Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’in çok gizli projesi deşifre oldu.



Meğer o proje, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) şehir merkezinde yapacağı dere ıslahıymış.



Çok gizli tutulmuş, zira duyuluverirmiş.



O yüzden bazı gazeteler bile bildikleri halde sakladılar…



DSİ’nin dere ıslahını...



Kardeşim ne ilgilisi var bu işin Zonguldak Belediyesi ile…



Biz de sandık ki, Zonguldak Belediyesi gerçekten güzel bir iş yapacak.



Bir yapacak ki, çok şaşıracağız.



Kasasından da para çıkmayacakmış.



Herhalde “yap-işlet-devret”le bir iş olacak sandık.



Sonra anladık ki, Akdemir bizimle gerçekten kafa yapmış.



Sayın Akdemir, sen bırak bu işleri…



O işi yapacak Devlet Su İşleri…



Sen asansörden haber ver.



Belediyenin asansörünü yaptıramadın daha.



Altı ayı geçti.





İşimize bakacağız…





Cumartesi günü şehir dışından bir işadamı dostumuz aradı.



“Bugünkü yazını okudum. Sana çok kızdım. Sen hala bu işlerle mi uğraşıyorsun? Zonguldak’ta ekonomi kötü, listeler beklenildiği gibi değil. Kentin sorunları ortada... Sen işinle uğraş. Boş ver sağı-solu” dedi.


Cevap veremedim. “Ama” diyecek oldum.


Kendi deneyimlerini anlattı. Hak verdim.



Hani bir söz var ya, “Senin ne söylediğin değil, karşındakinin ne anladığı önemli” diye…



Biz ne söylersek söyleyelim, karşımızdaki işine geldiği gibi anlıyor, öyle yorumluyor.



O halde işimize bakacağız.





Kıssadan Hisse: Bir insanı tanımanın yolu…





Bir adam, Hz. Ömer (r.a.)´in yanında bir hususta şahitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü´l-Hattâb Hazretleri ona, "Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir" dedi.



Orada bulunanlardan birisi, "Ben onu tanıyorum” deyince Hz. Ömer, "Nasıl bilirsin?" diye sordu. O da, "Emin ve adil bir adam olarak tanıyorum" cevabını verdi.



Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu: "Gecesini-gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?"



"Hayır" diye cevap verdi adam.


Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti: "İnsanın takvasını ortaya koyan, muamelesidir. Bu adam, alışveriş yaptığın bir kimse midir?"


Adam tekrar, "Hayır" dedi.



Hz. Ömer (r.a.) bu defa, "Bununla, insanın ahlakının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkan veren bir yolculuk yaptın mı?" diye sordu.



Adam bu soruya da, "Hayır" cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.), "Sen onu tanımıyorsun" dedi ve sonra da adama dönerek, "Git, seni tanıyan birini getir" buyurdu.



Demek ki, bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alışverişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin...



Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müspet veya menfi yönde şahadette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.





Günün Fıkrası: Siz olsaydınız…





Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill´e kızgın kızgın şöyle seslenir:



“Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.”



Churchill, oldukça sakin, kadına döner ve lafı yapıştırır:



“Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.”





Günün Sözü:





“En boş insanlar kendilerine çok önem verirler, mükemmeller güvensizdir, kusurlu insanlar küstahtır; iyi adamsa ürkektir.”



Goethe