Araştırmacı yazar Çetin Asma bir sergisiyle daha Bartın tarihine ışık tuttu.
Bu sefer sergilenen eserler Bartın&[#]8217;ın tarihi köprüleriydi.
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen etkinlikte kentin içinden geçen ırmağın üzerinde sıralanan asırlık köprülerin eski görünümlerini yansıtan fotoğraflar sergilendi.
Özellikle kentin en eski köprüsü Kemerköprü ve Orduyeri köprüsü fotoğraflarda birer antika eser gibi görünüyordu.
Sergiyle birlikte hafızamızda köprülerle ilgili ilginç hikayeler canlandı.
Mesela Kemerköprü&[#]8217;nün yapımında yumurta akı kullanıldığı, yumurta akının çimento vazifesi gördüğü söylenir.
Kim bilir belki de bu yüzden sağlamdır ve dimdik ayaktadır.
Bu yumurta mevzusu aynı zamanda Bartın&[#]8217;ın bir zamanlar tavukçulukta ve yumurtacılıkta ne kadar ileri bir durumda olduğunu göstermesi bakımından da ilginçtir.
O kadar çok yumurta varmış ki kırıp köprü yapabiliyormuşuz demek ki.
Orduyeri köprüsünün altına bir aslan başı bulunduğu söylenirdi.
Bu aslan başının bir gece buradan yok olduğu, çalınıp satıldığı rivayet edilir.
Asma köprüsü ise altındaki demir aksamıyla ilginç bir görüntü veriyordu.
Ancak bu demir aksam bu köprünün sonu oldu.
Asma köprüsü, altındaki demir aksam sele sebep olduğu için yıkıldı, yerine yeni bir köprü yapıldı.
Boğaz mevkiindeki açılır kapanır köprümüzü biliyorsunuz, bu da ayrı bir şahaser.
Bu köprümüz Türkiye&[#]8217;nin sayılı açılır kapanır köprüleri arasındadır.
Belediye Başkanımız Cemal Akın&[#]8217;ın da dediği gibi köprülerin Bartın&[#]8217;daki tarihi eserler arasında önemli bir yeri bulunuyor.
Tarihi köprüler hiç kuşku yok ki Bartın için ayrı bir zenginlik.
Köprüler sadece Bartın merkez için değil ilçelerimiz için de ayrı bir zenginlik.
Örneğin Kemere köprüsü.
Bu köprü Amasra&[#]8217;da bulunuyor. 3 bin yıllık geçmişe sahip ilçede Roma döneminden kalma bu köprü bir ada üzerinde kurulu olan Boztepe mahallesi ile kenti birbirine bağlıyor.
Yüzlerce yıl ayakta duran bu köprü ayaklarının altındaki taşların oynaması sonucu yıkılma tehlikesi geçirmişti.
Bu taşların oynamasına da altında ve çevresinde tarak gemisiyle yapılan temizlik çalışması neden olmuştu.
Bu çalışma olmasaydı köprüye bir şey olacağı yoktu.
O kadar sağlam yapılmış ki denizin içindeki bu köprümüze ne azgın dalgalar ne fırtınalar ne de Amasra&[#]8217;yı da etkileyen 1968 depremi bir şey yapabilmişti.
Kaş yaparken göz çıkaran temizlik çalışması sonucu yıkılma tehlikesi geçiren köprünün ayaklarına müdahale edilmesi gerekiyordu.
Bu müdahale yapıldı. Çetin Asma&[#]8217;nın sergisinde yer alan &[#]8220;Kemere kurtuluyor&[#]8221; başlıklı haber küpürü işte bunu anlatıyordu.
Milliyet Gazetesinin üçüncü sayfasına manşet olan bu haber 1997 tarihini taşıyordu.
Altında imzamın bulunduğu bu haberle bu sergiye katkıda bulunmuş olmaktan mutluluk duydum.
Muhabirlik dönemimde, Bartın&[#]8217;ın vitrini Amasra&[#]8217;da bulunan önemli tarihi eserler arasında yer alan Kemere köprüsü ile ilgili daha pek çok haberin altına imzamı attığımı hatırlıyorum.
Yapılan müdahale ile kurtulan bu köprümüz daha sonra başlatılan restorasyon çalışmasıyla da haber konusu olmuştu.
Aslına uygun taşlarla yapılması gereken restorasyon işlemi kırmızı renkli taşlarla fayans döşer gibi yapılmış, köprü yamalı bohçaya dönmüş, bu olumsuzluk &[#]8220;tarihin yüzü kızardı&[#]8221; ve &[#]8220;tarih cinayeti&[#]8221; başlıklı haberleri beraberinde getirmişti.
Kemere köprüsü, sadece Boztepe&[#]8217;yi kente bağlayan bir köprü değildir, aynı zamanda altından balıkçı tekneleri ile birlikte ilçenin güzelliklerini bir de denizden görmek isteyen turistleri taşıyan yatların geçtiği bir köprüdür.
Bartın&[#]8217;ın köprüleriyle ilgili iki yıl önce peyzaj mimarlığı öğrencilerinin de bir çalışması olmuştu.
Ankara&[#]8217;dan gelen bir grup öğrenci Bartın&[#]8217;da mahalleri birbirine bağlayan köprüleri araştırma ve inceleme konusu yapmışlardı. Anlayacağınız köprülerimiz ders konusu da olmuştu.
Yazının burasında tarihi köprülerimizin çok önemli bir özelliğine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Hiç düşündünüz mü; yeni yapılan köprüler bir-iki selde hemen tahrip oluyor, bozuluyor, yıkılıyor, kullanılamaz hale geliyor.
Yanlış hatırlamıyorsam ya 2004 yılıydı ya da 2005; Ulus ilçesinde meydana gelen sel felaketinin etkili olduğu köylerde yeni yapılan köprülerin karayla bağlantılarını sağlayan bölümleri kopmuş, köprüler derelerin ortasında kolsuz kanatsız bir şekilde hilkat garibesi gibi kalmışlardı.
Müteahhitlik harikası (!) bu köprülerin resimlerini çekerken yüreğim burkulmuş, 1998&[#]8217;deki sel felaketinde Akbaş köyünde dere yatağına yapıldığı için yıkılan yeni okulu görünce karşısına geçip ağladığını söyleyen dönemin Valisi Fatih Eryılmaz gibi olmuştum.
Bu köprüler, bu okullar inşaat aşamasında nasıl denetlenir, Bayındırlık bu işleri nasıl takip eder, bitince kabulü nasıl yapılır, nasıl teslim alınır, oldum olası bu işlere bir türlü akıl sır erdiremem.
Yeni köprüler bir-iki selde giderken eski köprüler bana mısın demiyor.
Bize de eski köprüler gibisi yok demek düşüyor.
Sadece eski köprüler değil, eski dostluklar, arkadaşlıklar, hatırların sayıldığı, sevginin saygının olduğu eski günler, eski bayramlar, eski gelenekler, görenekler gibisi de yok.
Eski köprülerin altından çok sular aktı, hem de oluk oluk, yine de hepsi de dimdik ayakta.
Özellikle Kemerköprü ve Orduyeri köprüsü ne seller ne felaketler gördü.
Dilleri olsa da konuşsalar. Hele 1998&[#]8217;deki büyük sel felaketine köprü mü dayanırdı.
Ama bunlar dayandılar. Eski köprülerimiz 100 seneyi aşan tarihlerinde en az 50 sel görmüşlerdir, bana mısın dememişlerdir.
Çetin Asma&[#]8217;nın köprüler sergisi bizi aldı nerelere götürdü.
Hey gidi Bartın&[#]8217;ın eski köprüleri hey.
Anlamlı yanlışlıklar&[#]8230;
Bir gazete İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Akman&[#]8217;ın adını İsmail Aktaş diye yazmış
İsim ve soy isim birbirine çok yakın olduğu gibi İsmail Aktaş&[#]8217;ın müdürlükte uzun yıllar görev yapan bir kişi olması da herhalde çağrışım yapmıştır.
Bir süre önce emekli olan İsmail Aktaş&[#]8217;tan çok iyi bir İl Kültür ve Turizm Müdürü olurdu.
Aktaş, turizm, tarih ve kültürel değerler konusunda ayaklı kütüphane gibidir.
Bartın ve çevresinin tarihi ve turistik değerlerini avucunun içi gibi bilir.
Ayrıca Kültür ve Turizm birleşmeden önce Bartın&[#]8217;da uzun süre Turizm Müdürlüğü, Karabük&[#]8217;te de Müdür Yardımcılığı yaptı.
Yani üst düzey yöneticilik tecrübesine de sahip ve aynı zamanda yabancı dili de var.
Gerçi İsmail Akman da bu göreve getirildiğine göre mutlaka işin üstesinden gelebilecek düzeydedir.
Kütüphaneci olması o kadar önemli olmasa gerekir.
Gazetecilikte hata olmaz diye bir şey yok.
Olmaması lazım ama ne kadar dikkat ederseniz edin mutlaka gözden kaçıyor.
Bu gazetenin yaptığı gibi düzeltme ve özürle hatayı telafi edebilirsiniz.
Keşke hiç olmasa, keşke gazeteler sıfır hatayla çıkabilse.
En ideali bu ama gazeteler çok büyük zorluklar içinde çıktıkları için mevcut şartlarda şimdilik bu zor görünüyor.
Daha önce de söylediğim gibi bu aşamada marifet az hatayla bu işi yapabilmektir.
Yaygın basında da buna benzer yanlışlıklar oluyor.
Köksal Toptan iki dönemdir Zonguldak Milletvekili olduğu halde büyük gazeteler kaç kere Bartın Milletvekili diye yazdılar.
Biz bu hatalar üzerine o zaman Allah mı söyletiyor demiştik.
Müdür Akman alınmasın ama İsmail Aktaş için de aynı şeyi düşündük.
Anlamlı yanlışlıklar dememizin sebebi budur.
Kim bilir, belki de Allah söyletiyordur.