Ülke nüfusunun yüzde 0,8’i Zonguldak’ta yaşıyor.


Yani yüzde bir bile değil.


Hani büyüklerimiz derler ya: “Ateş olsan cürümün kadar yer yakarsın.”


Zonguldak’ımızın cürümü yüzde bir bile değil yani.


Eskiden öyle miydi? Zonguldak, Bartın ve Karabük milyonun üstünde bir nüfustu.


Ve o zaman hem siyasette, hem ticarette etkindik.


Masaya vurabilen siyasetçilerimiz vardı.


Zonguldak küçüldükçe, siyasette ve bürokraside de etkisi giderek azaldı.


Bugün çektiğimiz sıkıntıların başlıca nedeni budur.


Zonguldak, Bartın ve Karabük birlikte hareket edebilirsek, belki sesimizi duyurabiliriz.


Ama özellikle Karabük yükünü aldı gidiyor.


Bartın pist başı yapmış, kalkışa hazır uçak gibi.


Biz ise, hangarda bakıma çekilmiş uçak gibiyiz.


Bekliyoruz…



Dinimize küfreden Müslüman olsa…



Zaman zaman bu köşede, ama genelde internet sitemizde haber kahramanlarının ismini vermeden bir takım olayları yazarız.


Bunu iki nedenle yaparız.


Birincisi; hukuksal sorunlar.


Hukuksal sorun bir yoluyla aşılır.


İkincisi; vicdani sorunlar.


Ama vicdani sorun aşılmaz.


Vicdanımıza oturmayan şeyleri yazmayız.


Geçen hafta yazdıklarımıza gelince…


Yazdıklarımız rahatsız olmuyor. Ama “biz yazdık” diye başkaları rahatsız oluyor.


Herkes önce kapısının önündeki kılçığı temizlesin, sonra bize laf söylesin.


Kasapta et kalmadı galiba.


Yazıyı Nefi’nin bir dörtlüğüyle tamamlayalım:


Tahir Efendi bana kelp demiş,


İltifatı bu sözde zâhirdir,


Malikî mezhebim benim zira,


İtikadımca kelp tahirdir.



Kıssadan Hisse: Neden ben diye sormayın!



Efsane Wimbledon´un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı AIDS´den ölüm döşeğindeydi. Hayranlarından biri sordu:


"Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"


Arthur Ashe cevap verdi:


"Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50´si Wimbledon´a kadar gelir, 4´ü yarı finale, 2´si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Allah´a ´Neden ben?´ diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Allah´a nasıl ´Niye ben?´ derim?”


Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güçlü.


Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı.


Allah´a asla “Neden ben?” diye sormayın. (Alıntıdır)



Günün Fıkrası: Kadın kulağı!



Adamın biri, kazada kulaklarını kaybetmiş. Araştırmaları sonucu iyi bir plastik cerrah bulmuş ve girmiş ameliyata. Ameliyat sonrası bandajlar açıldıktan bir süre sonra, “Aman Allah’ım doktor! Bana kadın kulakları takmışsınız!” diye bağırmaya başlamış.


“Kulak kulaktır!” demiş doktor… “Kadını erkeği olmaz!”


“Yanılıyorsunuz!” demiş hasta…


“Her şeyi duyuyorum, ama hiçbir şey anlamıyorum!”



Günün Sözü:



Asla umudumu kaybetmek ve hayata küsmek gibi bir durumum olmadı. Çünkü ertesi gün güneşin yine doğacağını biliyordum.

Cast Away