Kardeş kuruluşumuz Zonguldak Pusula&[#]8217;nın Genel Yayın Yönetmeni, Karaelmas Gazeteciler Derneği eski Başkanı değerli meslektaşım Atilla Öksüz, 3 Eylül cumartesi günü dünya evine girdi.


Çok istememe rağmen düğününe katılamadım.


Kutlama telgrafı çekerek sevincini paylaşmak istedim.


Desenize artık telgraf mı kaldı, faks mı kaldı, ne demode adamsın.


Böyle şeyleri bizim gibi eski kafalılar düşünüyor işte.


Telgraf için kent merkezindeki PTT&[#]8217;nin yolunu tuttum.


Davetiye elimde, üzerindeki adrese düğün saati öncesi mesaj göndereceğim ama boşuna gitmişim.


PTT kapalıydı.


Kapıdaki yazıda hafta içi mesai saatleri 08.30-17.00, hafta sonları ve resmi tatillerde kapalı yazıyordu.


Haliyle kapıdan dönmek zorunda kaldım.


PTT&[#]8217;den en son eski Turizm Müdürümüz İsmail Aktaş&[#]8217;ın çocuklarının düğününe telgraf göndermiştim.


Geçen yıl hem oğlunu hem de kızını evlendiren Aktaş&[#]8217;ı İstanbul ve Erzurum&[#]8217;daki düğünlerde telgrafımla yalnız bırakmamıştım.


İsmail Bey telgraflarımın düğün öncesi geldiğini, okunduğunu ve çok mutlu olduğunu söylemişti.


PTT bildiğim kadarıyla iki üç ay öncesine kadar hafta sonları ve resmi tatillerde nöbetçi memurlarla hizmet veriyordu.


Bırakın telgrafı başka askerler ve kente dışarıdan gelen yabancılar olmak üzere Merkez Müdürlüğünün içindeki telefonu bile kullanan çok insan vardı.


Mektup ve kargo göndermek isteyenler de oluyordu.


PTT hizmetleri insanlara eskiden hafta sonları da işlerini rahatlıkla görebilme imkanı sağlıyordu.


PTT nöbetçi memur uygulamasını kaldırmış.


Artık tatil günlerinde ve resmi tatillerde hizmet vermiyor.


Herhalde tasarruf yapıyorlar, Cumartesi ve Pazar günleri bunun için kapalılar.


PTT çalışanları bu açıdan şanslılar.


Kendi kendime &[#]8220;az daha okuyup da memur olamadım&[#]8221; dedim ve bunun için hayıflandım.


Sonra da &[#]8220;A benim akılsız oğlum, sen zamanında Telekom&[#]8217;da çalışıyordun, oradaki gül gibi işini bırak da sanki mataf bir şeymiş gibi git gazetecilik yap&[#]8221; dedim.


1,5 yıl Telekom&[#]8217;da çalıştım, hafta sonu ve bayram tatillerinde de nöbete kalıp görev yaptım, bu arada gazeteciliğe de devam ettim.


Yani iki işi bir arada yaptım.


Bugün bazılarının yaptığı gibi.


Onlar etliye sütlüye karışmadıkları için iki işi birlikte başarıyla (!) götürüyorlar ama ben bir müddet sonra iki iş bir arada yürümüyor diyerek birini tercih ettim.


Bugünkü aklım olsaydı, gazeteciliğin kenarından bile geçmezdim.


Ne yaparsınız ki bulaştık bir kere bırakamıyoruz.


Gazetecilik kadar nankör bir meslek daha tanımam.


Kimseye yaranamazsınız.


Herkesin iyiliğini, güzelliğini yazacaksınız, hatasını, yanlışını, eksiğini, gediğini, kötülüğünü yazarsanız yandınız.


40 gün sırtınızda taşıyın bir gün indirin bakın sizden kötüsü oluyor mu?


Gazetecilik ayrıca çok meşakkatli bir meslektir.


Bu açıdan bu işi yapmak oldukça zordur.


Bir de çevre şartları var.


Bu mesleği Bartın gibi küçük bir yerde yapmak çok daha zordur.


Görüyorsunuz bakın bir telgraf olayı bizi nerelere getirdi?


Uzun lafın kısası: PTT hafta sonları açık olmalı.


Bana sorarsanız eskiden olduğu gibi 7 gün 24 saat hizmet vermeli.


En azından hafta sonları için bir nöbetçi memurla talepler karşılanabilir.


İnsanlar telgrafı, mektubu, faksı unutmamalı.


Bu gelenekler yaşamalı, yaşatılmalı.


PTT hizmet anlayışını gözden geçirmeli.


Biliyorsunuz PTT&[#]8217;nin T&[#]8217;lerinden biri (Telefon) daha önce özelleşmişti.


T&[#]8217;nin biri gitmiş, P (Posta) ve T (Telgraf) kalmıştı.


Bunları da hafta sonları çalışma olmadığı için gitti sayıyoruz.


Posta ve Telgrafı da özelleştirelim olsun bitsin.


Belki o zaman vatandaş daha çok hizmet alma imkanı bulur.



Ramazan bitti, Müslümanlık gitti



Ramazan Müslümanlığı konu başlığı altında her Ramazan ayında yazdığımız yazıları hatırlarsınız.


Malumunuz Ramazanlar da camiler dolup taşıyor, insanlar abdestli namazlı oluyor, cemaat yalnız teravihlere ve cumaya değil vakit namazlarına da ziyadesiyle rağbet ediyor.


Oruç tutma konusunda da herkes birbiriyle yarışıyor.


Ramazan&[#]8217;dan önce içki içen, kumar oynayan, fuhuş ve zina yapan birçok kişi Ramazan da oruç tutuyor, namaz kılıyor.


Dedikodu yapanları, onu bunu çekiştirenleri, yalan söyleyenleri ayrı tutuyoruz çünkü onlar oruçluyken de bunları yapıyor.


Mukabelede hoca kuran okurken, camide imam dua ederken bazı kişilerin dedikodu yaptıklarını, onu bunu çekiştirdiklerini duyuyoruz, biliyoruz.


İçkiye, kumara, fuhşa ve zinaya Ramazan molası verip oruç tutan bazı kişiler Ramazan&[#]8217;dan sonra yine içki içecekler, kumar oynayacaklar, yalan söyleyecekler, insanları çekiştirecekler, arkadan kuyu kazacaklar, büyük küçük tanımayacaklar, saygıda sevgide kusur edecekler, dedikodu, fuhuş ve zina yapacaklar demiştik.


Dediğimiz gibi oldu.


İzlenimlerimize göre Ramazan ayında İslam&[#]8217;ın yap dediğini yapıp da yapma dediğini yapmayan birçok kişi Ramazan sonrası tam tersi bir davranış sergiliyor.


Bazıları bunların bir kısmını Ramazan da oruç tutarken bile yapıyor, yapabiliyordu.


Bunlara sorarsanız onun yeri ayrı, bunun yeri ayrı diyorlar.


Bazı insanlar bir şeyi (özelikle dini konuları) nasıl işine geliyorsa öyle yorumluyor.


Yani nalıncı keseri gibi kendine yontuyor.


Galiba dinimizde kandil geceleri gibi özel gecelerin bulunması ve bu gecelerde yapılan ibadet ve dualarla günahların affediliyor olması da insanları günah işlemeye meyilli hale getiriyor.


Birçok kişi nasıl olsa sonunda af var düşüncesiyle rahatlıkla günah işliyor.


İşte Ramazan aylarında öyle, Ramazan sonrası böyle davranılmasının en önemli nedeni de bu diye düşünüyorum.


Ramazan ayında bırakılan ve sonra tekrar başlanılan kumarı ele alalım.


Din adamlarına göre dinimizin kesinlikle haram kıldığı davranışlardan biri de kumardır.


Kumar hangi şekil ve biçimde yapılırsa yapılsın önceden bilinmese bile sonuçta bir veya birkaç kişinin kazanç veya kaybına sebep olan bir oyundur.


Yine din adamlarına göre özelliği itibarıyla sıkıntılarıyla birlikte gelen kumarı Kur&[#]8217;an içki gibi bir &[#]8216;pislik&[#]8217; olarak niteler.


Kurtuluşun da bunları terk etmekte olacağını belirtir ve şöyle der:


Şüphesiz şeytan içki ve kumarla aranıza düşmanlık sokmak, sizi Allah&[#]8217;ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.


Allah&[#]8217;a itaat edin, Peygambere itaat edin, emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakının.


Yüz çevirecek olursanız bilin ki; Resulün üzerine düşen ancak size açıkça bildirmekten ibarettir.


Ne kötü bir alışkanlık, kin ve düşmanlıkları tahrik eden, yuvaları yıkan, ocakları batıran büyük bir afettir kumar.


Tembelliğe, haksız kazanca sebep olan, birçok fazileti öldüren, kulluğun kanına giren, aileyi dinamitleyen, insanları intihara sevk edebilen korkunç bir tehlikedir kumar.


Bir kısım zararlarını bile düşündüğümüzde her türlü kötülüğü yasaklayan İslam&[#]8217;ın kumarı yasaklamasındaki sır ve hikmeti daha iyi anlıyoruz.


Şans oyunlarını, Milli Piyango&[#]8217;yu, Loto&[#]8217;yu, Toto&[#]8217;yu, İddaayı, At yarışlarını bu kapsamda nereye koymak lazım?


Bunu da siz söyleyin.