Ankara'da lüks bir restoran...
Dört kişi yemekteyiz.
Arka masada üç güzel kadın...
"Zonguldak" lafını duyar gibi oldum.
Sonra ilçemizden, belediye başkanımızdan söz ediyorlar.
Bir kulağım iyi işitmiyor.
Arkadaşımla yer değiştirdim.
Yemin ediyorum, kadının sıcaklığı bizim masayı bile yakıyordu!
Burayı geçelim, olayı anlatayım.
Bizim belediye başkanı, mazgal kapağı yaptırmak istiyor.
Bu sorununu bir kadına anlatıyor.
O kadın, bizim başkanı Çankaya'da bir ofise götürüyor.
Ofisin kapısı açılıyor!
Aman Allah'ım!
Başkanı karşılayan kadın, bizim arka masada oturan kadın!
Başkan çarpılıyor!
Kadın, mazgal kapağı işinin kolay bir iş olduğunu anlatıyor.
Karşılıklı telefonlar alınıyor.
Başkan, kadından öyle etkilenmiş ki!
Bir başka gün, aracı kadını atlatıp, bu afeti devrana gidiyor!
Kadın başlıyor başkana yazmaya!
Başkan geliyor gaza!
Ama ofiste tertibat kurulmuş!
Kadın, başkan çırılçıplak soyununcaya kadar oynuyor!
"Cıs", "Dokunma", "Ay", "Vay" derken, vermiyor tabi!
Başkanın hayalleri yıkılıyor, dönüyor söğüt dalına!
Sonra bir gün arıyor, mazgal kapaklarını soruyor!
Kadın iki adet doğrudan temin faturası kesip başkana gönderiyor.
Başkan ödemek istemiyor. İlk aracı kadınla Çankaya'daki ofise gidiyor.
Afeti devran, bilgisayarı açıp başkanın çırılçıplak görüntülerini, kendisine nasıl asıldığını gösteriyor!
Başkan iki adet doğrudan temin faturasını, mazgal kapakları olmadığı halde ödüyor.
Ama hala aklı kadında!
Bir gün yurt dışına çıkarken kadını arıyor!
"Ben yurt dışına çıkıyorum. Dönüşte İstanbul'da buluşalım" diyor.
Başkan, yurt dışı gezisini kısa kesiyor.
Otele gelip kadını bekliyor.
Kadın geliyor!
Başkan, çırılçıplak, hazır kıta bekliyor
Kadın, "Sen ne terbiyesiz adamsın? İnsan lobide karşılamaz mı?" diyor ve başkana iki tane tokat atıyor!
Başkanın başı öne eğiliyor!
Hayaller suya düşüyor!
Ama yılmıyor, sevgili başkan!
Kadın ve bir arkadaşı, hafta sonlarına Amasra'ya geliyorlar!
Otel ve yemek masraflarını ödüyor başkan!
Geçerken arabanın bagajına manda yoğurdu, kaşar peyniri de koyuyormuş!
Kadın, başkanı ne kadar çarptıklarını hatırlamıyorlar bile!
"Kerizi iyi söğüşledik. Seçimi kaybettikten sonra bir daha aramadık" diyorlar.
Tam dönüp masaya, "Siz bizim başkanımıza nasıl 'keriz' dersiniz?" diyecektim!
Arkadaşlar müdahale ettiler!
Seçildiği partisine bile seçim yardımı yapmayan bu başkanın, Ankara'daki partilerde yaptığı harcamaları duyunca, aklım şaştı!
İşin en üzücü tarafı, bu kadar parayı döküp, hiçbir şey yapama!
Bir de sana "keriz" desinler!
Ben sana bir şey diyeyim mi, sevgili başkan!
Sakın aday olup milletin karşısına çıkma!
Billboardlara asarlar fotoğrafını!
Bir daha hiç kaldıramazsın!