Bülent Ecevit Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yapan Mesut Aktogan'ın Pusula Gazetesi Sahibi Ali Rıza Tığ'a yönelik açtığı tehdit ve şantaj davası sonuçlandı.

Zonguldak 1'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, hakim Ali Rıza Tığ'ın beraatine karar verdi. Aktogan'ın karara itiraz hakkı bulunuyor.

Mesut Aktogan, benimle ilgili önceden hazırlanmış, eline tutuşturulmuş bir suç duyurusuna imza atmıştı. Ben de kendisini aramıştım. Aramızdaki konuşma üzerinden tehdit ve şantaj iddiasıyla suç duyurunda bulunmuştu. Bu suç duyurusunun ardından yapılan ses kaydı, Yeni Adım Gazetesi ve Demir Medya internet sitesinde yayınlandı.

Bu konuda yaptığımız suç duyurusu üzerine dava açıldı.

Şimdi biz, bu yayının hesabının mahkemede sorulacağına inanıyoruz.

Saldırı girişiminde şok gelişme!

Hani şu Kilimli yolunda önümüz araçla kesilmişti ya!

Saldırı girişiminde bulunulmuştu ya!

Çok ilginç gelişmeler var.

MOBESE kayıtları savcılıkta...

Sonrasında ikinci taciz girişiminin görüntüleri de savcılıkta...

Şüphelilerin verdiği ifadelerin tümü eldeki somut delillerle çürüyor.

Üstelik, saldırı girişiminde bulunan iki kişi, bir kişinin şirketinde çalışıyor!

Ne kadar ilginç değil mi?

Yani olayda bir azmettirici de var!

Şikayetimizi yineledik!

Artık tüm sorumluluk yüce Türk adaletinde!

Ne oldu ahlak bekçileri?

AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır'ın haberlerini paylaştığı bir internet sitesinde, Zonguldak Belediye Meclis üyesinin "yasak aşk" yaşadığı iddiasına yer verildi.

Bu gazete ve internet sitesi, biz bir şeyler yazınca "namus bekçisi" kesiliyordu.

Ne oldu şimdi?

İsimsiz, imzasız bir yazı!

Üstelik gece attılar!

Ertesi gün hava kararmadan kaldırdılar!

Hani Pusula haber kaldırıyordu?

Hani Pusula belden aşağı yayınlar yapıyordu?

"Herkes önünden yesin" diye boşuna demiyorum.

Kendi pisliğinde boğul!

Bir dostum, "Kadın bir yere kadar korkar. O korkuyu atlattığında sen ondan kork" dedi. Hayatta her şeyini kaybetmiş kadınlardan korkarım ben.

Onlarla konuşmam, görüşmem!

Ben sohbetinden keyif almadığım, bilgisinden, deneyiminden, görgüsünden yararlanmayacağım biriyle ne konuşayım?

Yani bu durum, para karşılığı biriyle beraber olmakla, sevdiğin biriyle beraber olmak gibi bir şey! Benim tercihim aşktan yana!

Hayatın her alanında hatalar yapıp, bu hatalarını bize fatura etmeye çalışanlarla işimiz olmaz.

Kendi pisliğinizde boğulun! Biz oraya gelmeyeceğiz...

Kıssadan Hisse: Leyla ile Mecnun...

Bir gün Leyla, çorba dağıtıyormuş. Bunu duyan Mecnun, tabağını alıp sıraya girmiş.

Herkesin tabağına bir kepçe çorba koyan Leyla, sıra Mecnun'a gelince, kepçeyi tabağa vurup Mecnun'un tabağını ortadan ikiye bölmüş.

Bunun üzerine Mecnun, sevincinden olduğu yerde bayılıp düşmüş.

Onun bu halini görenler sonrasında sormuşlar:

"Ya Mecnun, Leyla sana çorba vermedi. Üstelik tabağına vurup kırdı. Sen bunun neyine sevincinden bayıldın?"

"Olsun" demiş Mecnun:

"Beni diğerlerinden ayırdı ya... Tanıdı ya beni... O bana yeter..."