Kardeşim Erdal Şeker&[#]8217;in oğlu yeğenim Ali Erman ile avukat Gökçe hanımın evliliğini kutladık. İster istemez kendi düğün hazırlıklarım aklıma geldi. Beş sene süren takibim sonunda eşim Afet hanımla 1960 yılında kız tarafının rızasını alabildik. Zonguldak&[#]8217;ta kalburüstü bir gençlik topluluğu olan arkadaşlarım, o zamanın kasabası olan Çaycuma&[#]8217;da evlenmemi gırgırla karşıladılar. Hele hanım arkadaşlarım açıkça beni küçümsediler. Nasılsa hepsinin bir arada olduğu bir gün punduna getirip Deniz Kulübü&[#]8217;nde Afet hanımla onları tanıştırdığımda küçük dillerini yuttular. Hepsi takdir etti, aralarına alıp muhabbetle Afet&[#]8217;in çekingenliğini giderdiler. Etrafını çevirip sohbet ettiler.
Günler geçti, nişan yapılmadan doğrudan nikah yapılması kararını aldırabildim. Nikah da bizim Karaelmas&[#]8217;taki evimizin girişindeki büyük salonda kıyılacaktı. O zamanlar salonda nizami ölçülerde ikiye katlanabilir, seyyar bir pinpon masamız da vardı. Kız tarafı ve benim arkadaşlarım salonu doldurduk. Nikah Memuru Bartınlı hemşerimiz İbrahim abiyle beklerken kız tarafındaki tüm akrabalar, aradaki kapıdan evin öbür tarafına geçtiler. Ben onların tutumundan nahoş, istemediğim bir kararla döneceklerini anladım. İbrahim abiye sığındım. &[#]8220;Aman abi nikahı çabuk kıy&[#]8221; dedim. O da manzarayı çaktı. Nikah şahidim iki arkadaşımı hemen belirledim. İbrahim abi kısadan Afet&[#]8217;e, &[#]8220;Evlenmeye kararlı mısın&[#]8221; dedi, &[#]8220;Evet&[#]8221; deyince ona imza attırdı. Bana da kısadan &[#]8220;Evlenmeye kararlı mısın&[#]8221; diye sordu, ben de &[#]8220;Evet&[#]8221; deyince bana da imzayı attırdı. Şahitlere de defteri uzattık, &[#]8220;Adınızı yazıp imza atın, hüviyetleriniz bende kalsın, sonra alırsınız&[#]8221; dedi İbrahim abi, nikah defterini kapattı. Kız tarafının akrabalarının hepsi salona sökün etti. Ya Hacı Hikmet, ya Fethi Tosun olacak, en çok bilenlerden biri &[#]8220;Biz nikahı istemiyoruz, nişan istiyoruz, nikah seneye olsun,&[#]8221; dedi. İbrahim abi &[#]8220;Nikah bitmiştir, bunlar karı kocadır.&[#]8221; Bana da &[#]8220;Eyvallah&[#]8221; dedi, hepsi dondu kaldı. &[#]8220;Düğünü sonradan yaparız&[#]8221; deyip suratlar bir karış Afet&[#]8217;i de alıp gittiler. Biz arkadaşlarımızla o salonda yedik içtik, pikap müziğiyle bir güzel eğlendik. Herkes bu emrivaki nikaha bayıldı. Likörlerle de kafalar bulundu.
Nikahlı olduğum halde eşimi benden saklıyorlardı. Bir yere giderken peşimize cümbür cemaat takılırlardı. O zamanki başımdan geçen gırgırları yazabilsem bin sayfalık roman olur. Her Cumartesi günü akşam yedide kalkan posta treni PTT&[#]8217;sine Çaycuma adresli bir Hayat mecmuası verirdim. İçerisinde fular, imitasyon takılar, bir de aşk mektubu kordum, güzelce bantladıktan sonra posta memuruna verirdim. Posta memuru gülerdi, yasak olduğu halde anlayışla karşılardı. Kargo vardı da kargoyla mı gönderecektim? Çaycuma postanesi de anlayışla karşılar, paketlenmiş mecmuayı adresine teslim ederdi.
Bir müteahhitten 1950 model, ayda 250 lira taksitle 2500 liraya üstü açık bir Land Rover cip satın aldım. Dünyalar benim oldu. Ortalıkta bir kıtlık var ki, anlatılmaz. Yedek parça yok, benzin yok. Cip gidiyor ama hep arazi vitesinde gidiyor. Hiç durmaz su kaynatır, lastik patlatır, lanet bir şey. Tamir etmekten ellerimiz parça parça olurdu. Fakat piyasada hiç araba satışı olmadığından arkadaşlarımın da arabası olmadığından yine de gözdeydi. Çaycuma&[#]8217;ya bu ciple gidebildiğimde süksemden yanıma varılmazdı. Baldızlarım da &[#]8220;Eniştemizin cipi var&[#]8221; diye hava atarlardı. Bir cumartesi günü Zonguldak&[#]8217;tan hısım - akraba cipe doluştuk ve Çaycuma&[#]8217;ya yola çıktık. Hazırlıklarımız mükemmeldi. Cip öksüre, tıksıra Gaca&[#]8217;nın düzlüğüne kadar geldi. Ondan sonra ne yaptıksa çalıştıramadık. Gece yarısı mecburen tersine döndük. Ay ışığında frenleye, frenleye Zonguldak istasyonuna kadar kendi akımıyla getirdik. Cip orada duradursun, aynı ekip sabah treniyle Çaycuma&[#]8217;ya gittik ve bir güzel eğlendik. Bu İngiliz milletinin hiçbir malını almamaya o zaman yemin ettim. Meğer benzin otomatiği diyaframı patlamış, bu kadar basit.
Bu hikayelerim bitmez. Şimdiki konvoy arabalarının lüksü inanılmaz derecede, bizim gençliğimizde hayal bile edilmezdi.
Belki size bu hikayelerim &[#]8220;Bana ne?&[#]8221; diye ilginç gelmez. İlginç gelirse haftaya devam edeceğim. Eskiden böyle uzun yazılara &[#]8220;pehlivan tefrikası&[#]8221; denirdi.
Sağlık ve huzurda olmanıza dua ederim.