Güzel günlerde güzel şeylerden bahsedebilmeyi çok isterim.
Ama mümkün değil.
Kurban Bayramı nedeniyle yaşanan onca koşuşturmaca içinde arada ezilenleri gördükçe yüreklerimiz parçalanıyor.
İnsanların gelir gider çatışmaları arasında küçük de olsa bir şeylerden nasiplenebilmenin umuduyla yaşayan insanlar uzakta değil.
Bunlar aramızda.
Her yanımızda.
Sofraya gelemeyen kurban etinden öte şeyler var.
Bıraktık eti.
Sofrasına ekmek, çorba, domates, peynir, zeytin getiremeyen insanların ülkesi burası.
Varlık içinde yokluk çekenlerin ülkesinde bayram olsa ne yazar, bayram olmasa ne yazar.
Mağazalarda, marketlerde bayram alış verişi için birbirini ezen insanların görmesi gereken gerçek bir dram var.
Bu dramı görüp belki daha mütevazi olabilir, varlıklarını fakirleştirilen insanlarla paylaşmakta daha cömert olabilirler.
İşte birkaç hatırlatma.
Binlerce insan bayrama işsiz girdi.
Dün Ereğli´deki tersane işçilerinin eylemi vardı.
TTK´nın galeri açma çalışmasını yürüten şirketlerden Star´da çalışanların durumu içler acısı. Onların önemli bir kısmı hala iş sahibi.
Ama paralarını alamadıkları için çocuklarına yalan söyleyecekler.
Alabilenler ise üç kuruş ile ne yapacağını kara kara düşünüyor.
Öte yandan bir çok patron bayram tatili için güzel planlar yaptı.
Ve ne yazık ki bir çoğu çalışanlarının bir aylık maaşıyla bir akşam yemeği yemenin keyfini sürecek.
Ve bir çoğu çalışanlarının çocuklarına karşı söyledikleri yalanları umursamayacak.
Ne kötü bir durum değil mi?
Hastalık, sağlık sorunları bir yana.
Onlara fazla yapabilecek bir şey yok.
İnsanlar cıvıl cıvıl bayram sevinciyle coşarken, diğer yandan ortaya çıkan manzarayı görmemezlikten gelmeyin.
Görün.
İçine içine bakın.
Kendiniz biraz az harcayın ama çevrenizdeki insanların da hiç olmazsa bayramlarda sofrasına katkıda bulunun.
O zaman bayramınızın bir anlamı olur.
İyi bayramlar.
Daha adaletli paylaşımlar sizinle olsun.


Memurlar yan gelip yattı!


Günlerdir devam eden çağrıların ardından Kamu-Sen ve KESK´e bağlı memurların büyük bir bölümü dün işe gitmedi.
Bir kısmı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın sert uyarısının ardından tırsıp iş yerinin yolunu tuttu.
Fişlenme ve soruşturma korkusu ağır bastı.
Oysa memurların bir gün iş bırakmasının altında yasal bir hak var.
Buna rağmen memurlar bölündü.
Memur-Sen´e bağlı çalışanların destek vermediği eylem amacına ne kadar ulaştı tartışılır.
İşin en komik tarafı ise KESK ve Kamu-Sen´e bağlı çalışanların önemli bir bölümünün işe gitmediği halde alana inmemesiydi.
Onlar çocuklarıyla ilgilenip, geç saate kadar uzanıp yatmanın tadını çıkardılar.
Öte yandan basın emekçilerinin kaldırılan yıpranma payları da alanda yüksek sesle dile getirildi.
Sendikaların yargının, üniversitelerin, medyanın, sendikaların bu kadar ağır baskı altında tutulduğu bir dönemde bu kadarına da şükür etmesi gerekir.
Halk ise her zaman ki gibi.
Duyarsız ve gözlemci.


Bayramlar neden monoton?


Bayramda Zonguldak cıvıl cıvıl olacak.
Ancak görsel anlamda bir değişiklik yok.
Zonguldak Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimlerin bayrama renk katacak organizasyonlarının olmaması dikkat çekiyor.
Çok zor değil aslında.
Herkes kendi bayramının peşine düşmüş kendi çapında ziyaretlerde bulunacak.
Kömür partekülleriyle süslenen Zonguldak´ta nefes almakta zorlanarak vatandaşlar cücük kadar caddelerde kaldırımlarda sürünecek.
Yerel yönetimler biraz kafalarını kullanabilseler bu monoton kenti hiç olmazsa bayramlarda biraz renklendirebilirler.
Bunun için istemek önemli.
Bizimkiler istemiyor.
Onlara zor geliyor.


Bayram sancısı


durdum
düş yarısında..
ürkek
ayaklarımı kovaladım

boğazımda
kanlı
bıçak ağrısı

kayıp
dost yanağında
üç günlük
bayram tadı aradım
Atilla Öksüz