36 yıllık meslek yaşamımda bende en fazla iz bırakan isimlerden biridir Kemal Mert!
Mesleğin daha ilk yıllarında, İnanış Gazetesi’nden ayrılmak zorunda kalmıştım!
Maden işçisinin büyük grevi başlamıştı!
Tercüman Gazetesi muhabiriyim!
Ama fotoğraf makinam yok!
Ertesi sabah; “Al bunu kullan! Grev bitince getirirsin” dedi!
Grev bitti!
Makinayı teslim ettim!
“Aferin, başkası olsa makinanın üstüne yatardı” dedi!
O günden sonra Kemal ağabeyden ne istediysem hiç düşünmeden yaptı!
Dijital bir makinede günlük yayına geçecektik!
Çıkardı kredi kartını verdi!
“Git hepsini çektir! Taksit taksit ödersin” dedi!
En çaresiz anlarımda bir sözü ile çare olurdu!
En karanlık günlerimde, bir sözü ile ışık olurdu!
En mutlu anlarımda, ilk o arardı!
Saç tıraşıma karışırdı!
Giydiğim ayakkabıya karışırdı!
Bindiğim arabaya karışırdı!
Oturduğum eve karışırdı!
Beni aldı, alladı, pulladı, zirveye taşıdı!
Pusula, Zonguldak’ta tartışmasız bir numara ise Kemal Mert’in payı büyüktür!
Son dönemde kendisi için bir şey yaptığımda eşi Ayşe abla ile teşekkür ederlerdi!
Oysa ben, Mert ailesine vefa borcumu bir nebze olsun ödeyebilme fırsatı yakaladığım için mutlu oluyordum!
Sabah telefon geldiğinde sıkıntılı haberi aldım!
Kemal Mert’in ağabeyi, benim de ağabeyim Yüksel Mert, “Kemal’i entübe ettiler” dedi!
Az sonra bir daha aradı, “Ali, Kemal’i kaybettik” dedi.
Kemal ağabey gitti!
Aklımın yarısı gitti!
“Senin rakiplerin tembel! Bu yüzden onlardan çok öndesin” derdi!
“Aferin Ali” derdi!
En çok bu sözünü özleyeceğim Kemal ağabey!
Bir de “Aliiii” deyişini!
Sırf Kemal Mert istedi diye, yıllar önce eşim, çocuklarımla 5 yıldızlı bir otele tatile gittik!
Döndüğümde “Bir daha çocuklarla 4 yıldızlı otele gidemezsin. Git de görelim” dedi!
Kemal ağabey, bana ve aileme, beş yıldızlı bir hayat bıraktı!
Hakkını hiçbir zaman ödeyemem!
Şimdi genç gazetecilere ağabeylik yapma sırası bizde!
Ruhun şad, mekanın cennet olsun Kemal ağabey!
Başın sağ olsun Ayşe abla!
Başın sağ olsun Yüksel ağabey!
Başın sağ olsun Yiğit!

Helal olsun Nazmi Özden’e!

Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden, 23 Nisan’da Zonguldak Valiliği önünde Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana/avrat söven, “Sizi asfalta yatırır s…m” diyen Harun Yücel’i İl Disiplin Kurulu’na sevk etti.
Harun Yücel’in önüne gelen herkese küfür etmesi, parti içinde ciddi sıkıntılara neden oluyordu. Partililer, Harun Yücel’in yaptıklarının parti disiplin suçu olduğunu ve ihraç nedeni olduğunu belirtiyor.
Nazmi Özden’i, Harun Yücel’i disipline sevk ettiği için kutluyoruz!
Bakalım CHP İl Disiplin Kurulu üyeleri, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana/avrat söven, “Sizi asfalta yatırır s…m” diyen Harun Yücel’i partiden ihraç edebilecek mi?
Eğer, CHP İl Disiplin Kurulu, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana/avrat söven, “Sizi asfalta yatırır s…m” diyen Harun Yücel’i partiden ihraç edemezse, önüne gelen Belediye Başkanına söver!
Bunun önünü kimse alamaz!
Harun Yücel partiden ihraç edilirse, hem Zonguldak, hem parti büyük bir yükten kurtulur!
Harun Yücel, Disiplin Kurulu’na sevk edildiği haberini Pusula’dan okudu!
Soluğu Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden’in yanında aldı!
Harun Yücel, bir süre önce Merkez İlçe’den istifa eden damadı Suat Hamzaçebioğlu ile birlikte parti binasına geldi ve Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden’e “Beni neden disipline verdiniz?” dedi!
Nazmi Özden, “Bu mesele bizim partimizin namusu. Disipline vermek zorundaydık. Sen de gidersin, ifadeni verirsin” dedi!
Harun Yücel, “Keşke disipline vermeseydiniz” dedi!
Ağzından hiç küfür çıkmadı!
Demek ki Harun Yücel, kime küfür edeceğini biliyor!
Harun Yücel, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ettiği küfürleri Nazmi Özden’e edemedi!
Bizim tanıdığımız Nazmi Özden, kendisine o küfürler edilmiş olsa hem Harun Yücel’i, hem de damadı Suat Hamzaçebioğlu’nu partinin balkonundan aşağıya atardı!
Biz her zaman “CHP kurtulmadan Zonguldak kurtulmaz” diyoruz!
CHP’nin eline bir fırsat geçti!
Bakalım bu fırsatı değerlendirebilecek mi?

Zonguldak’ın kalkanları!

Zonguldak’ta profesyonel zıpkınla balık avcısı varmış!
Bu avcı, yasak dönemde akşamdan ağ atıp sabah kalkanları topluyormuş!
Herkes onun kalkanları zıpkınla avladığını sanıyormuş!
Sonra biri çıkmış, her şeyi ifşa etmiş!
Kalkanları tuttuğu yere kadar!
Ağları attığı yere kadar!
Biz, karada yapılan kaçak işleri yazmakta mahirdik!
Denizde olan kaçak işleri göremedik!
Hazine arazisine kaçak inşaat yapanları, hisseli araziye prefabrik ev yapanları yazdık!
Denizde kaçak kalkan avlayanları yazmasak olur mu?
Hem kalkanlara tek zıpkın değil, altı zıpkın birden atıyorlarmış!
Karada hak, hukuk, adalet!
Denizde zıpkın yerine ağ at!
Ne güzel iş değil mi?

Bir armağan ver bana!

Kozlu Balıkçı Barınağı’nda kaçak olarak yapılan iki katlı binayla ilgili bilgiler geliyor!
Kim arasa bir ‘Armağan’ lafı geçiyor!
Nedir bu ‘Armağan’ meselesi?
Bir anlatır mısınız?
Liman içine kaçak bina yapanlar mı ‘Armağan’ veriyor!
Yoksa ‘Armağan’ mı kaçak bina yapanlara veriyor?
Armağan’a mı kalkan veriliyor?
Kalkan’a mı ‘Armağan’ veriliyor?
Bu yazıyı Zonguldak/Devrek yöresinden ‘Halimem’ türküsü ile bitirelim:
“Kiraz aldım dikmeden
Halimem dallarını bükmeden
Bir armağan ver bana
Halimem ben gurbete gitmeden”