Darbe girişimi sonrası bazı gerçekler yeni yeni konuşulmaya veya anlaşılmaya başlandı.

Pek çok kişi çıkıp “aslında” neler yaşadıklarını anlatıyor.

Çekilen sıkıntıları anlatıyor.

Mağduriyetleri anlatıyor.

Askeri okullarda, yargıda, diğer kurumlarda cemaatçi yönetimlerin baskısından bahsediliyor.

Ve öylesine şeyler duyuyoruz ki, bazen inanmak kolay olmuyor.

Meğer ne çok cemaat mağduru varmış.

Bu yüzden de “ben” diyerek anlatmam gerekenler olduğunu düşünüyorum.

Çünkü cemaatçi olduğunu inkar için Madenci Anıtı’nda bayrak sallayanların yanında bunları yazmak farz oldu.

Galiba herkesin cemaatçilerle ilgili bir anısı var.

Bu da bizim anımız olsun.

[*] [*] [*] [*]

Haber, 18 Ocak 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi’ne ait…

Aynen şöyle:

“17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından Emniyet, Yargı, Maliye başta olmak üzere, pek çok kurumda yaşanan toplu görevden almalar TRT'ye de yansıdı.

TRT'de Haber Dairesi Başkanı Ahmet Böken'in görevden alınması ve yerine Nasuhi Güngör'ün atanmasının ardından toplam 12 yönetici görevden alındı.
TRT Avaz'dan iki müdür İbrahim Gürkan ve Sedat Kadı görevden alındı.
TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanlığı'nda da yine müdür seviyesindeki, Özgür Yılmazkol, Ahmet Torun, Cavit Atasever, Atilla Tunga, Erol Yüksel, Murat Özköse ve Mustafa İnan görevden alınan isimler oldu.
Yurt Haberler Müdürü Ersin Şamlı ile teknik müdürler Fatih Kapan ve Gökhan Yüksel de görevden alındı.”
Buradaki iki isim…

Ahmet Böken ve Ersin Şamlı…

[*] [*] [*] [*]

Öncesine gidelim.

Yıllarca arazide görev yaptım.

Ajans muhabirliği, Demokrat ve Pusula gazeteleri olarak devam etti.

Köksal Toptan’ın TBMM Başkanı olduğu dönemde TRT’nin Zonguldak Temsilciliği için muhabir ve kameraman arıyorlar.

TRT, Zonguldak Valiliği’ne bildirmiş.

Valilik Özel Kalem Müdürü Mehmet Zafer Alas, sormuş-soruşturmuş, benim daha uygun olacağımı düşünmüş.

Benden önce TRT Zonguldak Temsilcisi görünen, ama aktif olmayan sevgili büyüğümüz, rahmetli Harun Ersoy da konuyu iyi biliyordu.

O da benimle devam edilmesini isteyenlerdendi.

“Olur mu, olmaz mı?” diye kararsızlık yaşarken, kabul ettim.
Kararsızlığımın nedeni haber başı komik ücretlendirme değildi.
“Yapacaksam adam gibi yapmalıyım. Bu güvenin karşılığını boşa çıkarmamalıyım” anlayışıydı.
TRT’nin kimliği ile hava atan, piyasaları dolandıranların bıraktığı kötü bir iz vardı.

Bilenler biliyor!

[*] [*] [*] [*]

Gazete ve internet nedeniyle tek başıma yetişemeyeceğim için bir arkadaşla başladık.

Hem kendi çalışmalarım da kullanmak, hem de TRT için kullanmak üzere çok iyi parayla çok iyi bir kamera alarak işe başladık.

Sağ olsun İbrahim, dalgalara maruz kalınca, o gün-bu gündür 5 bin liralık masrafı nedeniyle yatıyor.

İbrahim, İstanbul’a gidince, Cenk Topçu ile devam ettik.

Haber bombardımanına ve TRT’nin haber kanallarına telefon bağlantılarına rağmen gelen komik ücretlere bakmaksızın başka işlerle kendimizi finansa etmeye çalıştık.

Ama birileri gibi, “Ben TRT temsilcisiyim” havalarına girmedik.

[*] [*] [*] [*]

O günlerde Ersin Şamlı, Zonguldak’a geldi.

Konuştuk.

Açık bir dille nasıl daha başarılı olunabileceğini söyledim.

Sağ olsun, o da bizi yere-göğe sığdıramadı.

Ama bir operasyon kokusunu alır gibiydik.

Cemaatçi yapılanmanın ayak sesleri geliyordu.

Bir sabah Cenk, “Abi sisteme giremiyorum” deyince, “Atmışlardır, dert etme” dedim.

Cenk birazdan telefon etti.

Gerçeği teyit etti.

Sonra Ersin Bey’i aradım.
“Bir teşekkür etme zahmetine katlansaydınız” dediğimde, o da kem-küm ederek, “Haklısınız” demekle yetindi.
[*] [*] [*] [*]

Yerimize; Zonguldak’ı bilmeyen, tanımayan, sözde iletişim mezunu, ama Anadolu’da haberin nasıl yapılacağını görmemiş, yaşamamış bir arkadaşı gönderdiler.

O arkadaş, zaten direk Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı ile koordineli çalışmaya başladı.

Manzara, Türkiye’nin pek çok kentinde aynıydı.

Resmen kıyım yapıldı.

İşi bilene değil, cemaatçi olanlara kolaylık sağlandı.

Ve TRT’nin yurt muhabirleri, pek çok yerde sigortalı ve maaş artı primle çalıştırılmaya başlandı.

[*] [*] [*] [*]

Dert etmedik.

Çıkıp mesele de yapmadık.

Konuşmadık.

Yazmadık.

Çok şükür, işimiz vardı.

Hatta önemli bir yükten kurtulduğumuz için şükrettik.

Ama TRT, Zonguldak’ta adeta duvara tosladı.

O arkadaşı buraya gönderenlerin derdi, zaten haber falan değildi.

[*] [*] [*] [*]

17-25 Aralık operasyonu sonrası yukarıdaki haberde yer alan değişimler başladı.

Zonguldak’a gönderilen arkadaş, TOKİ’ye atanmıştı çoktan.

Onun yerine de Zonguldak’tan başka bir arkadaş baktı.

Ama o da yürümedi.

Geçtiğimiz sene TRT’den üst düzey bir dostumuz Zonguldak’a geldi.

O da cemaat mağduruydu.

Yeni yapılanma üzerine konuştuk.

Dostane bir sohbetti.

Şimdi Pusula Yayın Grubu’ndan Cüneyt Özfidan bu görevi yürütüyor.

Gece-gündüz sokakta, haberin peşinde…

Geleceği çok parlak…

Başarılar diliyorum.
[*] [*] [*] [*]
Bugüne kadar yazmadım, paylaşmadım.
O gün eski Yurt Haberler Müdürü Ersin Şamlı’ya ne dediysem, aynı yerdeyim.
Amaç; habercilik mi, başka şey mi?
[*] [*] [*] [*]
Dönemin TRT Haber Dairesi Başkanı Ahmet Böken ve Yurt Haberler Müdürü Ersin Şamlı’ya bugün sorsanız, “Bize talimat geldi” diyecekler.
Herkes hesabını versin.
[*] [*] [*] [*]

Kısa bir süre öncesine kadar FET֒nün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nin temsilcileri, medyayı-gazetecileri etkinliklerde bir araya getirme konusunda çok istekli ve başarılıydılar.

Onların görevlerinden biriydi, cemaatin medya ilişkilerini sıcak tutması…

Ramazan’da geleneksel maklube, basın bayramlarında bowling turnuvaları veya diğer etkinlikler…

Mesela, maklubelerin ardından gazeteci ve muhabirleri birkaç konu üzerinde tartıştırma ve evlerde tutma çabalarının da altında bir hesap varmış.

Şimdi daha iyi anlıyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Kısa süre önce işine son verilen Cihan Haber Ajansı Zonguldak Muhabiri Abdullah Karabacak’la rutin arkadaşlık ilişkilerimizi devam ettirmemize rağmen ısrarlarına rağmen hiçbir davetlerine katılmadım.

Cemaat merkezli Ergenekon yapılırken, Balyoz indirilirken, 17-25 Aralık’taki darbe denenirken, Nedim Şener, Ahmet Şık ve diğer gazeteciler tutuklanırken, bazı şeyler daha net anlaşılmıştı…

[*] [*] [*] [*]

Olayı yine Madenci Anıtı’ndaki nöbete bağlayacağım.

Ergenekon, Balyoz gibi davalar, 17-25 Aralık darbe girişimi gibi bunca kırılma yaşanırken, cemaate kırılamayanların bugün en sıkı darbe karşıtı kesilmeleri manidar!

Allah hepimizin kalbine göre versin!