Bugün gazetemizin beşinci sayısıyla karşınızdayız.
Sigarayı bıraktıktan sonra da böyle saymıştım.
Önümüzdeki 18 Şubat´ta 5 yıl olacak.
Pusula´nın da 5 yıla ulaştığı, sonra 15 yıl, 25 yıl diye devam ettiği günleri göreceğiz.
Güzel bir ekip çalışması sergiliyoruz.
Ortaya daha okunabilir bir gazete çıkarıyoruz.
Bunun karşılığında da tebrik ve takdir alıyoruz.
Çarşamba günkü yazımda Bartın´ın bizi güler yüzle karşıladığını söylemiştim.
Yazımda bazılarının bizden rahatsız olduğunu da söylemiştim.
Bunlardan biri rahatsızlığını geçen gün yazdığı yazıyla belli etmiş.
Zavallı çocuk.
Kafayı benimle bozmuş.
Herhalde rüyasında da beni görüyor ve sık sık adımı sayıklıyordur.
Sanki ağabeyinin gazetesini yolsuzlukla, dolandırıcılıkla suçlayan kendisi değilmiş gibi hiç utanıp sıkılmadan sağa sola çamur atıyor.
"Ağabeyimi ben batırdım" demiyor da başkalarını karalıyor.
Utanmadan bana bir de mutlu musun diyor.
Pişkinliğin bu kadarı da fazla!
Asıl bu soruyu sana sormak lazım.
Aslında böyle davranarak kendine yakışanı yapıyor. Bu örnek gazeteciliğin bazılarının elinde olduğu zaman ne hallere düştüğünü gösteriyor. Şunun gazetecilik bilgisine bakın:
Mevkutesinden doğru buyurduğuna göre ben Yazı işleri Müdürü olmalıymışım.
Neden Yazı İşleri Müdürü olayım?
20 yıllık gazeteciyim. Arşivimi açarsam içinde kaybolursun. Mesleğe yıllarını vermiş, tecrübe ve deneyim sahibi gazetecilerin yeri Genel yayın Yönetmenliği&[#]8217;dir.
Bu yüzden bu görevdeyim.
Gazetelerdeki en üst mertebe burasıdır.
Gazetelerin yayınlarını adı üzerinde Genel Yayın Yönetmenleri yönetir.
Genel Yayın Yönetmenleri gazetelerde gazete sahiplerinden sonra gelen ikinci adamlardır. Bu dersten sonra sana bir ders daha vereyim.
Bak kulağını aç da beni iyi dinle:
Gazetecilik şahsi meselelere alet edilemez.
Bu en bilinen meslek ilkesidir.
Demokratik bir ülkede yaşıyoruz.
Benimle bir meselen varsa bunu başka yollardan da halledebilirsin.
Eski gazetem yayınları yüzünden batmadı ki muhasebesi ve mali idaresindeki hatalardan dolayı battı.
Eski gazetemi bu noktaya sürükleyenleri hemen-hemen herkes biliyor.
Üç yıl boyunca bu gazete devleti dolandırıyor, yolsuzluk yapıyor, yetkililer nerede diye bangır-bangır bağıran, müfettiş isteyen, basın müdürlerini, valiyi şikayet eden, suç duyuruları yapan sen değil miydin!
Kimi kandırıyorsun. Hadi ordan!
Bu yazıyı yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için yazıyorum.
Kimseye gel Bartın´a gazete açalım demedim. Ben bir sözümle insanlara 100 milyarlık yatırım yaptırabilecek kadar büyük bir adam mıyım?
Kimseyi de ayartmadım.
Arkadaşlarımın hepsi özgür iradeleriyle, gönüllü olarak, inanarak ve büyük bir kararlılıkla burada.
Sana cevap veriyorum, reyting yapacağım diye sevinme.
Gazetemizin sahibi Ali Rıza Tığ ile birlikte Vali İsa Küçük´ü ziyaretimizde bir tavsiye aldık.
Vali Bey bize "Gazetelerin ve gazetecilerin birbiriyle uğraşmaları iyi değil. Kişisel hesaplarla uğraşmayın, bu konulardan uzak durun" tavsiyesinde bulundu.
Vali Küçük, bu tavsiyeyi bize geçen yıl da yapmıştı.
Biz de o zaman büyük sözü dinleriz demiş ve atışmayı bırakmıştık.
Vali Küçük´ün tavsiyesine uyacağız, biz işimize bakacağız.
Bizim sizinle uğraşacak kadar boş zamanımız yok.
Bu yazı ağzınızın payını vermeye yeter de artar bile.
Hadi bakalım başka kapıya.


Yaz Sezai


Bartın´ın en büyük sorunu ne diye sorulsa hiç şüphesiz hemen herkes "işsizlik" der.
İstihdamın yetersiz oluşundan kaynaklanan sorun 2004 yılında çıkarılan teşvik yasasına rağmen çözülemedi.
İşsizlik göçe yol açtı.
Bartın bu yüzden Türkiye´nin en çok göç veren illerinden biri oldu.
Yörenin yumuşak karnı "işsizlik" yerelde ve genelde her dönemde seçim malzemesi oldu.
Bunun son örneğini 29 Martta yapılan yerel seçimlerde gördük.
Adayların birçoğu bunu seçim malzemesi yaptı. Belediye Başkanı seçilen Cemal Akın da bunlardan biriydi.
Başkan Akın kısa bir süre önce yaptığı açıklamada 6 ayda 3 bin kişinin belediyeye müracaat edip kendisinden iş istediğini söyledi.
Açıklamasında Bartın´ın en büyük sorununun işsizlik olduğunu belirten Başkan Akın, kendisine yapılan başvurulara cevap verebilecek durumda değil.
Sorunun çözümü yeni istihdam alanlarının açılmasına bağlı. Bunu da belediye değil iktidar partisi yapacak.
Yatırımcıya yardımcı olmak gibi belediyenin de bu konuda yapabileceği şeyler var ama bu tek başına sorunu çözmeye yetmez.
Belediye Başkanı Cemal Akın seçim döneminde bu sorunu çözecek projelerinin olduğunu söyledi.
Bu konu da seçim döneminde çok açıldı.
Tutması, yerine getirmesi zor sözler verdi.
İş sözü bu sözlerin başında geliyor.
Eski milletvekilimiz Zeki Çakan´ın Zonguldak´tan aday olması üzerine 3 Kasım 2002 seçimlerinde ANAP´tan Bartın birinci sıra milletvekili adayı olan Osman Turna seçim gezileri sırasında kendisinden iş ve aş isteyenlere hep olumsuz yanıt verdi.
Osman Turna yapamayacağı bir şey için söz vermedi, gerçekçi oldu. Buna rağmen yine de iyi oy aldı.
Başkan Akın ise seçim döneminde karşısına çıkan işsizlik sorununa karşı hiç olumsuz bir tavır takınmadı. Kendisine bu konuda dert yanan herkese mavi boncuk dağıttı, iş isteyenlere bu sorunu çözeceğiz dedi.
Gazetelerin arşivleri ve MHP´den seçim döneminde gelen elektronik postalar da ortada.
Başkan Akın, belediye bünyesinde şirketler kuracağını, Organize Sanayi Bölgeleri oluşturacağını, işsizlik sorununu çözeceğini, dönemlerinde dedelerin torun özlemi çekmeyeceğini söyledi.
Başkan Akın´ın oy istemeye gittiği yerlerde kendisinden iş isteyenlerin isimlerini aldığını biliyoruz.
Bu notların büyük bölümünü İl Başkanı Sezai Bilgin´in tuttuğunu da biliyoruz.
Seçim döneminde yaşanan "yaz Sezai" diyalogları bugün espri konusu yapılıyor, gırgır malzemesi oluyor, tepkilere de yol açıyor.
Başkan Akın´ın dert yanar gibi konuşmaya hiç hakkı yok.
Belediyenin işçi bulma kurumuna dönmesi son derece normal.
Yeri geldiği için kaleme aldığımız bu yazıyla Başkan Akın´a istihdam konusundaki vaadini hatırlattık.
Başkan Akın bana göre seçimi vaatler sayesinde kazandı.
Başkan Akın´ın 5 yıl içinde gerçekleştirmesi mümkün olmayan bir yığın vaadi var.
Gazetecilik görevimizin gereği olarak yeri ve zamanı gelince bunları da tek tek hatırlatacağız.