Cumartesi günü gelen bazı fotoğraflar eşliğinde şöyle bir haber vardı Pusula'da...
"Kozlu Belediyesi tarafından Zonguldak-Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi arasında yapılan yolcu taşımacılığında istenmeyen manzaralar yaşanmaya, vatandaşlar mağdur edilmeye devam ediyor.
[*] [*] [*] [*]
Otobüslerde yer bulabilmek için uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlardan bazıları, 11 kilometrelik mesafeyi ayakta gitmek zorunda kalıyor.
Neredeyse kucak kucağa seyahat etmek zorunda bırakılan vatandaşların tepkilerini dikkate alan ise yok.
Yaşanan manzara, Zonguldak Belediyesi'nce geçtiğimiz günlerde aynı güzergahta ikinci bir hattın açılması için başlatılan çalışmanın akıbetini hatırlattı.
[*] [*] [*] [*]
Belediye Meclisi'nde görüşülerek, AK Parti Grubu'nun çekimser kalmasına karşın oylanan düzenlemeyle ilgili kararın bir an önce verilmesi bekleniyor. Zonguldak Belediyesi'nin aynı güzergahta özel firma kanalıyla başlatacağı seferler ile hizmette rekabet ve kalitenin artması, 2,75 lira olan fiyatın da düşmesi bekleniyor.
[*] [*] [*] [*]
Hattın açılmaması için Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir'e çeşitli baskıların yapıldığı öğrenilirken, Kozlu Belediyesi'nin de itiraz ettiği ileri sürülüyor."
[*] [*] [*] [*]
Peki, kim yapıyor o baskıları?
Kozlu Belediyesi...
Bürokrasi...
AK Partili bazı isimler...
CHP'li bazı komisyoncular...
Zonguldak Belediyesi'nin iki Meclis üyesi...
[*] [*] [*] [*]
Daha önce de yazdık.
Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, baskılar karşısında yılmamalı.
Yoksa Zonguldak'tan BEÜ Hastanesi'ne Kozlu Belediyesi'nin yolcu taşıdığı yerde, Zonguldak Belediyesi kendi sınırlarından yolcu taşıyamazsa, bunlar "enayi" muamelesi yapmaya devam eder.
Bu işte toplum yararı var.
[*] [*] [*] [*]
Endişeler, şüpheler, şaibe iddiaları varsa, onlar da masaya yatırılsın.
Önündekilerden-arkasındakilerden çok, toplum menfaati var mı, yok mu?
Ona bakın.
"Nasıl olsa halk mecbur" diye kuzu kuzu doldurmanın anlamı yok.
Belediye Başkanları niye var?
Sayın Muharrem Akdemir niye var?
Meclis üyeleri niye var?
Biraz cesaret Başkan!
İktidar-muhalefet!
Türkiye'de siyaset nereye gidiyor?
Sürekli artan gerilim bizi nereye savuracak?
Belki hiçbir yere...
Belki çok yere...
Ama insanoğlu sürekli yüksek tansiyonla yaşayamaz.
Bu, toplum en sonunda ya canından bezer, ya birine toslar.
Gerilim, siyaseti ve siyasileri besliyor olabilir.
Ama toplum bunu istemiyor.
Türkiye'de siyaset her ne kadar yüksek oylar alsa da, bazı hassas konularda güven kaybetmiş, agresifleşmiş, ötekileştirmiş, berikileştirmiş, kutuplaştırmış, çelişkilerle beslenmeye alışmış, ama buna karşılık riskli adımlarla ve darbe girişimleri karşısında kemikleşmiş bir iktidar ile güven vermeyen, toplum dinamiklerini yakalayamamış, üç gün sonrasını düşünemeyen, geçmişteki; ötekileştiren, inkarcı politikaların bir parçası olmuş veya hesabını verememiş, kendi eliyle iktidarın elini güçlendiren muhalefetin mücadelesi şeklinde geçiyor.
Her gün aynı polemikleri dinlemekten inanın bu ülkenin akıl sağlığı bozuluyor.
Yazıktır...
Günahtır!
Mengen'den bu tarafa geçemezler!
AK Partili dostlarımızla konuşuyoruz.
CHP'li, MHP'li, Saadet Partili veya diğer partilerdeki dostlarımızla konuşuyoruz.
STK temsilcileri, işadamları, esnaf temsilcileri, muhtarlarla konuşuyoruz.
Çok net olarak şunu ifade ediyorlar özetle:
"Milletvekillerinin temsil kabiliyeti ve örgütler açısından en zayıf, en basiretsiz, en korkak dönemi yaşıyoruz."
Bazen, "Biz mi böyle görüyoruz? O nedenle mi bize kızıyorlar?" diye düşündüğüm zamanlar oluyordu.
Bir kez daha gördük, küçük klişe hesaplar veya hemşehricilik ayakları dışında milletvekillerine ne güven kalmış, ne de verecek selam.
En yakınlarındakilerin bile arkalarından salladıklarına tanık olduk.
Bir kısım iş gördürme çabasıyla allayıp-pullayınca, bizimkiler kendilerini başarılı falan zannediyor.
Sonra da Pusula'yı hedef göstermeye kalkıyorlar.
Milletvekili adamı arıyor, bizi şikayet ediyor, adam bizi arıyor, "Az bile yazıyorsunuz, bu saygıdeğer ismi" diyor.
AK Parti örgütü, birkaç iyi niyetli isim dışında sırf bu nedenlerle ayağa düşürülmüş durumda!
Genel Merkez işin farkında.
İstanbul Milletvekili Metin Külünk, bizimkilerin yüzüne neler söylüyor?
Ah Zonguldak Ah!
Sesini çıkarsan biraz, bunlar Mengen'den bu tarafa geçemezler de, işte sen de çaresizsin mecburen!
Şehit yakınının isyanı!
"Asıl bunun hesabını verin" başlıklı yazıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Zonguldak ziyaretinde kanun hükmünde şehit sayılmayan Zonguldaklı maden şehitlerine yapılan yamuğu anlatmaya çalıştım. Şehit yakınlarından yorum gelmiş.
Aynen aktarıyorum.
Şehit ailelerine yalan söyleyen, mecliste bir yemek, iki bardak çayla kandırdıklarını zanneden milletvekilleri ile köşe-bucak kaçmaya çalışan AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun iyi okusun...
"Atilla kardeşim;
Size teşekkür ediyorum, maden şehitlerimizi unutmadığınız için. Size miting günü yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum, ama manzara aklıma geldikçe, kelimeler boğazıma düğümleniyor. Maden şehit aileleri olarak mitingde yerimizi aldık. Kütahya'dan, Çorum'dan, Ankara'dan, Bartın'dan ve Karabük'ten gelen kardeşlerimiz vardı. Onları imkanlarımız ölçüsünde ağırladık. Miting sonrası Cumhurbaşkanımız, Valilik ziyareti yaptı, sonrasında bizler Valiliğin arkasında bir ümit Cumhurbaşkanımızı beklemeye başladık. Çıkışta Valiliğin arkasındaki küçük dükkanların olduğu bölgede bekliyorduk. Neyse, Cumhurumuz çıktı, bizim güzergaha doğru konvoyu ilerlemeye başladı. İçimizden bir bayan arkadaş, 'Artık dayanamıyorum' diye otobüse doğru koşmaya başladı, o ara korumalara çarparak yere düştü, bir daha kalktı, gözü yaşlı, feryat-figan otobüsün peşinden koşmaya başladı. Bir daha düştü, o ara aracın altında kalmaktan son anda kurtuldu, bir daha kalktı ve koşmaya başladı. Cumhurbaşkanımızın helikopterinin olduğu bölgeye kadar koştu, en son mecali tükendi ve yere oturdu kaldı. Hıçkırıklar içerisinde, 'Bizim halimiz ne olacak?' diye Allah'a yalvarmaya başladı. Bu bayan kardeşimizin ve bizlerin tek isteği var; sadece 'adalet', biraz samimiyet ve devletimizin şefkatli yüzünü bize de göstermesi, maden şehitlerimize saygı... Çok mu şey istiyoruz, Atilla kardeşim?"