Zonguldak’ın en büyük nimetlerinden biri deniz.
Her zaman diyorum,
Biz bu nimetlerden yararlanamıyoruz.
Zonguldak’ta şehrini denizden görmeyen çocuklar var.
Geçtiğimiz günlerde,
Kent içi deniz ulaşımını yazmıştım.
Dün de Karar67’de sahillerdeki beach kültürü için yazı yazdım.
Kızlar Plajı ve Kozlu Sahilinde katma değer yaratacağından bahsettim.
Denizi kullanamadığımız gibi sahilleri de kullanamıyoruz.
Ücretsiz plajlar olmalı mı?
Tabi ki vatandaşa ücretsiz plajlar olmalı.
Ancak özel plajlarda olmalı.
Kozlu Sahili parsellenip,
Müstecire verilebilir.
Bu şekilde yeni yaşam alanları yaratılabilir.
Ayrıca sahil temizliği de sağlanabilir.
Ben yazımda, “Yaparsa bunu Ali Bektaş yapar” demiştim.
Ali Başkan ile akşam görüştük.
Ona da sordum.
O biraz olumsuz yaklaştı.
“Belediyeyi ticarete sokmak istemiyorum” dedi.
Öyle bir durumda,
Kırılıp dökülenlerin de olacağını söyledi.
Kendince haklı sebepler tabi.
Yaparsa Ali Bektaş yapardan,
Ali Bektaş bile yapamıyorsaya geldik.
Zonguldak’ta geçmiş seyyar satıcılara yer verildi.
İsmail Eşref döneminde.
Şimdi o bölgeler belediyenin e sıkıntılı yerleri.
Kimileri mini dükkanlara bile döndü.
Al Bektaş’ın çekincesi bu sanırım.
Kangrene dönsün istemiyor.
Olmaz demiyor.
Ama olsun da istemiyor.
En basit örneği verecek olursak Fevkani Köprü altı karşımızda.
Bir dükkanın kaç sahibi olduğu bilinmiyor.
Bazı dükkanların 4-5 tane sahibi var.
Herkes birbirine kiralamış.
Ve uzunca süre kira ödemeyenler var.
En yakın örnek bu.
Köprü yıkılacağı için yaşanan sıkıntı ortada.
Kangren olmuş bir durum.
Ben şimdi sahile beach yapılsın.
Teleferik yapılsın.
Barlar sokağı yapılsın diyorum ya.
Deniz Yavuzyılmaz’a da Akdeniz’de kumarhaneler serbest bırakılsın demiştim.
Öyle ya!
Sanki memlekette kumar oynanmıyor.
Sanki KKTC’de kumarhaneler serbest değil.
Oynanıyor bu.
Kumarhane açılırsa,
Hem devlet kontrolünde olur.
Hem vergi alınır.
Hem döviz artar.
Hem de turizm yükselir.
Yavuzyılmaz bana, “Liberal Demokrat Parti’nin yeni genel başkanı Batuhan olsun” demişti.
Çok tutucu bir tavır yasa dışılığa yol açıyor.
Biraz özgürlük daha karlı bence.
Devlet kontrolünde bir özgürlük alanı,
Herkese konfor sağlayacaktır.
*    *    *    *    *    *    *    *    *    
Seçimlerin ardından,
CHP’de kaos başladı.
Hani Pusula’da ki yazımda demiştim ya, “Bade harabül CHP” (CHP harap olduktan sonra mı?) diye.
Aynen de öyle olmaya başladı.
Ekrem İmamoğlu ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında gerginlik başladı.
Sinir harbi diyelim.
Yeni açıklanan MYK, İmamoğlu’nun beklentisini karşılamadı.
Kamuoyu ya yeni parti ya kongrede İmamoğlu diye konuşuyor.
Bunlar konuşulurken alel acele kongre takvimi açıklandı.
İlçe kongreleri 5 Ağustos-10 Eylül arasında yapılacak.
İşte dananın kuyruğu burada kopacak.
Peki Zonguldak’ta ve özellikle merkez ilçede ne olacak?
Merkez ilçe diyorum çünkü seçimin tek başarılı ilçesi.
Ebru Uzun mental bir yorgunluk yaşıyor.
Tükenmişlik sendromu diyelim.
CHP’lilerin büyük kısmında var.
CHP’de ki genel gidişat Uzun’un tavrını belirleyecek.
İl Başkanlığına aday olması için ikna edilmesi gerekiyor.
Fakat şurada bir eleştiri yapayım.
Ebru Uzun bir daha ilçe başkanı olmamalı.
Merkez İlçe Başkanlığının gediklisi olmamalı.
Tekrar ilçeye aday olursa,
Bu sadece konumunu ve mevkisini korumaya girer.
İl başkanlığı hedefini koymalı.
Zaten CHP toparlanırsa ancak böyle toparlanır.
Hedefi olmayan bir siyasetçi faydalı olamaz.
Yeni hedefler siyaseti diri tutar.
Bakalım CHP’ye yine baharlar gelecek mi?
Zonguldak,
Kadın bir il başkanı dönemi görecek mi?