Tarihçi, Zonguldak sevdalısı Prof. Dr. Ali Osman Özcan Hocamızın tespitlerini önemli buluyor ve paylaşıyoruz.
İstanbul’da yaşayan Özcan, Zonguldak’ın tarihi geçmişi, kültürü ve geleceği ile yatıp kalkan, durmadan düşünen ve düşüncelerini yazan bir isim.
Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde yaptığı son tespitlerini bir kez daha paylaşalım.
Diyor ki Ali Osman Özcan:
“Zonguldak halkının en büyük şikâyetlerinden biri, ilde işsizliğin yoğunluğu ve nüfusun gittikçe başka yerlere yerleşmesidir.
Bu durum Zonguldak’ın demografik yapısını da bozmaktadır.
Göç vermek, büyüme yerine küçülmeyi ifade eder. Zonguldaklı büyümek istemektedir. Zonguldaklı bugünkü durumdan hiç de memnun değildir.
O, ilinin göç alan il olmasını istemekte, her geçen gün büyüyen Zonguldak hayalleriyle yanıp tutuşmaktadır.”
[*] [*] [*]
Devam ediyor:
“Küçülmek; bir yerde ümidini kaybetmek, gelecekten korkmak, güvenmemek anlamlarına gelir.
Nüfusun azalmasıyla büyüyemeyip küçülmeye başlayan Zonguldak ilinde yaşayanlar, bu durumdan elbette şikâyet edeceklerdir.
Hele geçmişinde gelecek için umutlu bir ruh hali içinde olanlar, mevcut durumdan yana yakıla dert yanacaklardır. Bu da gayet doğal bir durumdur. Şikâyet Zonguldak ile ilgili yöneticilere, yani dış etkilere yüklenmektedir. İlde yönetici olanların ilin haklarını savunamadıkları yönünde bir anlayış da git gide artmaktadır.
[*] [*] [*]
Ali Kemali’nin ‘Erzincan’ adlı 1932 yılında Resimli Ay Matbaası’nda basılmış kitabının 358’inci sayfasında Zonguldak’ın göç aldığı ile ilgili şu bilgi yer almaktadır:
‘Şakavetin (eşkıyalık, haydutluk) çıkar yol olmadığını anlayanlar, ailelerini geçindirmek için İstanbul, Samsun, Zonguldak… gibi yerlere giderek amelelik (işçilik) yaparlar.’
Bu bilgiden de anlaşılacağı üzere 1930’larda Zonguldak iç bölgelerden göç alan bir vilayettir.
2000’lere gelindiğinde artık Zonguldak dışardan işçi alan değil, aksine dışarıya işçi veren bir yer haline gelmiştir.
[*] [*] [*]
2000’den önceki yıllardaki Zonguldak’a bakıldığında Ereğli Kömürleri İşletmesi (EKİ), Ereğli Demir Çelik Sanayi gibi çok önemli iki kuruluş karşımıza çıkar. Bu iki kuruluş kendi dönemlerinde başarılı kuruluşlar olarak kabul edilir. Ereğli Kömürleri İşletmesi daha sonraları Türkiye Taşkömürleri İşletmesi olarak isim değiştirmiştir. 1900’lü yıllarda taşkömürü işletmeleri münasebetiyle Zonguldak Anadolu’nun birçok vilayetinden çok sayıda işçi göçü alan bir ildir. Zaman tünelinde 40 haneli bir yerleşim yeri olarak beliren Zonguldak, günümüzde verdiği göçe rağmen il merkezi olarak 107 bin civarı bir nüfusa sahiptir. Her ne kadar yıldan yıla 2-3 bin civarı bir nüfus başka yerlere göç etse de, 40 haneli Zonguldak’tan 100 binin üzerinde bir Zonguldak kentinin doğmuş olması tesadüfi bir durum değildir. Bu durumda yukarıda bahsettiğimiz önemli iki sanayi kuruluşunun payının da bulunduğu söylenebilir.
[*] [*] [*]
Geçmiş yıllarda, özellikle Zonguldak’ın en büyük ilçesi olan Ereğli’de halkın refah seviyesinin çok yüksek olduğu birçok kez dile getirilmiştir. Hatta Ereğli ilçesi için ‘Küçük İstanbul’ lakabının takıldığını da Zonguldaklı olanlar bilir. Bugün ise, sanayi kuruluşlarındaki küçülme ve kapanmalara dayalı olarak gerek Ereğli ilçesi, gerek Zonguldak geneli gelir kaybı yaşadığı gibi, insanlar geçimini sağlamak üzere başka yerlere göç etmek zorunda kalmıştır.
[*] [*] [*]
Bir kenti kent yapacak olan oraya olan ticari ve sanayi yatırımlarıdır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kocaeli, Sakarya vb. metropollere bakıldığında, nüfusun katlanarak artışı oraların sanayi ve ticaret merkezleri haline gelişiyle alakalıdır. Karadeniz Bölgesi vilayetleri ise, her geçen gün sektörel bazdaki küçülmelere bağlı olarak göç veren yerler haline dönüşmektedirler. Bu durumda siyasilere, kenti yönetenlere çok büyük ve önemli görevler düşmektedir. Özellikle bölgenin sanayii ve ticaret merkezleri haline dönüştürülmesi açısından yöneticilerin yeni projelerle başkent Ankara’ya gitmeleri ve projelerini uygulamaya geçirebilmeleri Zonguldaklı için ümit kapısı olarak görülebilir.
[*] [*] [*]
Filyos Projesi’nin hayata geçirilmesi, demir çelik ve kömür işletmeciliğinin modern usullerle yeniden canlandırılması, turizm potansiyelinin verimli kullanımı için yeni girişimler de bulunulması, Karadeniz’in karşı kıyıları ile deniz ticaretinin canlandırılması ve Anadolu’nun iç kesimleriyle bağlantı yollarının ve taşımacılığın geliştirilmesi sadece Zonguldak ilini değil, komşu vilayetler ile tüm Karadeniz Bölgesi’ni ekonomik açıdan kalkındıracağı gibi yeniden göç alan yerler haline dönüşmelerinde de etkili olacaktır.
[*] [*] [*]
Ümidimiz milli gelirden daha fazla pay alarak metropol olma yolunda ilerleyen mutlu bir Zonguldak şehri görmektir.”
[*] [*] [*]
Aslında her şey açık…

Polemik değil, iş yapalım!

Siyasette ateş yükseliyor.
Daha da yükselecek.
Mecliste 2 Zonguldak Milletvekilinin sözleri amacından sapmış durumda.
Zonguldak’ın siyasetçileri; kolay yoldan politize olmayı, politize etmeyi seçiyorlar.
Detaylara girmek yersiz…
Olaylara ve kimin ne konuştuğuna bakmak yeterli...
Kişilere, olaylara ve söylemlerine biraz objektif bakabilirseniz, aslında gerçeği görmek zor değil.
Her zaman söylüyoruz.
Söylemekten yorulduk.
Siyasi nezaketin olmadığı yerde bazen ne söyleseniz boş…
Hizmetin öne çıkmadığı yerde ne söyleseniz boş.
Tarafların, kişilerin, camiaların hınçla hareket ettiği bir ortamda; ne siyasete kalite gelecek, ne hizmete…
Bu genelde böyle…
Bu hastalıktan başka bir şey değil.
Mesela, Filyos Projesi ve Filyos Limanı ihalesi konusunda özür dilemesi gerekenler, topu taca atıyor.
İşi pişkinliğe vuruyor.
Mesela, Filyos Projesi üzerinde kamulaştırmadan dolayı yürütmenin durdurulmasını sağlayanlar; önce bayram yapıyor, sonra işi pişkinliğe vuruyor.
Bu nedenle yok birbirlerinden farkları…
Olaylar farklı, kişiler farklı, ama mantık aynı mantık.
Sorunları, çözümü bir masada konuşacak kadar cesur değiller.
Sorunları, çözümü bir masada konuşacak kadar samimi değiller.
Al iktidarı, vur muhalefete…
Al muhalefeti, vur iktidara…
Üzgünüz, ama durum aynen bu.
Siyasette ateş ne kadar yükselirse yükselsin…
Yanan hep Zonguldak oluyor.