TTK Lojmanlarında yaşananların,
Bir bölümünü,
Önceki gün yazmıştım.
Bunun üzerine,
Birkaç telefon aldım.
Yahu ne meseleymiş ama!
Yazlık, kışlık lojmanı olan,
Yok birinde karısı,
Diğerinde metresi olan,
Ne meseleler!
Ve kurumda,
Uzun yıllardır,
Bu tartışmalar devam ediyor.
Temel istek şu,
Üzerine tapu olmayan işçiler,
En fazla beş yıl kaydı ile,
Lojmanlarda kalsınlar.
Geçmişte işçinin biri,
25 yaşında işe girmiş.
30 sene lojmanda kalmış.
Olacak iş mi?
Genç işçilere,
Beş yıllığına lojman verilsin ki,
Ev, köy almaya fırsatları olsun.
Öyle bir iddia duydum ki,
Zamanında,
İşçiye lojman verilmiş,
Bırakın,
Babasına bile lojman verilmiş.
Tabi bir yandan,
Enerji Bir-Sen’in,
Bu konuda görüşlerini de,
Merak etmiyor değilim.
İşçi sendikaları,
Bu konuda neden konuşmuyor?
Anlaşılan o ki,
TTK’da bir yerleşik hayat problemi var.
Türkler yerleşik düzene geçeli binlerce yıl oldu.
TTK daha hala aynı sıkıntıyı yaşıyor.
TTK Genel Müdür Yardımcısı Sefa Topuz mesela!
İddiaya göre,
Yayla Konağı’nda kalıyor.
Cuma günü Ankara’ya gidiyor.
Pazartesi iş başı yapıyor.
Bu Yayla Konağı da,
Ne ilginç bir yer haline geldi.
Yaylana yaylana bürokrat yatış yeri.
Bu da bir yerleşme sorunudur.
Eklemiş olalım.
* * * * * * * * * *
Zonguldak’ta,
Akın Kavi gazeteciliği diye,
Bir tür doğdu.
‘Duyduk’
‘Ettik’
‘Eyledik…’
BEUN Kampüsü’nün kapısından geçiyor,
Duyduğunu yazıyor.
Ahmet Kaya bu konuda güzel bir fıkra anlatıyor.
“Malatya’da bir adam her şeyi çok abartırmış.
Demiş ki, “Namusuma, şerefime yılan gördüm. Allah sizi inandırsın 50 metre kuyruğu var. Beli de işte bu kadar.”
Kahvede diyorlar, “Lan oğlum atma bu kadar.”
Adam diyor, “Ne bileyim ulan! Elimde mezura mı vardı? 50 metre değil de 20 metre. Beli bu kadar değil şu kadar vardı. Ne üzerime geliyorsunuz?”
Kahvedekiler yine ‘haydi ordan’ falan diyor.
Adam yılan boyunda on metreye düşüyor, beş metreye düşüyor, bir metreye düşüyor. En son solucana kadar düşüyor.
Millet yine haydi lan diyor.
Adam bakıyor kimse kendisine inanmıyor.
Diyor ki, “Ne bileyim ulan” diyor.
Çalıların ordan geçerken bir hışırtı duydum…
*
Akın Kavi,
BEUN Kampüsü önünden geçerken,
Hışırtı duyuyor arkadaşlar.
Rektör hoca çalıdakilere dikkat etsin.
* * * * * * * * * *
Geçtiğimiz hafta,
Demokrasi Platformu ile ilgili,
Bir köşe yazısı kaleme almıştım.
Eleştirilerimin,
Ve,
Kaygılarımın arkasında olmakla beraber,
Yazının içinde,
Başkan Erdoğan Kaymakçı için ‘Yalancı’ ifadesini kullandım.
Erdoğan Kaymakçı dedem yaşında.
Kendisi ile konuştuk.
Onu biraz üzmüşüz.
Bazen yazarken,
Böyle kazalar olabiliyor.
Kendisi büyüğümüzdür.
‘Yalancı’ kelimesi için özür dilerim.
Geri kalan eleştirilerimin arkasındayım.
Bizim de gençliğimize versin.
O kelime hoş olmadı açıkçası.
O da kentimizin bir değeridir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok güzel seslendirdiği,
Şiir ile gönlünü alalım.
*
Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül..
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül..
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül…
Mevla verince azma, geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül..
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül..
Sevmekten geri kalma, yapan ol,yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül..
Konuşmak bize mahsus, olsa da bir güzel süs,
Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül.