Zonguldak Belediyesi 100'üncü Yıl Şehirlerarası Otobüs Terminali'nin karşısında, Karakum sahilinde devlet milyonlar harcadı, betondan bir park yaptı.

Asıl amaç neydi?

Oradaki çekeklerde kentin kalburüstü insanları oturuyor, eğleniyordu.

O halde burayı kalka açmak lazımdı.

Hazır Beton Cumhuriyeti devreye girdi.

Park yapıldı.

Adı Manolya!

Ama bir tane manolya yok.

Orada bir kafe olacaktı. Sahilde... İhalesi yapıldı. Ama kafe, yolun kenarına yapıldı.

Devletin milyonlar harcayarak yaptığı yer, sıradan bir park oldu.

İnsanlar akın akın gidiyor.

İşletmeci Trabzon'dan gelmiş.

Kardeşim, madem böyle bir düşünce vardı.

Bizim Özel İdare'nin milyonlarını niye harcadık buraya?

Keşke "yap-işlet-devam et" yapsaydık!

"Bir kişi para kazansın" diye, benim köyümün yoluna-suyuna harcanacak parayı niye harcadık buraya?

Ya da bu işi bıraksaydık belediyeye...

Gerçekten bu kentin sahibi yok.

Ah benim güzel manolyam!

Tört üçten, peş törte!

Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti Başkanı rahmetli Yusuf Günaydın, bir kongre öncesi bizi çağırmış, "Arkadaşlarını getir, üye yapalım. Yönetimi de tört-üç yapalım" demişti.

Ben bu işlerden anlamıyordum.

Gittim, bir meslek büyüğüme sordum.

"Tört-üç ne demek?" dedim.

Yönetimde dört kişi Yusuf Günaydın'ın belirlediği isimlerden olacakmış.

Üç kişi ise, bizim belirlediğimiz isimlerden olacakmış.

Karaelmas Gazeteciler Derneği'nin cumartesi günü yapılan genel kurulunda yönetim listesi açıklanınca, aklıma rahmetli Yusuf Günaydın geldi.

Bunca yıl sonra zihniyet hiç değişmemiş.

Şimdi durum peş-tört!

Yönetimdeki isimlerin beşi, Osman Sav'ın işinde çalışanlar!

Dördü kendi işinde çalışanlar!

Geçimini gazetecilikten sağlayanların üye olduğu derneğin başkanı, TTK emeklisi Mustafa Emen oldu.

Yani Karaelmas Gazeteciler Derneği, İmza Gazetesi'nin Zonguldak ofisi olarak çalışmaya devam edecek.

Rahmetli Yusuf Günaydın'ın yaptığı gibi...

Derya Akbıyık'ın yaptığı gibi...

Kıssadan Hisse:

Yöneticiler halkın malını çalıyordur!

Kanada'da ihtiyar bir adam, ekmek çalmaktan tutuklanıp mahkemeye sevk edildi.

Yaşlı adam suçunu kabul edip, itiraf etti.

Ve yaptığı hatayı şöyle açıkladı:

"Çok acıkmıştım, neredeyse açlıktan ölecektim."

Hakim şöyle hükmetti:

"Sen hırsızlık yaptığını biliyorsun ve ben senin on dolar tazminat ödemene hükmediyorum. Bu parayı ödeyemeyeceğini bildiğim için senin yerine ben ödeyeceğim."

Duruşma salonunda herkes susmuştu. Hakim, cebinden on dolar çıkardı ve ihtiyar adamın tazminatı olarak hazineye götürülmesini istedi.

Ardından ayağa kalktı ve salondakilere hitaben:

"Hepiniz suçlusunuz ve her biriniz on dolar ceza ödemelisiniz, zira sizler öyle bir şehirde yaşıyorsunuz ki, ihtiyar bir adam açlıktan hırsızlık yapmak zorunda kalıyor."

Duruşma salonunda 480 dolar toplandı ve toplanan parayı hakim, ihtiyar adama verdi.

Şimdi biz Kanada'da yaşayan bir toplum olmadığımız için Hz. Ali'nin bir kıssası ile durumu özetleyelim:

"Eğer Müslümanların yaşadığı bir şehirde fakir görürseniz, bilin ki, o şehrin yöneticileri halkın malını çalıyorlar.''