Birçok ülkenin tarihinde buna benzer olaylar var.
Bizim ki soykırım değil savaş ortamında karşılıklı olarak yaşanan olayların ardından ortaya çıkan acıklı bir tablodur.
Ermeni çetelerin ordumuzu arkadan vurması karşısında bizim de elimiz armut toplamayacaktı tabi ki.
Asıl soykırımı Fransa yaptı.
Onların ki hem suçlu hem güçlü olmaktır.
Cezayir ve Ruanda başta olmak üzere sömürdükleri onlarca ülkede yaptıkları soykırımdan dolayı biz de yasal düzenleme yaparak Fransa&[#]8217;nın yaptıklarının inkâr edilmesini yasaklayalım, suç sayalım.
Onlarla anladıkları dilden konuşalım.
Fransa sadece soykırım yapmadı, aynı zamanda asimilasyon da yaptı.
Sömürdüğü ülkelerin kaynaklarını kullanarak kendisini zengin etti, o ülkelerin halklarını fakirleştirdi, onlara önce dillerini, sonra dinlerini unutturdu.
Bununla da kalmadı geleneklerini, göreneklerini de unutturdu.
Bunların yerine kendi dilini, dinini, geleneğini, göreneğini, sanatını, kültürünü empoze etti, zorla, baskıyla öğretti.
Fransa sömürgesi olan ülkelere bakın öncelikle Fransızca konuşulur ve Fransız kültürü hakimdir.
Başka dinlere mensup olanlar da hristiyanlaştırılmıştır.
Çoğu ada devleti birçok ülkede Fransızların bu uygulamalarının derin izleri var.
Hatta bildiğim kadarıyla Akdeniz&[#]8217;deki Korsika adasında halkın kendi dilini konuşması yasaktır.
Fransa&[#]8217;ya verilecek en güzel cevaplardan biri bu ülkenin iğneden ipliğe bütün ürünlerini boykot etmektir.
Millet olarak Fransız malı almayalım.
Fransa&[#]8217;nın Ermeni yasası Türkiye&[#]8217;nin birçok şehrinde olduğu Bartın&[#]8217;ın da gündeminde öne çıktı.
Dernek Başkanımız Süleyman Karaman ilginç bir tepkinin altına imza attı.
Karaman bu ülkenin Cumhurbaşkanı Sarkozy&[#]8217;e üstü erkek, altı bayan ayakkabısı görünümlü ince topuklu bir ayakkabı gönderdi.
Ayakkabı kargoyla Fransa&[#]8217;ya Sarkozy&[#]8217;nin adresine gönderildi.
Umarız yerine ulaşır ve Sarkozy&[#]8217;i memnun eder.
Bu hediye Sarkozy&[#]8217;nin boy kompleksi düşünülerek gönderildi.
Karaman gazetecilerle birlikte hediyeyi gönderirken Sarkozy&[#]8217;e bu ayakkabılarla seçimlerde bol oy kazanması (!) dileğinde bulundu.
Karaman&[#]8217;ın ayakkabılı tepkisi güzel bir cevap oldu.
Buna tam zamanında yapılan anlamlı bir çıkış da denilebilir.
Karaman, 10 Ocak&[#]8217;ta gerçekleşen yemekli etkinlikten sonra bu çıkışla bir kez daha dikkatleri üzerine çekti.
Bartın Gazeteciler Derneği&[#]8217;nden sonra Gerçek Gazeteciler Derneği de aktif ve etkili görüntüler vermeye başladı.
Başkan Karaman arkadaşlarıyla birlikte başarılı bir faaliyet gerçekleştirdi, topuklu protestosuyla ses getirdi.
Kendisini kutluyoruz.
Haber yaygın basında birçok gazete ve televizyon kanalında yayınlandı.
Bu arada Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı Güngör Yavuzaslan&[#]8217;da boş durmadı.
Ermeni meselesi konusunda önemli yorumlar ve haberler yaptı.
Yavuzaslan&[#]8217;ın Ermeni terörüne kurban giden çoğu diplomat 41 Türk vatandaşını hatırlatan yazısı da dikkat çekici ve çok anlamlıydı.
O yılları bilenler bilir.
Asıl soykırımı Ermeniler yaptılar.
Diplomat soykırımı, büyükelçi soykırımı, katliamı yaptılar.
80&[#]8217;li yıllarda yapılan saldırılar milletimizi ve dışişleri camiasını derinden üzmüş ve sarsmış, basına yansıyan haberlere göre Ermeni terör örgütü ile mücadele için ekipler oluşturulmuş, yurt dışına gönderilmişti.
Ermeni teröristlerin saldırıları sonucu şehit olan diplomatlarımızı ve vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.
Bu konuda araştırma yapan ve elde ettiği bilgileri basınla paylaşan Yavuzaslan&[#]8217;ın çalışması bizi yeniden o yıllara götürdü.
Yavuzaslan bununla yetinmedi, Ermenilerin Azerbaycan&[#]8217;da yaptıkları katliamları da hatırlatarak bir kez daha gözler önüne serdi.
Hocalı köyündeki vahşeti anlatan yazı gazetemizin bugünkü sayısında yer alıyor.
Ermeniler diplomat soykırımı yaptılar dedik ya Hocalı&[#]8217;daki daha beter.
Yavuzaslan&[#]8217;ın araştırması ve derlemesi ile gazetemizin 7. sayfasında yer alan haber asıl soykırımın orada yapıldığını gösteriyor.
İki meslek örgütümüz de Fransa&[#]8217;nın çıkardığı Ermeni yasası sonrası gelişen sürece önemli katkılarda bulundu.
Kamuoyunu bilgilendirici, aydınlatıcı ve uyarıcı oldu.
Denekler (her konuda) ne kadar aktif olursa o kadar iyi.
Bu aktiviteler Bartın&[#]8217;ın gelişimine, demokrasisine katkı yapar, destek olur.
Gazeteci Dernekleri bu anlamda üzerine düşeni yapmalıdır.
İki derneğe de başarılar diliyoruz.
Başkanlık bahane, vekillik şahane (II)
Belediye Başkanlığı makamının milletvekilliği için basamak yapılıp sıçrama tahtası olarak görülmesiyle ilgili yazımızda eski başkanlardan Rıza Yalçınkaya ve Oğuz Pir örneklerini vermiş, Başkan Akın&[#]8217;dan da şöyle söz etmiştik:
&[#]8220;Başkanımız Cemal Akın&[#]8217;ın gönlünde yatan aslan da bu.
Cemal başkan da milletvekilliği hesabı yapıyor.
Öyle sanıyorum ki uygun bir zamanını bulunca şartlar da müsait olursa aday olup başkanlık defterini kapatacak.
Keşke belediye başkanlığı devamlı bir iş olarak görülse&[#]8221;
Yazımızdan sonra Belediye Başkanımız Cemal Akın aradı.
Dedi ki: &[#]8220;Aklımda milletvekilliği yok ama sen yazınca geliyor.
Üstlendiğim görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışmaktan başka bir şey düşünmüyorum.
Görev süremin hakkını vermeye çalışıyorum&[#]8221;
Başkanımız &[#]8220;Ben işime bakıyorum&[#]8221; mesajı verdi.
Biz de zaten başkanlar işlerine baksınlar, yatıp kalkıp vekillik rüyaları görmesinler, görev sürelerini yarım bırakmasınlar, yerel seçimler dururken genel seçim hesapları yapmasınlar diyoruz.
Başkanımız daha önce birkaç kez milletvekili adayı olup kaybetmişti.
Belediye Başkanlığına ulaşması da kolay olmamıştı.
Ona da birkaç denemeden sonra ulaşmıştı.
Kendisi iki kulvarda da koşmuş bir isim.
Bir başka deyişle potansiyel aday.
Milletvekilliği hesabım yok diyor.
Önümüzdeki süreç zaten buna uygun değil.
Çünkü genel seçimden önce yerel seçim var.
Dolayısıyla başkanımızın bu süreçte bütün hesaplarını belediyeye yönelik yapması gerekir.
Sözlerinden de zaten bu anlaşılıyor.