Ankara Zonguldaklılar Derneği’nin hafta sonu kongresi vardı.


Tuncay Karakuş yeniden başkan seçildi.


Ekip yenilendi.


Tanıdık isimler var.


Tanımadık isimler var.


Genç isimler var.


Kim oldukları değil, ortaya ne koydukları önemli artık.


Karakuş ve yeni ekibine başarılar diliyor, bir önceki dönemin çok ötesinde bir çalışma performansı ortaya koymalarını bekliyoruz.



Şimdi gelelim bundan sonrasına.


Belki yeni yönetime yol haritası olabilir.


Ankara’da bir dernek önemli mi?


Evet, çok önemli…


Hele hele Zonguldak gibi üvey evlat muamelesi gören bir kenti temsilen görev yapan bir dernek ise, çok daha önemli.


Böyle bir dernek ne yapar?


Kısa ve öz söylemek gerekirse, bu kent adına her şeyi yapar.



Ayrıntılara girecek olursak;


Yapması gereken en önemli şey, partiler üstü olabilmesidir.


Kendisini hiçbir siyasi partinin ötesinde ve üstünde görmeden, ama aynı zamanda iktidarda kim varsa onun ve onun Zonguldak milletvekillerinin himayesi altına girmeden, altında ezilmeden çalışabilecek bir mantığa ihtiyaç var.


“Partiler üstü” olayım derken, siyasetçilerden uzak kalmayacak bir anlayışa da ihtiyaç var.


Ankara Zonguldaklılar Derneği bunu yapabilirse, yapabileceği diğer işler için yola çıkabilir.



Başka neler yapabilir?


Ankara Zonguldaklılar Derneği’nin bu kent için o kadar çok yapabileceği şeyler var ki, saymakla bitmez.


İşte birkaç tanesi…


Zonguldak ile Ankara arasında hizmet köprüsü olabilir.


Diyalog köprüsü olabilir.


Kültürel köprü olabilir.


Tanıtım ve enformasyon köprüsü olabilir.


Turizm köprüsü olabilir.


İş dünyası ve işadamları için köprü olabilir.


Zonguldaklı ve Zonguldak ile gönül bağı olan bürokratların arasında köprü olabilir.


Spordan sanata daha pek çok alanda köprü olabilir.


Eğitim köprüsü olabilir.


Zonguldaklı üniversite örencilerine eğitim desteği sağlamanın yanında, özellikle yalnız ve durumu iyi olmayan örencilere ana-baba köprüsü olabilir.


Saymakla bitmez.



Kısacası, “lobi” dediğimiz tüm unsurları hayata geçirebilir.


Kutuplaştıran, bölen, bölüştüren değil, zamk gibi yapıştıran olabilir.


Ayrımcılığın, kinin, hasedin değil, paylaşım duygusunun ve samimiyetin öne çıktığı bir yuva olabilir.


Ankara’da güçlü ve etkin bir dernek anlayışı, Zonguldak’ı temsil eden tüm siyasetçilerin de gücüne güç katar.


Zonguldak meselelerinin takibinde onlar için çok iyi itici güç olabilir.


Hoş, dernek böyle etkili olunca, derneği yanına çekmek isteyen, olmazsa, parçalamaya çalışan siyasetçiler de mutlaka olacaktır, ancak görevinin sorumluluğunu bilmesi gereken dernek yönetimi bunlara izin vermez.


Siyaset yapmadan, ama “siyasetçilerle beraber” mantığı yol haritası olmalı derneğin.



Zonguldak’ın milletvekillerini yılda üç-beş defa bir masa etrafında buluşturabilmeli.


Mümkünse ayda bir bunu yapabilmeli.


Ve o masada kent adına ortak yapılacak şeyler konuşulabilmeli.


Birbirinden habersiz bürokratları, gazetecileri, sanatçıları buluşturabilmeli.


Bu kaynaşmayı daha fazla sağlamak için gerekli etkinlikler organize edilmeli.



Zonguldaklılar, Ankara’da güçlü bir Zonguldaklılar Derneği’ni hayata geçiremediler.


Geçiremedikleri gibi, ya samimiyetsiz davrandılar, ya siyaset için basamak olarak kullanmaya kalktılar.


Bu ve daha pek çok nedenlerden ötürü Zonguldaklılar, diğer kentlerin hemşehri derneklerinin yaptıkları etkinliklere uzaktan bakıp imrenmekle zaman geçirdiler.


Kaldı ki, bu işi gerçekten yapabileceklerin uzak durması, kişilerin küsmesi ve küstürülmesi bunda etkili oldu.


Ama en büyük kusur, böylesi bir dernekçiliğin nasıl ve neyle yapılması gerektiğini bilmeyenlerin bu işe heveslenmesiydi.


Öğrenmek için de yeterince çaba göstermemiş olmalarıdır.


“Şu daha iyiydi, bu kötüydü” değil, anlatmaya çalıştığımız.


Bugüne kadar emeği geçenlerin isimlerinin unutturulması da en büyük ayıbımızdı üstelik.



Tuncay Karakuş’un dernek başkanlığına seçilme sürecinde umutluyduk.


Ancak o kadar yoğun bir isim ki, istediğini veremeyeceği kısa sürede anlaşıldı.


Dernek, rutin düzeyde yürüdü, ama yukarıda bahsettiğimin unsurların hiç birini yapamadı.


İstediği halde yapamadı.


Bunu pek çok defa yazarak veya bizzat Karakuş’a anlatmaya çalıştık.


Kendisi de hiçbir zaman itiraz etmedi, ancak eksikler de giderilemedi.


Karakuş şimdi yeniden başkan...


Kongre sonrası görüştük.


Bunları yeniden hatırlattık kendisine.


Kendisi de yeni dönemde çok daha etkili ve başarılı işlere imza atacakları konusunda iddialı.


Bunun için sorumlulukları paylaşabilen, koordinasyon yapabilen bir ekip oluşturduğunu söylüyor.



Yeniden hayırlı olsun.


Karakuş, işlerinden dolayı yine yoğun olacağından asıl iş ekibin diğer üyelerinde.


Bunun için doğru bir görev dağılımı şart.


Karakuş’un yapacağı ilk iş; vakti olan, koordine etme becerisi olan, bahane değil, iş üreten bir yöneticiyi “başkan vekili” tayin ederek güvenmek.


Samimi bir ortamın güvencesini yaratmak...


Yönetim toplantılarını formaliteden değil, gerçekçi bir tartışma zemininde yapmak.


Yapılan güzel işler ve temaslar sonunda ödülü ve alkışı ekip arkadaşlarıyla paylaşmak.


Bunları yapmak çok zor değil.


Ankara Zonguldaklılar Derneği, gerçekten görevini yapabilirse, bu kente ruh verir, heyecan verir.



Yeter ki, istesinler.


Yeter ki, neler yapılabileceğini görsünler.


Yeter ki, bunları yapmak için izlenecek yolları görsünler.


Yeter ki, görevlerinin önemini bilsinler.


Yeter ki, her eleştiriden alınmak yerine olumlu tarafından bakmaya çalışsınlar.


Yeter ki, küçük değil, büyük düşünsünler.


Yeter ki, Karakuş başta olmak üzere yönetimdekiler, Zonguldaklıların kronik hastalığına kapılmasınlar.



Bir sonraki kongresinin Zonguldak’ın tüm dinamiklerinin katılımıyla gerçekleşmesi umuduyla…


Bir sonraki dernek kongresinin yukarıda paylaştığımız pek çok şeyi başarmış olarak karşımıza çıkması umuduyla