“Zonguldak ve TTK üzerine yüksek sesle düşünmeye devam edelim” istiyorum.

Zonguldak, çok ortaklı şirketler açısından sıkıntılı bir kent.

Geçmişte bu konuda kötü deneyimler yaşandı.

Yakın tarihte de kötü bir örnek olarak Filyos Ateş Tuğla Fabrikası çıkıyor karşımıza…

Geçmişi unutmamak, ama takılıp da kalmamak lazım…

Gündemde, TTK’nın yeniden yapılanması tartışmaları var.

Ve Karadon Müessese Müdürlüğü üzerine dönen tartışmalar…

Satılsın mı, kapatılsın mı?

Kimse “kapatılsın” demiyor. Ama “satılmasın” diyor.

Çok az bir kesim “satılsın” diyor.

Satılmazsa, kapatılacağı kesin olduğu için biz “satılsın, ama nasıl satılsın?” üzerinde durmak istiyoruz.

TTK’nın tümünü kimse almaz. Bunu devletimiz de biliyor.

O nedenle önümüze Karadon’u koydu. Ve bize “sesli düşünün” dedi.

Devlet, şimdi Zonguldak’ı dinliyor.

Zonguldak’tan çıkan sesleri dinliyor, gelecek teklifleri bekliyor.

Bugüne kadar tüm tekliflere kapalı olan Zonguldak, gelinen noktayı gördü.

25 yılda 42 bin işçiden 8 bin 500 işçiye düşen bir TTK…

10 yıla kalmadan TTK’nın kapacağını görmemek için “kör” olmak lazım.

Peki, o zaman ne yapmak lazım?

Ne yapılırsa yapılsın, Zonguldak dışlanmasın…

Zonguldak insanı dışlanmasın...

Üretim dışlanmasın...

İstihdam dışlanmasın…

Buraya yazmak ne kadar kolay değil mi?

Peki, nasıl olacak bu iş?

TTK Karadon Müessese Müdürlüğü, içinde maden işçilerinin de olduğu, yani Genel Maden İşçileri Sendikası ve Amelebirliği’nin de olduğu bir yapıya verilmeli.

Ama bu yapının içinde Maden Mühendisleri Odası da olmalı.

Yeter mi?

Yetmez…

Zonguldak’taki sivil toplum örgütleri de olmalı.

Mesela TSO’lar…

Erdemir’e kömür lazım değil mi? Enerji lazım değil mi?

O halde bu yapının içinde Erdemir neden olmasın?

Bölgemizin iki büyük grubu, Yurtbay Seramik ve Çanakcılar Seramik…

Bu yapının içinde neden olmasın?

Zonguldaklı rödevanslı saha sahipleri çıkarttıkları kömürü nereye satacak?

Onlar da bu yapının içinde olsun.

Ama biliyorum, hepimizin bir güven sorunu var.

“Rödevansçı” deyince; aklımız çıkıyor, uykumuz kaçıyor.
Bu yapının içinde “devlet” altın hisse ile neden olmasın?

İçinde Enerji Bakanlığı, Zonguldak Valiliği ve TTK’nın da olduğu bir ortak yapıda kim, kime “yamuk” yapabilir, “kelek” atabilir?

Hem biz ne zaman öğreneceğiz birbirimize güvenmeyi?

Evet, geçmişte kişisel ortaklıklarda bir takım suiistimaller olmuş.

Sermaye artışı yapılmış, ortağın payı küçülmüş, hiç olmuş.

Ama kurumsal olarak Devletin, Bakanlığın, Hazinenin, Valinin, STK’ların, Sendikanın ve Amelebirliği’nin, bölgemizin güçlü yatırımcılarının olduğu bir yapıda “yanlış” olacağını düşünmüyorum.

Zonguldak’ta 600 megavatlık bir santral boşluğu var.

Bu santrala, Eren Enerji ve Bereket Enerji talip.

Bir de Demir Madencilik…

Bu hak, üç şirketten birine verilecek.

Bu kesin.

Ben diyorum ki, Zonguldak olarak Karadon’a hep birlikte talip olalım, 600 megavatlık santrali de biz kuralım.

Eren Enerji, Bereket Enerji, Demir Madencilik kazanacağına; maden işçisi kazansın.

Bir kişi, aile, bir şirket kazanacağına; kurumda çalışan tüm maden işçileri kazansın.

Şoförler ve Otomobilciler Odası ortak olsun, şoför kazansın, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları ortak olsun esnaf kazansın, TSO’lar ortak olsun, işadamı kazansın…

Özetle, Zonguldak halkı kazansın.

Daha mantıklı olmaz mı?