Nitelikli dolandırıcıya sahip çıkan siyasetçiye "nitelikli siyasetçi", onun danışmanına "nitelikli danışman", danışmanı finanse edene "nitelikli işadamı", bunları görmezden gelene de "nitelikli gazeteci" diyeceğiz. Hatta bu nitelikli siyasetçinin talimatıyla, nitelikli dolandırıcıya destek olan bürokratlara da "nitelikli bürokrat" diyeceğiz.
Şimdi işadamı kılığındaki nitelikli dolandırıcıları, nitelikli dolandırıcılara sahip çıkan danışmanları, danışmanların çalıştığı siyasetçileri yazmazsak, kente ihanet etmiş oluruz. Danışman görünümlü bu şarlatanların avanta taleplerine yönelik yüzsüzce istekte bulundukları ses kayıtları sokağa düşmüş.
Düşünebiliyor musunuz?
Danışman, "Herkese beş bin, ama sana indirim yaparız" diyormuş!
Yapmış da! Tam tamına 500 lira indirim yapmış!
Parayı almışlar, ama işi yapmamışlar, iyi mi?
Kadın hala ortalıklarda dolanıyor.
Sahi nasıldı o hikaye?
Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya, 'Ben bunu aldım' demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
Az sonra ördeğin sahibi gelmiş:
'Hani bizim ördek?'
Fırıncı boynunu büküp, 'Uçtu' deyince, iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca, korkup kaçmaya başlamış... Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.
Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler, hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.
Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikayet etmiş.
Kadı, fırıncıya sormuş:
'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'
Fırıncı, 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:
'Ördeğin karşısında 'tayyar' yazılı... Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikayetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'
Davacı, 'Ne olacak?' diye sorunca kadı:
'Şimdi, fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'
Tabi gayrimüslim şikayetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı:
'Tamam, karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'
Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
'Senin şikayetin ne?'
Yahudi ellerini açmış:
'Ne diyeyim kadı efendi. Adaletinle bin yaşa sen e mi?'
Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise, kime şikayet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu!
Hem salak, hem a salaklar...
Bunlar gerçekten salak! Hem iftira attığımızı, yalan-yanlış karalama haberlerle aba altından sopa gösterdiğimizi yazıyorlar, hem de bize bilgi sızdıran bürokratların kim olduğunu merak ediyorlar.
Eğer yazdıklarımız, bürokratların verdiği bilgi ve belgeye dayalıysa, demek ki kimseyi karalamıyor, yalan-yanlış şeyler yazmıyormuşuz.
Siz şunu söyler misiniz? Yazdıklarımızdan mı rahatsız oluyorsunuz, yoksa bize bilgi-belge verilmesinden mi?
Nitelikli dolandırıcının son bilirkişi raporundan hep birlikte rahatsız oldunuz, bunu biliyorum!
Bilirkişi raporunu nereden elde ettiğimizi merak ediyorsunuz! Söyleyelim mi?
A salaklar! O davanın kaç tarafı var? Tarafların birinden aldım işte!
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bilirkişi raporunu bize hangi bürokrat sızdırabilir ki?
Asli görevlerini unutup, sağa-sola asılsız ihbar dilekçeleri yazarak, kamu görevlilerini töhmet altında bırakan siyasetçi, danışman ve nitelikli dolandırıcılara, vergi kaçakçılarına kim "dur" diyecek?
Zonguldak'ta istedikleri gibi at oynatamayanların iktidar gücünü kullanarak oluşturmaya çalıştıkları lobiye kim "dur" diyecek?