CHP’li Zonguldak Belediyesi’nde her gün yeni bir bomba patlıyor.


Dün gelen bilgilere göre, CHP’li üç Meclis üyesinin çocuğu taşeron şirkette işe başlamış.


Bilindiği gibi daha önce de CHP’li dört Meclis üyesinin çocuğu sözleşmeli olarak belediyeye başlamıştı.


Belediyede gerçekten çok sayıda taşeron eleman var.


Yakında taşeron eleman sayısı, kadrolu eleman sayısını geçecek.


Belediye batmış, kimin umurunda!


Bu taşeron işçilerinin en az yarısının verimli bir şekilde çalışmadığı da gelen bilgiler arasında.


Ama asıl bomba, kadrolu personele verilen mesai ücretleri.


Zonguldak Belediyesi, 2012 yılında 1 milyon 100 bin lira, yani eski parayla 1 trilyon 100 milyar lira mesai ücreti ödemiş!


Belediye bu kadar çok çalışıyor da, bizim mi haberimiz yok?


Anlatın da bilelim!..



Kıssadan Hisse: Bilge…



Ölmek üzere olan yaşlı bir baba, yatağının başına üç oğlunu çağırarak, onlara vasiyette bulunur:


“Oğullarım, ben ölünce, birbirinize düşmemeniz için, size sahibi olduğum 17 deveyi paylaştırmak istiyorum. Miras olarak develerin yarısını büyük oğluma, üçte birini ortancaya, dokuzda birini ise küçük oğluma bırakıyorum.”


Babalarının ölümünden sonra mirası babalarının vasiyeti uyarınca paylaşmak üzere kardeşler bir araya gelirler. Fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar. Mirası babalarının istediği gibi pay edemezler. Çünkü 17; ne 2’ye, ne 3’e, ne de 9’a bölünebilir. “Bu işin üstesinden ancak köyün tecrübe ehli, yaşlı bilgesi gelir” diye düşünüp, ona giderek, danışırlar. Bilge kişi, “Benim bir devem var, onu da alıp, yeniden hesap yapın” der. Bu cömertliğe çok şaşıran oğullar, 18 deveyi pay etmeye girişirler. Önce 2’ye bölerler, büyük oğul 9 develik payını alır. Sonra 3’e bölerler, çıkan 6 deveyi de ortanca oğul alır. Daha sonra 9’a böldüklerinde 2 deveyi de küçük oğul alır. Ama bütün develeri paylaştıktan sonra ortada fazladan bir deve kalır, yine. Oğullar bu duruma da bir çözüm getirmesi için yaşlı bilgeye başvururlar. Bilge kişi gülerek, “İyi öyleyse! Sorun çözümlendiğine göre, ben de devemi geri alayım” der.


Bilge kişi, tıpkı bilgi gibi katalizör olarak olaya girer, çözümü sağladıktan sonra olaydan çıkar. Sorunu çözmede insanlara yardımcı olur, ama kendinden de bir şey eksilmez. Özellikle sevgi ve bilgi, verdikçe azalmayan, daha da çok artan, tükenmez bir özelliğe ve güzelliğe sahiptir. İşte bilgelik ve bilge kişi budur. (Alıntıdır)



Günün Fıkrası: Karınca!



İşlediği bir suçtan dolayı 15 sene hapis cezası yiyen Temel, cezaevine girdiği gün yatağının kenarında bulduğu bir karınca ile çok iyi bir arkadaşlık başlatmıştı. Temel, 15 sene boyunca karıncayı eğitmiş, onunla yoldaş, candaş, arkadaş olmuştu. Artık karınca öyle bir hale gelmişti ki, Temel, “dur” deyince duruyor, “yürü” deyince yürüyor, “takla at” deyince takla atıyordu. Yani konuşmak dışında, Temel ne derse, onu yapıyordu. Cezaevinden çıkarken, karıncayı boş bir kibrit kutusuna koydu Temel. Çıkar çıkmaz güzel bir lokantaya gitti, siparişlerini verdi. Yemeğini beklerken, “Şu garsona karıncamın özelliklerini göstereyim de, bir şaşırtayım” diye düşündü ve karıncayı çıkarıp masanın üzerine koydu. Garsonu çağırarak, “Bakar mısınız?” dedi. Garson, “Buyurun beyefendi” diye Temel’in yanına geldi. Garsona parmağı ile karıncayı işaret eden Temel’in, “Şu karıncayı görüyor musun?” diyerek başladığı sözünün sonunu getirmeden, garson telaşla, “Özür dilerim beyefendi, görmemiştim” diyerek başparmağı ile karıncayı ezip, masayı sildi.



Günün Sözü:



Ne kadar yükselirsen, o kadar küçük görünürsün uçmasını bilmeyenlere...


Nietzcshe