Hani, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem tatile çıkmıştı ya!

O tatildeyken, yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Adil Bahadır vekaleten bakmıştı ya!

Adil Bahadır, AK Partili belediye başkanlarını ziyaret etmişti ya!

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı aramıştı ya!

Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nu ziyaret etmişti ya!

Bu sayede, Zonguldak İl Özel İdaresi’nden tonlarca asfalt almıştı ya!

Sonra bizim Batuhan Karamalak’ı makamında ağırlamıştı ya!

Tahsin Erdem, zamanında terminaldeki yazıhanesinde çalıştığı akrabası Adil Bahadır’ı telefonla aramış, “Sen, ne yapmaya çalışıyorsun?” filan diye bir sürü ileri-geri laf etmiş!

İnsan, geçmişte ekmeğini yediği, elinden tutup partiye getirdiği eski patronuna, ağabeyine, hemşehrisine, akrabasına kullandığı üsluba dikkat etmeli!

Tahsin Erdem, beceriksiz, vizyonsuz olduğu kadar nankör de çıktı!

Bu rezillik yetmemiş...

Kendi adına bankada hesap açamayan, adına sim kartı alamayan, sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerle Zonguldak Belediyesi’ne 15 milyon liradan fazla borç takan Akın Kavi de aramış Adil Bahadır’ı!

“Tahsin abiye zarar veriyorsun. Batuhan Karamalak ile nasıl görüşürsün?” filan demiş!

Adil Bahadır, “Sen, kimsin de beni arıyorsun? Ben, kiminle görüşeceğimi sana mı soracağım?” ile başlayan güzel cümleler kurarak, Akın Kavi’nin yüzüne kapatmış!

Bir Belediye Başkanının düştüğü acze bakar mısınız?

Tahsin Erdem’in akıl hocası, Akın Kavi!

Tahsin Erdem’in koruyucu meleği, Akın Kavi!

Seviyeye bakar mısınız?

Tahsin Erdem, Akın Kavi’den Zonguldak Belediyesi’ne olan 15 milyon lirayı aşkın borcu alacağına!

Akıl alıyor!

Adam, ilan sitelerinde 20 milyona arsa satıyor!

1,7 milyona otobüs satıyor!

Adil Bahadır’a kızmalarının nedeni ne, biliyor musunuz?

Adil Bahadır, vekalet süresince aslında Tahsin Erdem’in ne kadar vizyonsuz, beceriksiz, iletişimsiz bir kişi olduğunu tüm Zonguldak’a gösterdi. 

AK Parti ile iletişim kurdu, asfalt aldı.

Batuhan Karamalak ile iletişim kurdu, gönül aldı.

Ama istiyorlar ki, Tahsin Erdem, kendi tezgahlarından kalkmasın!

Biz de Tahsin Erdem’in o tezgahta kalmasını istiyoruz!

Ama onların yarattığı sorunların sıkıntılarını yaşamak istemiyoruz!

5 ay önce sandığa koşanlar,

şimdi bir bidon su için koşuyor!

31 Mart’ta koşa koşa sandığa gidip, CHP adayı Tahsin Erdem’e oy veren Bahçelievler Mahallesi sakinleri, 150 gün sonra bir bidon su alabilmek için itfaiye aracının peşinden koştu!

Zonguldak’ta belediye seçimleri böyle geçiyor!

CHP seçmeni, kendi başkanına kızıp sandığa gitmiyor!

O zaman AK Partili bir isim belediye başkanı seçiliyor!

CHP seçmeni sandığa gidiyor!

Odunu, kimi koysan belediye başkanı seçiliyor!

31 Mart 2024 tarihinde de öyle oldu!

CHP’nin adayları içindeki en vizyonsuz isim, belediye başkanı seçildi!

150 gündür Zonguldak Belediyesi’nin başına gelmeyen iş kalmadı!

Ve bu beceriksizlikler, Zonguldak halkını rahatsız etmeye başladı!

Bir mazgalı bulamayan, bir boruyu tamir edemeyen, koca bir mahalleyi saatlerce susuz bırakan bir belediye yönetimi çıktı ortaya!

31 Mart’ta koşa koşa sandığa gidip, CHP adayı Tahsin Erdem’e oy veren Bahçelievler Mahallesi sakinleri, 150 gün sonra bir bidon su alabilmek için itfaiye aracının peşinden koştu!

Sorunu sadece CHP’liler çekmiyor ki!

Biz de çekiyoruz.

İsyanımız buna...

Murat Köseoğlu, herkesi üzdü!

TTK Üzülmez Müessese Müdürü Murat Köseoğlu, yaş haddinden emekli oldu!

Ama adının karıştığı hurda yolsuzluğunda, “Benim haberim yoktu” deyince, herkesi yaktı!

Ama hurdaların verildiği kişi, akrabasıydı!

Yani aslında tüm sorumluluk, Murat Köseoğlu’ndaydı!

Onun yüzünden 4-5 kişi görevinden alındı. 

Hurda yolsuzluğundan ceza alınca, kimseyle vedalaşmadan Üzülmez’den kaçarak gitti!

Kendisi böyle bir sonu hak etti!

Ama mesai arkadaşlarına büyük haksızlık etti!

River Mill Park Hotel Aqua Spa’dan şikayet var!

Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Çaydeğirmeni beldesinde faaliyet gösteren River Mill Park Hotel Aqua Spa hakkında şikayetler geliyor!

Çevre sakinleri, River Mill Park Otel’i termik santrale benzetiyorlar!

Düşük kalorili kömür yaktığını ve çevre kirliliğine neden olduğunu söylüyorlar!

Düşük kalorili kömür, sadece kaçak ocaklarda olur!

River Mill Park Otel, kaçak kömür kullanacak değil ya!

Aqua Park’a gelenler, kartla ödeme yaptıklarında fiş alabiliyorlar!

Nakit ödeme yaptıklarında fiş alamıyorlar!

En büyük şikayet bu!

Bir de sondaj işi varmış!

Biri kayıtlı, ikisi kayıtsız!

Biz, sondajı vurduk!

Bakalım, yetkililer suyu bulabilecek mi?

Susuz rakı!

Zonguldak merkezde su borusu patladı...

Bahçelievler Mahallesi susuz kaldı.

O gece insanlar susuzluktan kırılırken, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Kozlu’da bir gazetecinin misafiriydi!

Çilingir sofrası kurulmuş!

Roman vatandaşlar, sazın teline vuruyorlardı!

Muhtemelen işe girecek Romanların pazarlığı yapılıyordu!

Ama böyle bir akşamda...

Olacak iş mi bu?

Allah, akıl-fikir versin!

Şantiye şefi değişti!

Zonguldak Belediyesi Santiyesi'ndeki şef Erdem Güven, masa başına çekilmiş!

Yerine CHP’li müteahhit İdris Şahin’in oğlu Sercan Şahin getirilmiş!

Gözlerimiz bu şeflikte olacak!

Gireni-çıkanı takip edeceğiz!

Hangi mahalleye, hangi köye, hangi çiftliğe, hangi siyasetçiye, hangi gazeteciye malzeme gidiyor, bakacağız!

Bunların ayakları dolanır, bize yakalanırlar!

Bekleyip, göreceğiz!

Tay, sevildiği çayırı özler!

Zonguldak’ta bizim "çıngıraklı yılan" adını verdiğimiz kadın, yine bir kadından fena dayak yemiş!

Daha doğrusu kadın, "çıngıraklı yılan"ı kullanmış, kullanmış, dövüp kapının önüne bırakmış!

"Çıngıraklı yılan", yeni ufuklara yelken açmış!

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır!

Yine gelir!

Tay, sevildiği çayırı özlermiş!

Bu da öyle!

Gider, yine gelir!

Kıssadan Hisse: Ağustosböceği...

Ağustosböceği, yumurtasını ağacın taze dalı içine bırakır. Ağaç dalı içinde bir kurtçuk olarak dünyaya gelen ağustosböceği, dört hafta boyunca ağaç dalının özsuyunu içerek beslenir.

Çok kuvvetli bir çift ön ayağa sahip olan ve gagaya benzer güçlü ağızını kullanan ağustosböceği, dalda bir yarık açarak ağaçtan dışarı çıkar ve toprağa düşer. Bu, başladığı zorlu hayatın başlangıcıdır.

Sonrasında toprağı kazan ağustosböceği, dibine ulaştığı ağacın köklerine ulaşır ve köklerin özsularını içerek beslenir. Sonra da, durmadan, bıkmadan ve yorulmadan açtığı tünellerle diğer köklere ulaşır ve böylece tam 17 yıl geçer. Karanlıkta geçen tam 17 yıl ve büyük bir azim, sabır örneği bir yaşam...

Olgunlaşıp büyüyen ağustosböceği için yeryüzüne çıkma zamanı gelmiştir. Güneşe duyduğu özlem, onu yeryüzüne çeker. Kabuğu kalınlaşmış ve uçmayı bilmeyen ama hazır bir çift kanatla ağustos ayında toprağın üstüne çıkar. Bir kaç gün güneşin altında sabırla bekler ve üzerindeki sert kabuk yırtılır.

Solunum yolu üstündeki sert iki kabuk ve kabuk üzerindeki ince bir zar, bu zara bağlı kaslar onun sesi-soluğu olur..Vücudundaki bu kasları saniyede 500 kez hareket ettirerek, 17 yıllık sessizliğini bozup, sesini bütün dünyaya duyurur…

Ama onun yeryüzünde 4 haftalık ömrü kalmıştır...

Bu zorlu ve mücadele dolu hayatın 17 yılı toprak altında geçerken, yeryüzünde sadece 4 hafta yaşayabilen erkek ağustosböceğinin, ömrünün son deminde kendisine bir eş bulması gerekmektedir. Bunu da sesiyle ve şarkısıyla başarır.

Bu kısa süren aile hayatından sonra dişi ağustosböceğine, neslinin devamı için tohumlarını bırakır. Eylül ayı gelince de hayata veda eder.

Yani ağustosböceği, hiçbir zaman kışı göremeyecektir.

17 yıl boyunca verdiği mücadele, kısacık bir 4 hafta içindir.

Uzun lafın kısası, hoşça kal ağustos... (Alıntı)