TFF 3'üncü Futbol Ligi'nde mücadele edecek Zonguldak Kömürspor’un kulüp binası yok!

Zonguldak Kömürspor’un antrenman sahası yok!

Zonguldak Kömürspor’un futbolcusu bile yok!

Önce kadro kurulacak!

Sonra para bulunacak!

Federasyona lisans paraları yatırılacak!

Yine eksik yatırılırsa, geçen yıl olduğu gibi küme düşeceğiz!

Kulüp var, şirket var, para yok!

Bir de kadın basketbol takımımız var.

Onlar da Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde mücadele edecek.

Önce "60 milyon lira lazım"’ dediler!

Sonra "35-40 milyon lira lazım" dediler!

Zonguldak, enteresan bir yer!

Gazeteci, gazete çıkartıyor, para arıyor!

Kömürcü, kömür çıkarıyor, teşvik istiyor!

Biri, kadın basketbol takımı kuruyor, para istiyor!

Diğeri, futbol takımı kuruyor, para istiyor!

Parayı bulamayan bağırıyor!

Basını bağırıyor, kömürcüsü bağırıyor, kulüpçüsü bağırıyor, topçusu bağırıyor, basketçisi bağırıyor!

Bu bağırış-çağırış arasında benim aklıma Arı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Günay’ın sözleri geliyor:

“Bu derede bu kadar balık olur.”

Bu derede alabalık olur, aynalı sazan olur!

Bu derede yunus balığı olmaz!

Bu derede köpek bağlığı olmaz!

Bu derede balina olmaz!

Yusuf Günay Ağabey bazen, “Bu denizde bu balık olur” der!

Zonguldak’ın denizinde hamsi olur!

Zonguldak’ın denizinde mezgit olur!

Zonguldak’ın denizinde palamut olur!

Zonguldak’ın denizinde yunus olur!

Zonguldak'ın denizinde köpek balığı olur!

Ama balina olmaz!

Allah, herkesin çarşısına göre pazar versin!

Zonguldak’ta bu işin lokomotifi, Zonguldak Belediyesi olmalı!

Zonguldak Belediyesi, kulüplerimize destek olmaz!

Allah, hepsinin yardımcısı olsun!

Bebelere süt, büyüklere masal!

Zonguldak’ta seçim öncesi ne vaatler veriliyordu!

Çöplük alanına buz pateni!

Her mahalleye ekmek büfesi!

Her mahalleye çocuk kreşi!

Bebelere süt!

Büyüklere masal!

Neredeyse 120 gün oldu!

Zonguldak, bir adım ileri gitmedi!

Şimdi 200 kişiyi işten çıkartmaya çalışıyorlar!

İğneden-ipliğe her şeye yüzde 300-500 zam yapıyorlar!

"Bedava olsun" dedikleri Kapuz Plajı’nın girişini 30 liraya çıkartıyorlar!

Alkol alan Kapuz’a gidiyor!

Belediye çalışanları birbirini vuruyor!

Zonguldak halkı, plajı yönetemeyen kişiye belediyeyi teslim etti!

Eleştiriyoruz...

"Daha üç ay oldu" diyorlar!

"Dört ay oldu" diyoruz...

"Altı ay olsun" diyorlar!

"Muharrem Akdemir’den beter" diyoruz...

Birlikte fotoğraf çektiriyorlar!

MHP’de kılıçlar çekilmiş!

MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kotra, ilginç paylaşımlar yapıyor!

MHP Zonguldak İl Başkanı Mustafa Öztürk de çocukça paylaşımlar yapıyor!

Öztürk’ün yerel seçimler öncesi yaptığı çok ilginç paylaşımlar vardı!

"Tabi bizim paramız yok" filan diyordu!

Sonra Zonguldak Belediye Başkanı ve Adayı Dr. Ömer Selim Alan kendisini arıyordu!

Sonra normale dönüyordu!

24 saat geçmeden yine bozuluyordu!

Sonra Zonguldak’a, MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kotra geliyordu!

Değişik, değişik işler oluyordu!

Bu ara yine karşılıklı atışlar başladı!

Murat Kotra, direkt atış yapıyor!

Mustafa Öztürk, paylaşımları beğenerek dolaylı atış yapıyor!

Varol Demirköse de böyleydi!

Çocukça paylaşımlar yapardı!

Gerçi, o hala öyle paylaşımlar yapıyor!

MHP, il başkanları tercihini kötü yapıyor!

Sonra kurtulmak için uğraşıyor!

Daha doğru tercihlerle, partinin üstüne basarak yükselecek değil, partiyi omuzlarında yükseltecek il başkanlarına ihtiyaç var!

Kıssadan Hisse: Öfke...

Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş.

İlk gün çocuk, çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış.

O çivileri çite çakmaktansa, öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş.

Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış.

Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş.

Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş ve şöyle demiş:

“İyi iş çıkardın oğlum ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere 'özür dilerim' desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır.”

Hisse: Öfkenizi kontrol edin. Ya da oradan uzaklaşın. Öfkenin sıcaklığında insanlara daha sonra pişman olabileceğiniz şeyler söylemeyin. Hayatta bazı şeyleri geri alamazsınız. (Alıntı)

Günün Fıkrası: Saat...

Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı. Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatmaya başladı:

- Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti.

Adam, umursamaz bir tavırla başını salladı:

- Sahi mi? O saat hep geç kalıyor zaten!