Zonguldak İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı'nın sosyal medya hesabından yaptığı sosyal içerikli paylaşımları dikkatle izliyoruz.
Müdür Bey, kentteki kaldırım işgalini anlatmak için, bir manavın önünden çektiği fotoğrafı "Bu şehir budur! 'Bu mudur, değil midir?' buna karar vereceğiz" etiketiyle paylaştı. Duyarlılığı için teşekkür ederiz.
Ama ben bugün başka bir konuya değineceğim.
Zonguldak'ta kimse kendi asli görevini yerine getirmiyor.
Kaldırım işgallerini önlemekle yükümlü kişi, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir'dir. Akdemir, an itibariyle yurt dışında geziyor.
İlin trafiğinden, asayişinden sorumlu Emniyet Müdürü, kaldırım işgalini gündeme getiriyor.
Zonguldak budur! "Bu mudur, değil midir?" buna karar vereceğiz!
Önceki Müdürümüz Osman Ak da, Fen İşleri Müdürü gibi çalışıyordu!
Hadi Zeki Çakan, Belediye Başkanı olsun da, Emniyet Müdürü böyle bir fotoğraf paylaşsın, görelim!
Secaattin Gonca, Belediye Başkanı olsaydı, "Ben seçilmişim, o atanmış! Nasıl böyle bir paylaşım yapar?" diye ortalığı ayağa kaldırırdı!
Ama Emniyet Müdürümüz Ahmet Metin Turanlı için böyle bir risk yok!
Çünkü Zonguldak'ta belediye yok! Zonguldak'ta belediye başkanı yok!
Demir yürekli adamlar!
Bize ahkam kesen demir yürekli adamlar... Sosyal medyada son dönemde size acayip sallıyorlar... İşin ucu size değiyor! Ama hiç sesiniz çıkmıyor!
Hatta dut yemiş bülbül gibisiniz!
Hayırdır! Demek ki, bu şehirde gücü yeten yetene!
O kadar lafı-sözü yalayıp yuttuktan sonra, sakın bir daha bize gelmeyin!
Sizi izliyoruz! Bakalım ne kadar yüreklisiniz? Göreceğiz!
Kıssadan Hisse: Atı kaçan çiftçi...
Komşuları, tek atı kaçıp giden yaşlı bir çiftçiyi teselliye koşarlar. Yaşlı adam, teselli edilmeyi reddederek, "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der.
Gerçekten de, birkaç gün sonra atı geri döner, hem de yanında vahşi bir atla birlikte. Yaşlı adamın dostları, bu sefer onu kutlamaya gelirler. Kutlamaları reddeden ihtiyar, "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der.
Ve gene birkaç gün sonra yaşlı adamın oğlu, vahşi ata binmeye çalışırken düşerek bacağını kırar. Dostları, oğlunun talihsizliğinden duydukları üzüntüyü bildirmek için yine gelirler. "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der ihtiyar.
Aradan birkaç hafta geçer ve kasabaya, komşu ülkeyle savaşacak güçlü erkekleri askere almak için ordudan adamlar gelir, ama yaşlı adamın oğlu savaşacak durumda olmadığı için paçayı kurtarır.
Hisse: Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?
Günün Fıkrası: Ay bizimki çok daha güzel!
Karı-koca yemek yiyor... O sırada masaya yaklaşan heykel gibi güzel bir esmer, adamı selamlayıp geçiyor. Adamın karısı soruyor: "Kim bu afet?"
Adam: "Eğer mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim, metresim!"
Kadın: "Bir de bu kadar pervasızca söylüyorsun. Boşanıyorum senden!"
Adam: "Yani Etiler'deki apartmanı, Kandilli'deki yalıyı, Göcek'teki tekneyi ve Nice'deki villayı bırakıyorsun..."
Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini çatallarken, kadın birden sorar:
"Su arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim?"
Adam: "Fuat'ın metresi..."
Kadın: "Ayy bizimki çok daha güzel!"
Günün Sözü:
"Para peşinde koşan insanlar, yeteneksiz insanlardır. Yetenekli insanlara para zaten akar."
Salvador Dali