Dün; &[#]8220;Yerelde siyasetçi nasıl olmalı?&[#]8221; diye sormuş; Zonguldak&[#]8217;taki kısır döngüyü paylaşmıştık.
CHP İl Başkanı Halil Furat&[#]8217;ın açıklamaları siyasetteki sığlığı bir kez daha ortaya koydu.
Kayseri Kocasinan Belediye Başkanı Bekir Yıldız&[#]8217;ın; &[#]8220;Kimler siyasetçi olmalı, siyasetçi nasıl olmalı?&[#]8221; sorularına verdiği cevapları paylaşmıştık.
Şöyle diyordu Yıldız;
&[#]8220;Bunlardan birincisi Sıhhat şartı;
&[#]8220;Bir siyasetçi; hem fizyolojik yapısı, hem biyolojik yapısı, hem de psikolojik yapısı itibariyle sağlam ve sıhhatte olmalıdır.
İnsan, kendini tartmalı, taşımalı ki, başkalarının ağırlığını da taşıyabilmeli.
İkincisi Mali şartı;
Bir siyasetçi, mali imkanları bakımından da kendini taşıyabilmeli.
Yani, bir siyasetçi; kazanç olarak başkalarına muhtaç olmamalı.
Ekonomik bağımsızlığını ilan edememiş devletlerin devlet olamadığı, ailelerin aile olamadığı bir vasatta, siyasetçinin iyi bir siyasetçi olması elbette düşünülemez.
Ekonomisi bozuk bir siyasetçi, toplumun yükünü yüklenemeyeceği gibi topluma yük olmanın yollarını aramaya başlar.
Üçüncüsü Fikri Yeterlilik şartı.
Bir siyasetçi, fikren de yeterli ve yetkin olmalı.
İnsanların fikri sürekli değişir.
Bir kişinin değişik zamanlarda düşünceleri, fikirleri, eski fikirlerine göre daha cazip olabilir. Ama bu değişim belli bir kıvamda olmalı.
Sık fikir değiştiren biri, siyasetle hiç uğraşmasın.
Siyasetçinin kendi içinde, zihninde ve bedeninde kendini tartar hale gelmesi lazım.&[#]8221;
Biz çoğu siyasetçide üçünü de göremiyoruz.
Çoğu, konuşmuş olmak için konuşuyor.
Tribüne oynamak için konuşuyor.
Gerçekçi konular ve sorunlar üzerinde durup, somut sonuçlara varmaktan çok uzaklar.
Zannediyorlar ki partiler böyle taban kazanıyor.
Olmuyor.
Tam tersi insanları siyasetten uzaklaştırıyorlar.
Önce kendilerine değil, önce başkalarına bakma hastalığına tutulmuşlar.
Hep söyledik; bir kez daha söylüyoruz: Pazardan aldığımız hıyardan cacık olur, bu mantıkla yapılan siyasetten bu kente bir cacık olmaz!
CHP, MHP, SP başta olmak üzere tüm muhalefet partileri için orta saha bomboş.
Akıllarını kullanabilseler iktidarı Zonguldak&[#]8217;ta perişan ederler.
Ama yok.
Onlarda böyle bir yetenek yok.
Boş, yarım, amaçsız laflarla hem kendilerini hem de bu kenti kandırıyorlar!
Gazetelerde çıkmış olmak onları mutlu ediyor.
Anlaşılan o ki siyasetçileri biraz koşturacağız!
Biraz üzeceğiz!
Yanlarına fotoğraflarını da ekleyeceğiz!
Türkiye&[#]8217;nin basın sabıkası!
Türkiye&[#]8217;nin gazetecilerle ilgili sabıkası büyüyor.
Yaygın medyada olduğu kadar yerel medyada da tablo kötüye gidiyor.
Anadolu&[#]8217;da pek çok örneği var.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi&[#]8217;nde dün ele alınan 18 sayfalık raporun Türkiye bölümünde; &[#]8220;Türkiye&[#]8217;nin, halen dünyanın en çok tutuklu gazetecisi olan ülke olduğu tahmin ediliyor&[#]8221; ifadesi yer aldı.
AGİT Medya Özgürlüğü temsilcisinin Nisan 2012 itibarıyla 95 gazetecinin cezaevinde olduğu saptamasına da yer veriliyor.
Yargılananların veya yazdıklarından dolayı cezalandırılanların sayısı hakkında net bir bilgi yok. Raporda, tutuklu gazetecilerin çoğunun terör, şiddeti kışkırtma ile Türk kimliği veya devlet kurumlarına hakaret ile ilgili yasalar kapsamındaki suçlarla itham edildiğine veya yargılandığına dikkat çekiliyor.
Türkiye&[#]8217;deki internet yasaklarına da değinilen raporda, 2008 ile 2010 yılları arasında 5 bin kadar sitenin bloke edildiği belirtiliyor.
Raporda, Türkiye&[#]8217;deki cezaevinde bulunan ve "ifade ve medya özgürlüğü önünde engel oldukları" belirtilen bazı yasalar da eleştirilmiş.
Rapor taslağında, Ergenekon davası hakkında haber yapan birçok gazeteci hakkında TCK´nın 285. ve 288. maddeleri ile Terörle Mücadele Kanunu´nun 6. maddesi temelinde soruşturma açılması, "endişe verici" olarak değerlendiriliyor ve bu durumun "medya özgürlüğünün ciddi biçimde ihlal edildiği anlamını taşıdığı" ifade ediliyor.
Medya özgürlüğüyle ilgili benzer eleştirilerin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi&[#]8217;nin
Türkiye hakkındaki siyasi denetim süreci raporu ile Avrupa Parlamentosu´nun Türkiye hakkında hazırlamakta olduğu yıllık olağan ilerleme raporunda da tekrarlanmasının beklendiği ifade edilen raporda, medya özgürlüğü konusunda Avrupa&[#]8217;nın Türk makamları nezdinde harekete geçmesi talep ediliyor.
Mustafa Kemal Atatürk; &[#]8220;Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir&[#]8221; diyordu.
Evet; gerçekten de öyledir.
Ama iş uygulaya gelince pek öyle olmuyor.
Özellikle de son yıllarda.
Çünkü siyasi iktidar, medyadan ciddi anlamda rahatsız.
Bu rahatsızlığını farklı üslüp ve uygulamalarla fazlasıyla belli ediyor.
Başbakan, bazı bakanlar gazetecilere, gazetecilik olgusuna nasıl bakıyorsa, uzantısı olan siyasetçiler, bürokratlar ve diğer kişiler de öyle bakıyor.
Bir tarafta özgürlükler ülkesi olmaya çalışan Türkiye, diğer tarafta özgürlüklerin peşin peşin kısıtlanmaya çalışıldığı Türkiye.
Çok seslilikten, eleştirilmekten korkan, her nükteyi hakaret kabul ederek yargı yoluna koşan bir anlayış.
Basın özgürlüğü öyle bir yere geldi ki siyasi felce dönüştü!
Gazetecilik elbette canının istediğini yazma mesleği olmamalı; ancak, gazeteciliğin bir kamu görevi olduğu da unutturulmamalı.
Kaderiniz önce Savcıların, sonra Hakimlerin bakış açısına kalıyor.