Milletvekilleri, seçildikleri günden bu yana birbirleriyle didiştiler.

Danışmanları birbirini yedi.

Bu milletvekillerinden hiçbir fayda görmedik.

Seçildiniz, ceylan derisi koltuklara oturdunuz.

Maaşlarınızı, yolluklarınızı tıkır tıkır alıyorsunuz.

Kimi evini yeniledi, kimi arabasını...

Sağlık güvencenizi ömür boyu garantilediniz.

Peki, daha ne istiyor, ne bekliyorsunuz?

Biz artık sizden; kendinizi değil, kentinizi düşünmenizi bekliyoruz.

Bazı danışmanların atama-tayin işlerinden, işe adam yerleştirmeden para aldıkları iddialarını duymaktan, yazmaktan bıktık, usandık.

Cumhuriyet, kuruluşundan itibaren bu seviyede düşük bir siyasi kalite görmedi.

Evet, geçmişte de eleştirilen bir-iki milletvekili olurdu.

Ama hiç olmazsa, biz sadece o milletvekillerini eleştirirdik.

Şimdi bir de danışmanları çıktı başımıza...

Siyaseti bilmedikleri gibi, para işlerini de ellerine, yüzlerine, gözlerine bulaştırıyorlar!

Bu işler, bu kadar ayağa düşmemişti…

Neydi o meşhur atasözü?

“Ananı belleyen kadı ise, kime şikayet edeceksin?”

Kime şikayet edelim?

Köprüyü ‘park’ yapacak…

“Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, ‘Köprü benim, istediğimi yaparım. İster açarım, ister kapatırım’ diyor” demiştik ya...

Dün Kantarcı bir açıklama yaptı:

“Geçtiğimiz günlerde hem köprünün bakımını yaptık, hem de bazı denemelerde bulunduk. Şimdi de Çaycuma’nın girişine bir turizm ve danışma bürosu kurduk. Köprünün üzerinde bir bölümü buna ayırdık. Trafik yine iki şeritten akıyor…”

Başkan diyor ki:

“Köprü benim, istediğimi yaparım.”

Burada bir tartışma yok.

Peki, başka ne diyor?

“Kazandığımız alanı park-bahçe gibi düzenleyeceğiz. Orayı çiçeklendirip oturma bankları koyacağız. Halkımız, özellikle yaz günlerinde çoluk-çocuğuyla oturup, dinlenebilecek, ırmağın üstünde hoşça vakit geçirebilecek…”

Ne şimdi bu?

Allah korusun, orada bir kaza olsa, bunun hesabını kim verecek?

Yakında dansöz oynatır!

Çaycuma Kaymakamı Sayın Serkan Keçeli…

İlçenin Belediye Başkanı, köprüyü kafasına göre kapatıyor.

“Bakım yapıyorum” diyerek trafiği kesiyor.
Sonra oraya turizm bürosu kuruyor.
Şimdi de bank atıp, çiçek dikecekmiş.
Galiba siz de orada oturup manzara seyredeceksiniz!
Bakın, sizi buradan uyarıyorum.
Allah korusun, orada birinin canı yanar, sorumlusu siz olursunuz.
Kaymakam Bey, siz böyle seyre devam edin.
Bülent Kantarcı yakında köprünün işletmecisini ÇAYBEL’e verirse şaşırmayın!
“Turizm Bürosu” diye açtığı gişeyi; büfeye çevirir, içki satmaya, hatta köprünün üstüne meyhane açmaya kalkarsa şaşırmayın.
Böyle Kaymakam bulunca, Bülent Kantarcı yakında köprü üstünde dansöz bile oynatır!

Nasıl olsa köprü onun! Karışan yok, eden yok!

Herkes rol çalıyor!

Zonguldak Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu’nun kapalı tribün inşaatının ihalesiyle ilgili tartışma oldu.

Zonguldak Kömürspor Kulübü Başkanı Süleyman Caner bir tarih söylemiş.

Biri o tarihin üstüne atlamış.

Ertesi gün AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun bir açıklama yapıyor. İhale tarihi başka...

Şimdi herkes birbirinden rol çalmaya kalkarsa, sorun çıkar.

Kaos olur. Bir adım ileri gidemeyiz. Herkes işini doğru, düzgün yapmalı.

Herkes rolünü düzgün oynamalı.

Kendi rolünü düzgün oynayamayanlar, başkalarının rolünü kapmaya çalışmamalı.