Suriye ile savaş senaryoları yazılırken, Güneydoğu´dan şehit haberleri geliyor.
Kimse ne olacağını bilemiyor.
Bir tarafta savaş senaryoları, diğer tarafta kan akmaya devam ederken, herkes işinde-gücünde.
Türkiye´de öyle bir nesil var ki, her şeyini Başbakan´ın iki dudağına teslim etmiş durumda.
Nuri Bilge Ceylan´ın dediği gibi; "Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülke´de neler oluyor?" diyenlerin sayısı hızla azalıyor.
Tutkuyla sevdiğimiz, yalnız ve güzel ülkemize neler oluyor?
Bu güzel ülkede, o kadar sıra dışı işler oluyor ki, milletçe neden sağıra yatıyoruz?
Ülkesinin değil, siyasi partilerin, liderlerin peşinde koşan insanların sayıca üstünlükleri bu ülkenin acı gerçeklerini düşünen insanları neden ezip geçiyor?
Neden Türkiye´de milyonlarca insan gerçeklerden yola çıkarak sonuca gitmek yerine, sonuca göre gerçekler yaratma sevdasında?
Birileri, "Savaş" diyor.
Kitleler bunu "sevişmek" zannediyor.
Bizim liderler her ikisini de yapamıyor.
Tehditlerin, blöflerin gölgesinde nereye sürüklendiğimizi pek bilmeden yaşıyoruz.
Her şey liderlerin iki dudağı arasında...
Ve kendilerini liderlerin iki dudağına teslim etmiş milyonlar, tutkuyla sevdikleri, yalnız ve güzel ülkeleri için susmayı tercih ediyor.
Dört bir taraftan bu kadar ablukaya alınmış durumdayken, hayat bu kadar normal olabilir mi?
İnsanlar olup bitenlerden bu kadar habersiz, bu kadar tavırsız yaşayabilir mi?
Yaşayabiliyoruz işte.
Bal gibi hem de.
Savaş belki çok uzak.
Milyarda birde olsa ihtimali bile ürkütüyor insanı.
Ama bizimkiler çelik-çomak oynarcasına rahat!
Bu rahatlık niye?..
Tepetaklak olmadan önce;
"Aman çaktırmayalım, piyasalar normal gitsin" diye mi?
Mevcut Başkan Mustafa Korkutan, 10 yıldır İl Başkanı.
26 yaşında geldiği İl Başkanlığı´na 37 yaşında nokta koyuyor.
Çok zorluklar gördü.
Çetin mücadeleler verdi.
Parti kendisine teslim edildiği günden itibaren düşe kalka bugünlere getirdi.
Eksik-fazla yapmaya çalıştı.
Büyük emekleri var.
İl Başkanlığı seçimi öncesi iki aday çıkmış durumda.
Biri eski Merkez İlçe Başkanı Hamdi Ayan.
Diğeri milletvekili ve belediye başkan adayı olmuş Saruhan Çınar.
İkisi de bu partide değerli isimler.
Sevilen, saygı gören isimler.
Tam da bu noktada kimin seçileceği üzerine konuşuluyor.
MHP keşke daha dinamik isimler çıkarabilseydi.
Daha fazla zamanı olan, ekonomik ve sosyal gücü daha fazla olan, toplumun her kesimiyle daha kolay ilişkiler kurabilecek isimler olsaydı.
Olmadı.
MHP´de CHP´ye benzedi.
O zaman bu isimlerden biri seçilmek zorunda.
Kim kazanırsa kazansın, göreve başladığı andan itibaren eksiklerini gidermek için çalışmak zorunda.
Bütün bu gelişmeler devam ederken; gözler Mustafa Korkutan´da.
Korkutan´ın kimi destekleyeceği, giderayak kimden yana çalışacağı merak ediliyor.
Korkutan´ın, "Kim birleştirici olursa, onu desteklerim, yoksa tarafsız kalacağım" yönündeki yaklaşımlarının altında ise, hep bir soru işareti aranıyor.
Bu konuda farklı spekülatif yaklaşımlar var.
Korkutan henüz çok genç bir isim.
Zonguldak siyasetine katacağı daha çok işler olmalı.
Genel Merkez düzeyinde görev alma ihtimali var.
Bu yüzden her ne kadar kendi isteğiyle aday olmayacağını açıklasa da, kaybeden bir isim olarak gitmemeli.
İster Hamdi Ayan kazansın, ister Saruhan Çınar, Mustafa Korkutan bu kongreden de güçlenerek ve büyüyerek çıkabilmeli ki, her zaman kapılar kendisine açık olsun.
Kim kazanırsa kazansın, Korkutan´ın çabalarını unutmamalı, unutturulmamalı.
Koltuktan inince arkasından el sallayan, koltuğa çıkınca akıl veren çok olur.
Biz şimdiden hatırlatalım.
Bu kadarı tesadüf olamaz!
Haber şöyle;
"Eruh´ta şehit düşen Sakaryalı Piyade Er Mehmet Kıran´ın da Kayserili Er Mustafa Aydın´ın da evleri kaderleri gibi neredeyse aynıydı. Sıvasız evler ve cam yerine naylonla örtülen pencereler."
Yıllardır çok şehit cenazeleri gördük.
Pek çoğunun baba evinde benzer manzaralar vardı.
Pek çoğu köy çocuğuydu.
Birçoğu arka sokakların çocuklarıydı.
Yatacak yeri olmayan babaların, yiyecek ekmeği olmayan anaların çocuklarıydı.
Dar gelirli ailelerin ve işçi babaların çocuklarıydı.
Gelen şehitlere bakıyoruz, değişen bir şey yok.
Bu kadarı tesadüf olamaz.
Bu kadarı kader olamaz!