Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi´nin kapısında bir süre Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay´ın gelmesini bekledik.


Artisti bol memlekete Devlet Tiyatroları´nı getiren Bakan Günay birazdan geldi.


Önce sergiyi izledi, sonra salona çıktı.


Sahnesi ve ışık düzeni yenilenmiş salonda her zamankinden başka bir hava vardı.


Kente tiyatronun geldiği, kendini yırta yırta gösteriyordu.


Salon tıka basa dolu.


İlk gün protokol ve beleş davetlerde olurböyle şeyler!


Mete Arif Tokmak ile sahnenin solunda bir yer bulup oturduk.


Protokol konuşmaları kısa ve öz oldu.


Karşılıklı teşekkürler ve temenniler dile getirildi.


Ve perde açıldı.


Turgut Özakman´ın Töre´si sahnelendi.


Drama içinde zaman zaman tebessüm ettik.


Ağlayanlar da oldu.


Nefessiz izledik.


Ve neden bu kadar geç kalınmış diye hayıflanmadan edemedik.


Üstün performans sergileyen oyuncularseyirciyi selamlıyordu.


Kimse başta ayağa kalkma ihtiyacı hissetmedi.


Ayağa kalkan birkaç kişiden biri sanırım bendim.


Sanatçılar sanırım uzun zamandır böyle alkış almamışlardır.


Emeği geçen herkese Zonguldak adına teşekkürü çok görmemek gerekir.


Tiyatronun gelişi üzerine yazdığım yazının ardından başlı başına bir oyun metni haline gelebilecek bir gerçekle karşılaştık.


O tarihi gerçeği hatırlatan; eski Belediye Başkanları´ndan rahmetli Hüseyin Öztek´in


oğlu Sabih Öztek oldu.


Bakın yazısında neler söylüyor;


"Sn. Öksüz;


Bugünkü yazınızı yine ilgiyle ve biraz da içim burkularak okudum.


Aklıma 1972&[#]8217;de yani bundan tam 38 yıl önce rahmetli Hüseyin Öztek´in, Belediye


Sineması&[#]8217;nın zamanın hükümetiyle işbirliği içinde Devlet Tiyatrosu&[#]8217;na, olamıyorsa her


türlü teknik ve fiziki koşulları yerine getirerek eğitimli kadronun da ihdasıyla Şehir


Tiyatrosu&[#]8217;na dönüştürülmesi teklifinin Belediye Meclisi&[#]8217;nde "Bir artistimiz eksikti"


gerekçesiyle kendi partisinin üyeleri de dahil olmak üzere İTTİFAKLA reddedilmesi


geldi.


Şimdi ben 38 yıl sonra Zonguldak´a Devlet Tiyatrosunun gelmesine sevineyim mi,


hayıflanayım mı bilemedim."


[*] [*] [*]


Artık artistimiz oldu.


Her hafta bir oyun.


Profesyonel bir sahne.


Artık artistlerimiz var.


Biraz endişeyle de olsa Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay´ın elini sıkıp


kutlayanlar arasındaydım.


Tek endişem salonun boş kalması gerekçe gösterilerek sonra bu sevdadan


vazgeçilmesi.


İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve bizlere görev düşüyor.


Kendiniz gitmiyorsanız, çocuklarınızı gönderin.


Yoksa bunca yıl sonra gelen artistlerimizi bir daha ittifakla reddetmiş oluruz!



Bu yol yanlış!


Hafta sonu çok sayıda kongre vardı.


Elimden geldiğince katılmaya çalıştım.


Bu kongrelerde gördüğümüz en büyük yanlışlık indir-kaldır.


TBMM´de Milletvekillerinin kaldırıp indirmelerini eleştiren toplumun vekillerden


pek farkı yok.


Son dönemlerin en çok ağlayan esnaf kesimi bakkallar.


Ancak kongrelerine önemli bir katılım yoktu.


Olanlar da gırgıra gelmiş.


Kimse yeniden Başkan seçilen Şükür Küçükali´ye "Bizim sorunları çözeceğiz.


Bu kongrede Belediye Başkanı neden yok?


Genel politikadan kaynaklanan krizlerin yanında yerelde önlem olarak neler


yapacağız?" diyen bir Allah´ın kulu yok.


Görüş belirten, düşüncesini açıklayan yok.


Diğer kongreler de öyle.


Kalkınma ve toparlanma temelden başlar.


Demek ki bakkallar, durumlarından çok memnun.


Biz de haber yapıp duruyoruz.


Demek ki yanlış yapıyoruz!



Hoşgörüsüz toplum!


Zonguldak&[#]8217;ın en büyük sıkıntısı kompleksve kapris.


Kendinden başkasını ötekileştirme algısının altında ezilmiş siyasetçilerin kurban edildiği bir memlekette yaşıyoruz.


Bu hoşgörü durumu, Türk toplumunun engin hoşgörüye sahip olduğu 100 büyük yalan arasında yer alıyorsa, bu durum Zonguldak´ta iki kat fazladır!


Her yerde bir kapris, kendinden başkasını küçümseme ve kompleks ağır basıyor.


Toplum zincirleme şekilde birbirini zehirliyor.


Medya da bu zehirlenmeye çanak tutmuş yıllarca.


Böyle devam ederse iyi niyetli insanlar arada ezilip kaybolmaya devam edecek.


Zihinsel değişim şart.


Değişmeyenleri değiştirmek farz!