Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban, Pusula Yayın Grubu’na verdiği röportajında, “İtelemekten yorulduk” diyerek, kentteki hantallığa dikkat çekti.


Sayın Ali Kaban’ın, yaklaşık 2 sene önce Zonguldak’a geldiğinde ilk ziyaretimizde bizlere verdiği heyecan, gelecek adına umutlanmamıza neden olmuştu…


İlk sohbetimizde, “İnşallah bu şehir hevesinizi kırmadan düşündüklerinizi yerine getirebilirsiniz” diyerek, bugünlere işaret etmeye çalışmıştım.


Genelde bir senede bu şehir, gelen Valilileri yenip pes ettirirken ve yeni arayışlara girmesine vesile olurken, Sayın Vali Kaban, 2’nci senesi olmasına rağmen hala daha proje üretmekten ve uygulamaya çalışmaktan yılmıyor.


Zira birinci asli işi olmamasına rağmen Zonguldak merkezindeki görüntüyü değiştirebilme adına düşünen, ortaya proje koyan bir Vali olarak karşımıza çıkıyor, ama yine bir takım güçleri aşmakta güçlük çekiyor…


“Lavuar alanı” diyor, ortaya somut proje ve para koyuyor, TTK ve Zonguldak Belediyesi sağıra yatıyor…

Herkesin yıllarca eline-yüzüne bulaştırdığı Tekel binası meselesini kökten çözmek için yıkma kararı alıyor, belediye ve TTK’daki bürokrasi ile hantal yapı karşısına çıkıyor…

69 Ambarları’nı boşaltıp kirliliği ortadan kaldıracak yapılaşmayı geçirmek için çaba gösterip proje çizdiriyor, bildik güçler değişik taktiklerle engel olmaya çalışıyor.


Filyos Projesi ve limanı için en somut projeyi ortaya koyuyor, birinde müteahhitlerin kayıkçı kavgası, diğerinde işadamının işgüzarca açtığı dava karşısına çıkıyor.


Turizm ve ilgi çekmesi için teleferik fikrini açıklıyor, bilen-bilmeyen, ağzı olan herkes konuşup hevesini kırıyor…


Yıllardır her gelen valiye bu zorlukları yaşatan güçler, biraz imkan, biraz da zaman verin…


Zincirler kırılacak gibi…


Aman Sayın Valim, sakın yılmayın… Az kaldı, eşiği aşınca, olur bu işler…


Evladın kokusu…


Ekip ve meslek arkadaşımız Ender Yüksel’in amcasının torunu Çağdaş Arslan’ı dün binlerce kişi yolcu etti.


Beycuma, Beycuma olalı böylesi kalabalık görmemiştir…


Zira Kozlu’dan yolcu ettiğimiz şehidimiz Yusuf Yelkenci’nin cenazesine de binlerce kişi katılmıştı.


Kozlu’da da, Beycuma’da da sessiz bir çığlık, vakur bir duruş vardı…


Babası, annesi ve kardeşinin, “Ağlamayacağız, Çağdaş böyle isterdi” demesi, bir duruşun göstergesi olduğu kadar, terör örgütü PKK, uzantısı HDP’ye de mesajdı…


Annesi Sibel Arslan’ın şehit Çağdaş Arslan’ın şapkasını koklayıp evladının kokusunu almaya çalışması ise, sözün bittiği yerdi…


Tansu Aydın, Yusuf Yelkenci, Çağdaş Arslan ve diğer şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken; ailelerine, arkadaşımız Ender Yüksel’e ve milletimize sabırlar diliyoruz.



Pusuda bekleyen bürokratlar…



Gündem seçim olunca, bürokratlarda bildik rehavet…

“Nasıl olsa seçim var, kimin ne olacağı belli değil, saldım çayıra…” misali işlerini, görevlerini yapmayan birçok bürokrat, adeta pusuda seçimlerdeki sonucu bekliyor.

Sonuçlara göre milletvekillerine yanaşacaklar, yerlerinin değişimi veya yerlerinden oynanmaması için ayak oyunlarına gidecekler.


Yine asıl işlerini yapıp, koltuklarının hakkını vermek yerine, el-pençe siyasetçi peşinde koşuyorlar, koşacaklar…


Halbuki verin koltuğunuzun hakkını, siyasetçi bilmezse halk bilir. O da bilmezse “Hak” bilir.



GÜNÜN SÖZÜ:



“İtelemekten yorulduk…”


Vali Ali Kaban


SÖZÜN ÖZÜ:



“Vatan sevgisi imandandır…”


Hadis-i Şerif