Hafta sonunu İstanbul’da geçirdim.

Bu satırları,

Kadıköy semalarından yazıyorum.

Buralar bambaşka.

İstanbul yorucu.

Ama keyifli.

Fakat Zonguldak kadar değil.

Burada her insan,

Okyanusta bir kum tanesi.

Kim ne yapıyor?

Nereye gidiyor?

Ne planlıyor?

Anlamak mümkün değil.

Karşımda Galata Kulesi duruyor.

İnsanın şair olası geliyor.

Ama bugün bir şey gördüm.

Hafta sonu,

Şampiyonlar Ligi finali yapıldı.

İstanbul’da,

Yüz binlerce İngiliz ve İtalyan taraftar vardı.

İngiliz holiganlığı herkesçe bilinir.

Nevizade’yi rehin almışlar.

Hani medeni denen Avrupa varya.

Sözde en medenisi İngilizler.

Sokakta,

Köşe başlarına çişlerini yapıyorlardı.

İstiklal’de,

Kendisini uyaracak bir Türk yoktu.

Belki biz vardık.

Uyardık ama,

Kavganın eşiğinden döndük.

Zonguldak’ın keşmekeşini,

Ve kavgasını özledim.

Ben Batuhan,

Kemal değil,

Geliyorum…

*          *          *          *          *          *          *          *

Yerel seçim gündemi,

Git gide güçleniyor.

Zonguldak olduğu gibi,

Her yerde isimler tartışılıyor.

Ancak Zonguldak’ta,

Papatya falları açmaya çalışanlar var.

İstiyorlar ki sular bulansın,

Onlarda bu suda balık tutsun.

Olmaz!

Ak Parti’yi dizayn etmek isteyenlerin,

Hangi sularda yüzdüğü,

Hangi seslere ses verdiği görülüyor.

Tartışılması gereken,

Yolsuzluk,

Hırsızlık,

Arsızlık olması gerekirken,

Hizmet ehli topa koyuluyor.

Biz işte bu yüzden,

Okun nereden geldiğine bakıp,

Tarafımızı belirliyoruz.

Zonguldak’ın,

En güzel ilçelerinin,

Önce döneme göre çukur siyasetine kurban gitmeyeceğini biliyoruz.

Heeee!

Güneşi görünce,

Sinek gibi avuçlarını ovuşturanlar var.

Biz sineklere,

Çiçeklerin ne kadar güzel olduğunu anlatmayacağız.

Zaten anlamayacaklar.

Necaset onlar için,

Çiçekten daha kıymetli çünkü.

Zonguldak,

Lağım çukurlarından,

Ve onların müptelası sineklerinden,

Çok daha kıymetlidir.