri istifaya çağırsın...

Hem de çok başarılı denilebilecek bir lig mücadelesinde, 10 kişi kalınan, penaltının kaçırıldığı maçtan sonra…

En son eleştirilebilecek kişiyi, siz istifaya çağırıyorsunuz… Hem de bir takım ithamlarla…

Bu mu sizin taraftarlığınız, bu mu sizin adamlığınız?

Yenilgiye kurban arıyorsanız, maçı da iyi izleyin, saha dışı olan gelişmeleri de…

Özellikle saha dışı gelişmelerin yarısını yazsam, sanırım yönetimi tefe koyar oynatır, sonra yüzlerine tükürürsünüz.

Süleyman Başkanı da kahraman ilan eder, büstünü dikersiniz.

Sizin hedef tahtasına koymanız gerekenler;

Yönetim ve yönetimdeki bir takım dinamikleri kendi çıkarları için yönetenler olmalı…

ZonguldakKömürspor’a gelen gelirleri kendi çıkarları için kullanmak isteyenler olmalı…

Destek çağrılarına, “Ben Süleyman Başkanla görüştüm” diyerek hiçbir maddi destek vermeyenler olmalı…

Yalandan yere pankart asıp, ZonguldakKömürspor’a hiçbir maddi destek vermeyenler olmalı…

Yani Sözün Özü;

Süleyman Caner hariç herkes olmalı…

Birazcık insafınız, birazcık ahde vefanız varsa, takım için Süleyman Başkanın yaptıklarını unutmaz, ona sahip çıkarsınız.

GÜNÜN SÖZÜ:

“Süleyman Başkan istifa…”

Kale arkasında bağıran bir grup

SÖZÜN ÖZÜ:

“Balın varsa sineğin bol olur…”

Cervantes