Zonguldak hep kendi gücünden korkmuş.


Bu yüzden de her alanda dibe vurmuş durumda.


Zonguldak başarısızlıktan değil başarıdan korkmuş.


Kastettiğimiz elbette temsilciler ama bu kazığın battığı yer memleket.


Siyasette korkmuş.


İşte geldiğimiz durum.


Partisi martisi olmadan yetkisi olan, etkin olan, gücü olan arkasındaki dalları budamış.


Sonra yürekli, cesaretli, girişimci siyasetçileri mumla arara olmuşuz.


Bununla da kalmamış.


Siyasetin, kentin, medyanın, sosyal yaşamın ve kentteki ekonomik yaşamın can damarı olabilecek toplumsal sorumluluk kuruluşları da kendi güçlerinden kokmuş.


İşte esnaf odalarının durumu.


Kooperatiflerin durumu.


Sağlam olan kaç tane var.


Hangisine elinizi atsanız bir pörsümüşlük, bir kokuşmuşluk geliyor elinize.


Gelelim sendikalara.


Her türlü hovardalık onlarda olmuş.


Parası olan zevk, seçilen güç sarhoşu olmuş.


Sonra işçiyi, üyeleri ve kendileri güvenen çevreleri meze yapmışlar.


Sendikalar batmış ama onlara bir şey olmamış.


Ne güven bırakmışlar ne itibar ve temsil hakkı.


Fotoğraf iyi, ama anlamı yok.


Yine de haksızlık etmemek lazım.


Bu alanda hala parası olan, hala gücü olan sendikalar var.


Ancak onlarında farklı özentiler içinde olması sonlarının aynı olacağı anlamına geliyor.


Yani sendikacılar kaybetmez ama şımarıklık terazide ağır basıyor.


Bunca sivil toplum kuruluşu ne yapıyor dersiniz?


Çok samimi bir şey söylemek gerekirse;


Büyük bir çoğunluğunun içi boş.


Birçok başkanın temsilde yer alma kaygısından başka bir şey değil.


Oysa bu kentin gerçekten iyi çalışan sivil toplum örgütlerine ihtiyacı var.


Zaten onlar gerçekten görevlerini yapsalar memleketi yönetmek için çıkanlar bu kadar rahat olamaz.


Bütün bunları anlatırken bizim medyayı pas geçmeyelim.


Medya ne kadar ileri ne kadar geri gitti bilmem.


Onu mesleki büyüklerimiz daha iyi analiz eder.


Ancak gördüğümüz bir şey var ki hani bir avuç medya da olmasa gerçekten Zonguldak daha rahat olacak.


Yani yukarıda bahsettiğim kentin can damarı olabilecek tüm kurumların başındakiler çok daha rahat olacak.


Çünkü onlara göre sorunları büyüten medya.


Hani medyanın kendi içinde başka sorunları olduğu doğrudur.


Pireyi deve yapmak biz gazetecilerin işidir de asıl gazetecilik yapmamız gereken konularda deveyi pire de yapsanız yaranamazsınız.


Birbirinin hakkında atıp tutan ne kadar adam varsa iyi olur yazdığınız için tek sorumlu siz olursunuz.


Onların gözüyle her olay abartılacak kadar değildir.


Yaptığınız haberler, sorduğunuz sorular ortasından, kıyısından köşesinden yöneticileri rahatsız eder.


Toplum olarak, işte bütün bunlar ve daha pek çok nedenden dolayı biz bu kadar kötü yönetilmeyi fazlasıyla hak ediyoruz.


Bu yüzden mayın tuzağına dönmüş sokaklardan yürüyor, bu yüzden ihmaller sonucu insanların hesabını sormaya cesaret edemiyoruz.


Siyasetçiler, Belediye Başkanları, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ve daha pek çok temsilci işlerine gelmeyen her olayda yazılıp çizilenler karşısında medyayı suçlar ve gazetecilerin abartmasından yakınırlar.


Bununla da kalmaz herkesin kendince farklı tehdit metotları vardır.


Bunları bir şey olduğu için falan anlatmıyorum.


Zonguldak&8217;ın kronikleşen yapısı içinde kimin nerede olduğunu anlatmaya çalışıyorum.


Yani bu kentte sorunları ne kadar yazarsanız yazın, muhatapları hep bir sağıra yatma anlayışı içinde.


Rahatsız olsalar da belli etmemeye çalışıyorlar.


Pek çok yöneticinin; &8220;Yahu arkadaş bazen biz göremiyoruz ama siz görüp yazıyorsunuz. Teşekkür ederiz&8221; diyebilecek cesareti yok.


Onlar ne okusalar önce yazanın kim olduğuna bakarlar.


Sonra çekerine bakarlar.


Sağıra yatanları çok görürüz de bazıları da zahmet edip konuyla ilgilenirler.


Zonguldak&8217;ta yönetici arıyoruz ya hani.


İdareci.


Milletvekili, Belediye Başkanı, Sivil Toplum Örgütü.


Bu isimlerin her şeyden önce öğrendikleri için basına teşekkür edebilecek cesaretleri olması gerekir.


Basında yer alan her türlü uyarı haberi karşısında teşekkür edemeyen, çözümü paylaşamayan yöneticilerin bu kente verebileceği bir şeyler olduğunu zannetmiyorum.


Bu yüzden kentin bu mantıkla iyi gitmesini beklemeyin.


Demek ki doğrusu neymiş;


Maşallah tüm yöneticilerimiz çok iyi çalışıyor ama basın abartıyor!


O da bizim işimiz!