Haftalardır ciddi şeyler yazıyorum.

Özellikle son iki yazım AKP&[#]8217;nin on yılı üzerineydi.

Bu konuda olumlu-olumsuz yorumlar, iletiler aldım.

Hepsine teşekkür ediyorum.

Bu hafta da biraz sizi gülümsetmek istiyorum.

[*] [*] [*] [*]

Biliyorsunuz, yazılarımdan birinde okurlara bir çağrıda bulunmuştum.

Zonguldak&[#]8217;ta oldukça zengin bir mizah birikimi olduğunu, bunları toplayıp kitaplaştırmayı düşündüğümü söylemiştim. Bu konuda siz okurlarımdan yardım istemiştim.

Dağarcığında yerel fıkralar olan okurlarımdan bana iletmelerini bekliyorum.

Bunları beklerken, bugün açılışı yapmak istiyorum.

Size bugün iki fıkra anlatacağım.

[*] [*] [*] [*]

Birinci fıkra Devrek&[#]8217;ten&[#]8230;

Geçmiş zaman, bizim köylümüzün de buğday ektiği günler.

Dul bir kadın ve tek oğlu, hasatta ancak üç çuval buğday yapabilmişler. Bir çuvalını tohum ve ev ihtiyacı için ayırmışlar. Kadıncağız iki çuval buğdayı da eşeğe yüklemiş, &[#]8220;Oğul, değirmene git, öğüttür. Ekmeğimizi yapacak kadar unumuz oysun&[#]8221; demiş ve oğlunu göndermiş.

Delikanlı, eşeği önüne katmış, değirmene varmış. Değirmenci işe ara vermiş, üzerinde güzel bir köçek elbisesi, parmaklarında zil, değirmene gelenlere köçek oynuyor. Öyle de güzel oynuyormuş ki, bizim delikanlı da hevese gelmiş. &[#]8220;Dayı be, bana da öğretseye bu oyunu&[#]8221; demiş. Değirmenci, bir delikanlıya, bir eşeğe bakmış, &[#]8220;Öğretirim uşaam, ama bir çuval buğdayını da alırım!&[#]8221; demiş.

Delikanlı, "Biraz idare edersek, bir çuval un bize yeter, zaten iki başız, n&[#]8217;olacak" diye düşünmüş.

&[#]8220;Tamam, vedim gitti!&[#]8221; demiş.

Değirmenci, hemen elbiseyi giydirmiş, zilleri de oğlanın parmaklarına takmış. Başlamış öğretmeye. Bir zaman sonra:

&[#]8220;Tamam mı, öğrendiy mi?&[#]8221;

&[#]8220;Tamam, dayı, öğrendiy.&[#]8221;

&[#]8220;O zaman çıkar elbiseyi, ver zilleri!&[#]8221;

Delikanlı oyunu öğrenmiş, ama elbise ve ziller olmayınca, kendini boşlukta hissetmiş.

&[#]8220;Dayı be, elbiseylen zillleri de veseya bana!&[#]8221;

&[#]8220;Veririm uşaam, ama öbür çuvalı da alırım ha!&[#]8221;

Oğlan çok düşünmüş, sonunda, &[#]8220;Vedim gitti!&[#]8221; demiş.

Elbiseyi giymiş, zilleri takmış, boş eşeği önüne katmış, köye doğru yollanmış.

Hem oynuyor, hem gidiyor.

Vakit akşamı bulmuş, anası meraklanmış, çıkmış yolu gözlüyor.

Bir de bakmış ki uzaktan delikanlı geliyor. Eşek boş, bizimki köçek oynuyor:

&[#]8220;Laaay uşaaam!&[#]8221;

&[#]8220;Ney vaa ana!&[#]8221;

&[#]8220;Laaay uşaam, unlaa nerde, nettin unları?&[#]8221;

Oğlan bir yandan oynarken:

&[#]8220;Anayın ..ı bular. Vedim unları, aldım bunları! Vedim unları, aldım bunları!&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

İkinci fıkra Hüseyin Papila arkadaşımdan.

Gerçek bir olay&[#]8230;

Biliyorsunuz, Hüseyin Papila inşaat işi ile uğraşır.

Yakın köylerden bir işçi, inşaatta vincin başında üst katlara malzeme çekiyor. Malzeme dolunca, yukarı gönderip, &[#]8220;Çeeeek!&[#]8221; diye, vinç boşalınca da, &[#]8220;Goyvaaaa!&[#]8221; diye bağırıyor.

O kadar zevkle ve yüksek sesle, &[#]8220;Goyvaaa!&[#]8221;, &[#]8220;Çeeek!&[#]8221; diye bağırıyor ki, seyredenler bu içten ve doğal olan &[#]8220;Goyvaa&[#]8221; diye her bağırışa gülüyorlar.

Bir zaman sonra kendisine gülündüğünü anlayan işçi, vinç boşalınca, &[#]8220;Goyvaaa!&[#]8221; diyor ve peşine büyük bir ciddiyetle:

&[#]8220;Lütfen çeker misiniz?&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Dediğim gibi, yerel fıkraları bekliyorum.

Bu tavanın tüm balıklarına esenlikler dilerim&[#]8230;