17 Mayıs&8217;ta grizu patladı.


O gün bugün sorduk.


&8216;Bu grizu nasıl patlar&8217; diye


Edindiğimiz bilgileri aslında kurumda pek çok kişi biliyordu.


Ama susmayı tercih ettiler.


30 can neden ve nasıl gitmişti.


Bunları sorduk.


Sorularımıza yanıt alamadık.


Çünkü herşeye bilirkişiler karar verecekti.


Oysa hiç ocağa girmeden olayın nedenlerini ve ihmal sürecinin detayları anlaşılabiliyordu.


Bunları edindik ve yazdık.


24 Mayıs&8217;ta &8216;İhmaller TTK&8217;yı gösteriyor&8217; dedik.


TTK&8217;nın kendi bünyesinde çalışan kurumu yeterince denetleyemediği belliydi.


Laubali ilişkilerin yarattığı son gün gibi ortadaydı.


Cesetler çıkarılırken çok ciddi bilgilere ulaştık.


Gaz ölçüm istasyonundakiler orada yoktu.


Bunu soru olarak o günlerde gündeme getirdik.


Asıl sorulardan biri de &8216;neredeydiler&8217; olmalıydı?


Ancak bu sorularımız bir çok kişiye inandırıcı gelmedi.


Gelinen süreçte sorumlu mühendis rahatsızlığından ötürü tuvalete gitmiş.


Tekniker ise puantajına bakmaya.


Ne garip tesadüf değil mi?


30 insanın canı bazen bir yetkilinin çişi kadar değerli olmayabiliyor.


Bu gerekçe bana inandırıcı gelmedi.


Olayın birkaç gün sonrası bu görevlilerle ilgili daha laubali şeyler duydum.


Ama onları kanıtlayamıyorum.


Belki biri çıkar da bana söylenenleri bir ihbar mektubu ile yetkililere ulaştırır.


İlk günden beri gelişmeleri takip eden bir gazeteci olarak yazdıklarımın havada kalmayacağına inanıyordum.


Ancak raporun nasıl çıkacağını bilemezdim.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı inceleme raporu Pusula&8217;nın ilk günden beri ortaya koyduğu iddiaları tek tek doğruladı.


Anayol üzerinde birinci yan galeriden çıkan metan gazının nasıl daha ilerideki ikinci yan galeriye dolduğunu sorduk.


Bunun için pervanelerin birinin yanlış yere konulmuş olması gerektiğini vurguladık.


Üzerine basa basa sorduk ve iddia ettik.


Çünkü birinci galeriden çıkan metan gazı içerde hapsolup geri döndü.


Burada çalışan işçiler ise hiçbir şeyden habersiz çalışmaktaydılar.


Şimdi sormak lazım.


Bu pervaneler buraya konulurken TTK&8217;nın denetçileri ne iş yapıyordu.


Kim bu adamlar?


Ne iş yaparlar?


TTK&8217;da bunlardan kaç tane var?


Yani metan oranı ne kadar yüksek olursa olsun, uyarı sisteminin bulunduğu yerdeki mühendis olay anında ne kadar tuvalete giderse gitsin bu gaz anayolda ilerleyebilseydi bu facia şans eseri atlatılabilirdi.


O zaman da zaten bunlar olmaz ve böyle bir tehlikeden habersiz kalırdık.


Sorun çok yönlü.


Zonguldak&8217;ta işler böyle yönetiliyor.


Türkiye&8217;deki kurumlar da böyle yönetiliyor.


Ve daha komik bir durum oluyor.


Birileri çıkıp vicdanları rahatlatmak için istifa etmiyor.


Örneğin TTK Genel Müdürü Burhan İnan bahse konu ihmalde adı geçen kişilerle ilgili yargılama sonucunu bekleyeceklerini söylüyor.


Bu kabul edilebilir bir olay değil.


Burhan Bey iş güvenliği konusunda çok titiz biri.


Bundan şüphem yok yalnız böyle bir durumda bu duruşunu da yanlış buluyorum.


Burada görevi ihmal her haliyle ortada.


Ve birilerinin adli sürecin dışında hesap vermesi gerekir.


TTK&8217;nın da ayrıca inceleme yaptığını öğrendik.


Bu raporun tersi çıkar mı?


Aynı olay özel sektörde olsa kaç kişi gözaltına alınırdı acaba?


Ama bu olayda ne tutuklu, ne gözaltı var.


Başbakan&8217;ın; &8220;Bunlar sizin kaderiniz&8217; dediği yerde sorumlu zaten kaderdir.


Düz mantık.


Kader varsa fazla üzerine gitmeye gerek yok.


Bu mantık devam ettiği sürece yeni kaderler hep olacaktır.


Cinayette bir kaderdir.


O zaman uzatmaya gerek yok.


Kaderim çok yaşa!


Kaderim çok yaşa!



Sallama siyasetin amigosu olmak!



Anayasa değişikliğini öngören Referandum öncesi siyasi partiler alanlara çıkmaya hazırlanıyor.


El ilanları, broşürler.


Diğer ekipmanlar.


Yerel siyasilerin neler dediğine bakıyoruz.


Paketin içeriğini bilen pek yok.


Kimisi ortadan, kimisi yandan, kimisi dört koldan saldırıyor.


Hür irade istediği yanıtı versin.


İsteyen &8216;Evet&8217; isteyen &8216;hayır&8217; desin.


Ama kim neden ve ne için bu kararları verdiğini bilsin.


Bunun için yorumlanmamış metinlere ihtiyaç var.


Tabi halk okur ve sorgularsa!


Siyasetin amigolarının provakatif söylemlerine pek itibar etmeye gerek yok.


Çünkü bu tarz hareketler artık prim yapmıyor.


Üstelik itici oluyor.


&8216;Evet&8217;in ve &8216;Hayır&8217;ın gerekçelerini anlamak gerekiyor.


Her iki kanat için durum böyle.


Amaç galip gelmek değil, haklı galibiyet elde etmek olmalı.


Siyasetin doğası bunları kaldırmaz diyenlerin imrenecek hali yok.


Kafalar değişmeli, anlayış değişmeli.


Her partili aynı zamanda hür iradesinin sesini dinlemeli.


O irade yoksa yapacak bir şey yok.