Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, geçen kış yıkılan Soğuksu Pazaryeri ile ilgili somut bir adım atamadı.

Pazarcı esnafı da, vatandaş da sıkıntıda...

Eleştirilerin dozu da giderek artıyor.

Vatandaş diyor ki:

&[#]8220;Muharrem Akdemir, Sosyete Pazarı&[#]8217;yla ilgilendiği kadar, Soğuksu Pazaryeri ile ilgilense, bu sorun çözülürdü.&[#]8221;

Bence bu görüş doğru.

Bir adım daha ileri gidelim.

Keşke Soğuksu Pazaryeri, Sosyete Pazarı işini yapan kişilere verilse, bu pazaryeri çoktan imar edilirdi.

Başkan neyi bekliyor, anlamış değiliz.

Herhalde yeniden aday olmayı düşünüyor, seçimden önceki kışa yetiştirecek pazarı.

Yoksa kime yazılacak, Zonguldak halkının günahı?

Kıssadan Hisse: Burnundan kıl aldırmayanlar okusun!

Osman Efendi, bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır, geçmez. Bir-iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi&[#]8217;nin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır&[#]8230; Osman Efendi, Uşak&[#]8217;ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi&[#]8217;yi İstanbul&[#]8217;a götürmeye karar verirler. İstanbul&[#]8217;da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır&[#]8230; Görünüşe bakılırsa, Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi, bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil, İsviçre moda, Zürih&[#]8217;e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.

Sonuç olarak: Osman Efendi&[#]8217;ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi&[#]8217;ye ağrı kesici iğneler verilir, ülkesine dönüp &[#]8220;dinlenmesi&[#]8221;, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi, bitkin, aile perişan. &[#]8220;Kader&[#]8221; denilir, Uşak&[#]8217;a dönülür. Osman Efendi, yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

Bir gün, &[#]8220;hastanın keyfi gelsin&[#]8221; diye, Osman Efendi&[#]8217;nin eski berberi &[#]8220;Berber Mehmet&[#]8221; çağrılır. Berber, yataktan kalkamayan Osman Efendi&[#]8217;yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet, bir an düşünür. &[#]8220;Beyim?&[#]8221; der, &[#]8220;Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın.&[#]8221; Bir bakar, &[#]8220;Hah işte&[#]8221; der, &[#]8220;Kıl dönmüş.&[#]8221; Osman Efendi&[#]8217;nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı, Osman Efendi&[#]8217;nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi&[#]8217;nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi&[#]8217;nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar, ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet&[#]8217;i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

Sözün özü: Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

Günün Fıkrası: Otobüs bekliyorum!

Adamın biri, dolabından gelen gıcırtıyı kesmesi için eve marangoz çağırır. Marangoz bakar, ama bir sorun bulamaz, dolap gıcırdamıyordur ve sorar:

&[#]8220;Abla, bu dolabın bir şeyi yok, ne yapayım?&[#]8221;

Kadın, &[#]8220;Normalde gıcırdamıyor, zaten yoldan otobüs geçerken gıcırdıyor, sen şimdi dolabın içine gir, otobüs geçerken bakarsın&[#]8221; der.

Adam da, &[#]8220;Tamam&[#]8221; der, başlar beklemeye&[#]8230;

Bir müddet sonra kadının kocası eve gelir, üzerini değiştirmek için dolabın kapağını açınca, bir de ne görsün, içinde bir adam, hemen sorar:

&[#]8220;Ne işin var senin benim dolabımda?..&[#]8221;

Adam:

&[#]8220;Abi, ne desen haklısın. Şimdi sana &[#]8216;otobüs bekliyorum&[#]8217; desem inanmazsın...&[#]8221;

Günün Sözü:

Altın olsam; değerimi herkes bilir. Ben basit bir demir olayım; değerimi sadece anlayan bilsin...

Şems-i Tebrizi