´Angaralı Şerafettin´ ve ´İçimizdeki Angaralılar´ yazılarından ötürü tepkisini ve desteğini dile getirenlere teşekkür ederim.
Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor.
Bizim millet pek alıngandır.
Eleştiriye tahammül edemezler.
Goygoycular da yazılarda adı geçenleri arayıp iyi pompa yapıyor.
Bunlar yeni şeyler değil.
Biliyoruz.
Ankara Zonguldaklılar Derneği Başkanı Şerafettin Üstünkol aradı.
Bu konuları tartıştık.
Zaman zaman gerildik.
Bir ara mahkeme falan dedi.
Hemen dava açmasını ve mahkemeye çıkıp kendisiyle yüzleşmek istediğimi söyledim.
Atilla Öksüz´ün kafasından geçenle ağzından çıkanın aynı olduğunu en iyi bilenlerden biridir Şerafettin Üstünkol.
Bunu da unutmaması gerekir.
Atilla Öksüz, inandığı şeyleri yazma çabası içinde olan bir gazeteci.
Hep öyle olacak.
Yazılarımda ne demek istediğimi de en iyi kendisi bilir.
Kendisini sevip saydığımı bilir.
Ama sözümü esirgemeyeceğimi de bilir.
Aynı sevgi ve şafkati de her zaman kendisinden görüyorum.
Bu yüzden fazla üzülmesine gerek yok.
Dolayısıyla amacımız ne Şerafettin Üstünkol´a ne başkasına hakaret değil.
Amacımız kişilerin kişiliğini değil, görev alanlarında ki uygulama biçimlerini eleştirmek.
Mesela dün Şerafettin Bey kendisi söyledi.
Meğer kendisi Ankara´da böyle bir heykel olduğunu bile bilmiyormuş.
Bu ne acı bir durum.
Buradaki heykelin içler acısı durumunu düzeltmek sadece bir sembol.
Heykelin bu hali Ankara´da yaşayan tüm mevki ve yetki sahibi Zonguldaklıların kendi bölgelerine bakış açısını ortaya koyuyor.
Benim sonuç olarak tespitim bu.
Ankara Zonguldaklılar Derneği´nin eskiye göre önemli bir çaba sarf ettiğini elbette görüyoruz.
Ama etkili bir dernek için etkili bir yönetim gerekiyor.
Şerafettin Bey yalnız kalıyor.
Bu doğru.
Ama başka işi yok.
Zamanı bol.
Bu nedenle önemli görev kendisine düşüyor.
Zonguldaklılar Derneği´nin güçlü olması, siyaset ve bürokrasi üzerindeki etkiyi arttırır.
Biz Şerafettin Bey ve arkadaşlarından bunu bekliyoruz.
Siyaset üstü bir dernek olsun istiyoruz.
Ankara´da güç olmak çok zor değil.
Ama öncelikle herkes kendi görev alanındaki kulvarı dolduracak.
Şerafettin Bey ve arkadaşları kapıları çalacak.
Sonra başka kapılar açılacak.
Ankara´daki Zonguldaklıları memleketine yabancılaştıran değil, kucaklatan bir dernek mantığı olması gerekiyor.
Madenci heykelinin durumu Ankara´daki Zonguldaklıların genel eğilimini ortaya koymak için yeterli bir neden.
Zonguldak sevgisini ağızlarında sakız yapanların icraat yapmasını bekliyoruz.

Bu komediye dikkat edin!


Filyos Projesi kapsamında hani bir liman inşaatı düşünüyordu.
Bir dönem KARDEMİR´in yapmaya niyetlendiği ama altından kalkamadığı için vazgeçtiği.
Filyos Sanayi Projesi kapsamında bu düşünce devam ederken başka bir gelişme oldu.
KARDEMİR şimdi Filyos´un göbeğine kendine özel bir liman yapmak üzere.
Yıllık 5 milyon tok kapasiteli olacak.
İki büyük liman arasında 3 kilometre olacak.
Arada bir antik liman var.
O da yetmedi bir de balıkçı barınağı.
Bu nasıl bir iştir anlamak mümkün değil.
Her ilçeye, her beldeye liman mı olur.
Bu suçtur.
Katliamdır.
Kim bu komediye dur diyebilecek bakacağız.