Zonguldak’ta beceremediğimiz yegâne şeylerden biri de “Biz” olmaktır.

Yıllardır; siyasetçisi, bürokratı, STK’ları, gazetecisi bir türlü “Biz” olmayı becerememiş, herkes kendi kayığını çeker olmuştur.

Hesaplarda da Zonguldak önde tutulmayıp, bireysel hesaplar ön plana alınınca, ortaya Zonguldak’ımızın malum hali çıkmıştır.

Sorununu anlatamayan, derdine çare bulamayan, bulsa bile çözüm yollarını bilemeyen, bilse bile birlik olmadığından bireysel uğraşıp sonuca varamayan bir Zonguldak…

Kısır çekişmelerin şehri Zonguldak…

Bencilliklerin, bana neciliklerin şehri Zonguldak…

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyenlerin, “Ben çok kazanayım, rakiplerim batsın” hayali kuranların şehri Zonguldak…
Selamı-sabahı hesaplı-kitaplı verip, beyninin arkasında senaryo yazanların şehri Zonguldak…

Şehre hiç bir şey yapmayanların, yapmaya niyeti olmayanların değil de, bir şeyler yapmak isteyenlerin kötülenip-horlandığı, art niyetlilerin baş tacı yapıldığı şehir Zonguldak…

Kısacası, birlikteliğin anlamının yüklü olduğu “Biz” kelimesinin bilinmediği, anlaşılamadığı şehir Zonguldak…

Zonguldak’ın kurtuluşunu hiç başka yerlerde, başka sorunların çözümünde aramaya gerek yok.

Sorun “Ben” olma hastalığı…

Bütün sorunlarımızın temelinde yatan “Ben” olma hastalığından kurtulup “Biz” olmaya terfi ettiğimiz gün, şehrimizin geleceği kurtulmuştur.

Seçilmişlerin, atanmışların, STK’ların, gazetecilerin iş bilmezlikleri, art niyetlikleri teferruattır…

Yeter ki biz, “Biz” olalım…

Zonguldak’ımızın menfaatlerini; egolarımızın, kişisel menfaatlerimizin önünde tutalım.

Bizim, “Biz” olabildiğimiz bir Zonguldak’ta ne sorun kalır, ne de sorun üretmeye çalışan yetkililer kalır.

Haydi o zaman, gelin “Biz” olalım.
“Ben” olma hastalığından kurtulalım.

[*] [*] [*]

Bir de Sayın Osman Ak konuşsa…

Paralel yapının neler yaptığıyla ilgili herkes konuşuyor…

Özellikle yanında olup da ayrılan kişiler, gazeteciler, işadamlarının söyledikleri akıllara zarar verir cinsten.

Bütün bunlar bir yana, bu yapıyı ilk fark eden, tehlikeye dikkat çeken, yıllar önce Zonguldak Emniyet Müdürü Sayın Osman Ak olmuştu.

Paralel örgüt için ilk “Haşhaşi” tabirini kullanıp, yine bu örgüt tarafından kızağa çektirilen, son olarak da “paralel örgüt” ortaya çıkınca da Zonguldak Emniyet Müdürlüğü’ne getirilerek, bir anlamda özür dilenen Sayın Osman Ak’ın son gelişmeler karşısında yorumlarını çok merak ediyorum.

Daha doğrusu devletin birçok kesiminin göremediği yapıyı nasıl gördüğünü, nasıl bir cesaretle “Haşhaşi” benzetmesi yaparak, herkesin karşısına dikildiğini merak ediyorum.

Sayın Ak’ın konuşmasına izin verilmesi, birçok soruları da cevaplandıracaktır…

Devlet ciddiyetiyle izin verilmediği için bu konuya, Zonguldak’a geldiğinden beri hiç girmeyen Sayın Ak konuşsa, eminim Türkiye’yi sarsacaktır.

Hatta ABD’deki Fetullah Gülen’i de yerinden oynatacaktır.

Sanırım konuşma zamanı da geldi…

Merakla bekliyoruz Sayın Müdürüm…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Özellikle Çaycuma Belediye Başkanının normal bir vatandaş olarak hakkını savunmak amacıyla şahsi mülkü ile ilgili açtığı davanın koskoca projenin yürütmesini durdurduğu iddiası ile prim yapmaya çalışanların amaçlarının en masum haliyle, ‘Projeye sahip çıkmak’ değildir…”

Çaycuma TSO Başkanı Rifat Sarsık


SÖZÜN ÖZÜ:

“İnsanlık öyle bir elbisedir ki, her bedene olmaz…”

Anlamlı Sözler